şükela:  tümü | bugün
139 entry daha
  • 200.000 yıldır dünyada olan insanın cinsel ilişkiyi evlilikle bağdaştırılması çok yenidir. evliliğin resmi ilk kaydı milattan önce 2350 yılında yapılmış. kabaca 4000 yıllık bir mazisi var.

    ondan önceki 196.000 yıl boyunca tüm cinsel ilişkiler evlilik dışıydı. hatta ondan sonra da 13. yüzyıla kadar insanlar arasında yaygın bir evlilik arayışı yok. cinsel ahlakın yüceltilmesi ve evlilik kurumunun sürdürülebilir, kontrol edilebilir ekonomi için topluma tek seçenek olarak dayatılması çok güncel konular anlayacağınız.

    misyoner faaliyetlerin en yoğun olduğu dönemde kabilelerle ilgili alınan notlar, çoğu kabilede evliğin seksle değil oturup beraber yemek yemekle tanımlandığını gösteriyor mesela. iki insan birbirine aşıksa ve bunu aynı çatı altında yaşamak istiyorlarsa beraber yemek yiyorlar özel bir paylaşım olarak. seks ise gayet sıradan normal su içmek gibi bir ihtiyaç. seksin ayıplaştırılması ahlak öğretisinin halt etmesi özetle.

    iktidar sahipleri ilk günden beri tıpkı günümüzde olduğu gibi özgürlük alanlarını kendileri için olabildiğince geniş tutmaya ama kalabalık kitleleri sorun çıkaran içgüdülerinden uzaklaştırmaya odaklı politikalar üretmişlerdir. evlilik kurumu ahlak temelli değil istikrar temelli bir oluşumdur. önce bunu idrak etmeniz gerekli.

    seks 4 milyar yıl önce ilk hücre bölündüğü andan itibaren doğanın normal bir parçasıdır. bunu kontrol altına alma çabası ise akıntıya karşı kürek çekmekten ibaret beyhude bir telaştır. seks arzusuna denk ama zıt yönde bir baskı oluşturmak binlerce yıl sürmüş ama hala başarıya ulaşamamıştır. din başlı başına erkek içgüdülerini baskılamaya, daha açıkça ise erkeği kontrol edilebilir tutmaya yönelik bir öğretidir.

    kadına güvenlik içinde üreme, erkeğe ise kadın vaat eden bir öğretiyi toplumların binlerce yıl sahiplenme sebebi her bir bireyin için için bilincinde yatan vahşeti biliyor olmasıdır. serbest kalırsa yapabileceklerini bildiğinden, kendisi de dahil herkesin regüle edilebileceği sistemlere sığınmış durumda insanlık.

    işi doğaya bırakırsak neandertallerin başına gelen soykırım bizi de yok eder bundan içgüdüsel olarak haberdarız. acımasızlığımızı, gücü elinde tutan bir azınlığın özgürlüğe kavuşması pahasına kafesliyoruz. iktidara sahip olanlar ahlak ve ona bağlı ekonomik düzen sürdürdüğü için mutlu, toplum korktuğu içgüdüleri herkes için engelendiği için mutlu, bireyler meşru biçimde sekse ulaşabildikleri için mutlu oluyor.

    üstelik bu sistem, vahşi özgürlüğü, para edecek bir meta haline getirdiği için de tercih ediliyor. kaynaklara erişebilen zincirin tepesindeki bir azınlık her türlü arzusuna sahip olabilirken, geniş kitleler başka bir evrendeki sonsuz mutlulukla avutularak dizginlenebiliyor. insan olmaya dair bazı ihtiyaçların herkese sunulması elimizdeki kaynaklarla mümkün değil. herkese yetecek kadar yoksa onu ulaşılması zor bir yere koyup çaktırmadan tüketmek seçkinlerin işine geliyor.

    özgürce seks yapmak afrika savanalarında ayakları üzerine kalkan insanın normaliydi.
    ve onlar suyu damacanayla eve getirten torunlarıyla sabaha kadar taşak geçseler az.

    evrenin gözlükleriyle bakıldığında
    seksi getirdiğiniz hal hem zaaflarınızı, hem de aptallığınızı aynı anda gösteriyor.

    keşke siz de görseniz.
133 entry daha