şükela:  tümü | bugün
29 entry daha
  • taraftar futbola ilgi göstermeli, heveslenmeli, şampiyonluk heyecanını hissetmeli ki futbol ekonomisine can vermeye devam etsin. bildiğiniz şeyler işte forma alsın, maça gitsin, maç yayını satın alsın vs vs. bu para kaynağının yolu da büyük takım taraftarlarına çıkıyor. çünkü bizler planlı giden projelere değil, anlık başarılara prim veriyoruz, son haftada kaçan şampiyonluktan sonra küsüyoruz, hatta 2 sene üst üste şampiyon yapan hocaya üçüncü sezon yapamadığında teneke bağlıyoruz.

    endüstriyel futbolun yarattığı bu gerçekliğe uefa da kendi yöntemleriyle ayak uyduruyor; şampiyonlar ligi ve avrupa ligi'ni birtakım uygulamalarla iyice elitler ligi'ne döndürmeye çalışıyor: (bkz: #95574763)

    bizimkiler de bu durumun türkiye sınırları içinde bir benzerini, türk taraftar profilinin yarattığı para akış şartları sebebiyle, yabancı sınırını daraltarak yapacağını düşünüyor. çünkü şu anki yabancı sınırı sebebiyle son 4-5 yılda süperlig'deki dengeler değişti; anadolu takımları oyuncu transferinde doğru kararlar vererek yavaş yavaş üstünlüğü ele almaya başladı. şampiyonluk yarışına giren takımlara bakalım:

    15-16 - beşiktaş ve fenerbahçe
    16-17 - beşiktaş ve başakşehir (ite kaka bjk oldu)
    17-18 - galatasaray ve fenerbahçe (ite kaka gs oldu)
    18-19 - galatasaray ve başakşehir (ite kaka gs)
    19-20 - başakşehir ve trabzonspor (ts geride kaldı)

    (hele ki şu korona'dan beri seyircisiz maçlar oynanmaya başlayınca kendine büyük diyen takımların sahadaki halini daha da iyi görmeye başladık)

    büyük takımlar artık boğulmaya başladı, son viraja birlikte gelemiyorlar, en fazla bir tanesi yarışmaya devam edebiliyor. haliyle taraftar gücü olan sadece bir tane kulüp o sezonki futbol ekonomisine sene boyu can verebiliyor, diğerleri küsüp yarısında çıkıyor. bizim ülkede başarılıysanız yalnız kalmazsınız, başarısız olursanız boktan farkınız yok. bu iş futbola da bu şekilde yansıyor işte.

    dolayısıyla; bu yabancı sınırıyla bir 5 sezon daha devam edilirse neler olacağını tahmin etmek zor değil: büyük takım taraftarları, uzun bir süre istikrarlı bir takım izleyemeyecek, yeni yıldız oyuncular göremeyecek, kulüpler yetenekli gençleri elinde tutamayacağı için hevesi kursağında kalacak... haliyle sistemi besleme motivasyonu düşecek. alanya'nın, sivas'ın veya başakşehir'in bu ekonomiye can verecek sayıda taraftara ulaşmasına kaç sene var sizce? 5? 10? bence en az 20, ama "istikrarlı" 20 sene.

    düzenin başındakiler, yeniden 2000'li yılları veya 2010'ların ilk yarısını istiyorlar. hatırlarsanız eskiden anadolu takımları arada bir parlayıp yarışa girer, veya tavşan atlet gibi bir süre koşup sonra çekilirdi; 00-01'deki antep, 02-03 gençlerbirliği, 06-07 manisa, 08-09 sivas... fenerbahçe'nin son maçtaki mucizevi puan kaybı olmasa 09-10 bursa'sı da bu kategoriye girecekti. o dönem yabancı sınırlaması yavaş yavaş genişlemişti.

    anadolu takımlarının o parlayışları futbol endüstrisine renk getiriyordu, yani arada bir olunca güzel bir şeydi. ama hababam olursa da kötü(!) o yüzden 2010'ların ilk yarısında yabancı sınırı kademeli olarak azaltıldı ve o dönemdeki şampiyonluk yarışları yeniden istenen hale geldi:

    10-11 - fenerbahçe ve trabzonspor
    11-12 - galatasaray ve fenerbahçe
    12-13 - galatasaray ve fenerbahçe
    13-14 - fenerbahçe ve galatasaray
    14-15 - galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş

    ffp yüzünden avrupadan men cezası yemeye giden süreç bu dönemde başladı.

    o yıllarda yerli oyunculara ödenen bonservis ve yıllık ücretlere bakarsak aslında diğer yanlış yabancı transferlerin yanında çok büyük harcamalar olmadığını da görürüz. yani olay yerli oyuncuların ve onların menajerlerinin zengin edilmesi kadar, yapılan yanlış yabancı transferleri idi.

    çünkü yabancı sınırı o dönem yerli oyuncuları değerli kılıp götleri kaldırdığı kadar, sınırlı sayıda bulundurulan yabancıları da aşırı değerli kılıyordu ve onların da götünü aynı şekilde kaldırıyordu. quaresma, meireles, sneijder, podolski... hangisi bu ülkede kaldıkları sürenin tamamında yüzde yüze yakın oynadı? bu durum yabancı sınırı genişledikten sonra da devam etti ve bugüne gelindi. yani mevcut hale, mehmet topuz'lar tarık çamdal'lar kadar van persie'ler falcao'lar babel'ler yüzünden de düşüldü.

    şimdi öyle bir duruma gelindi ki; 35 yaşındaki papis cisse bu yaz kendine büyük diyen kulüplerce kapışılacak. 35 diyorum. bu adamı alan takımın taraftarları seneye şampiyonluk bekleyecek. bu adamı satan takım, seneye başka bir oyuncu alacak ve bir-iki sezon içinde büyük(!)ler bu sefer onun için kapışacak.

    kısacası: (bkz: #85582920)

    durum o kadar vahim işte. hani bu büyük(!) kulüpler arada bir ankara yapıp geliyorlar ya, sonra vergi düzenlemesi/borç ertelemesi cart curt geliyor, bu yabancı sınırı işi de aynı o hesap işte. bundan sonrası artık yeniden bir büyük(!) takımın birkaç seneliğine iyi bir kadro kurması, hegemonya oluşturma sınırına geldiğinde ise önünün kesilip diğer büyük(!)lere yol açacağı yıllar olarak devam edecek...

    yani 2020'ler avrupadaki yerimizi iyice geriye götürecek.