şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
266 entry daha
  • keşke olmasaydı dedirten. annem, babam, babaannem ve abimle birlikte yaşıyorum. her şey geçen hafta babamın halsiz düşmesiyle başladı. kendine konduramadığı için "cereyanda kaldım, o yüzden böyle oldu" dedi. kendisi de gayet dinç bi insan olduğu için yataktan çıkmayışı sorgulattı ama laf dinletemedim. ardından geçtiğimiz pazar akşamı babaannem ve annem rahatsızlandı. vücutlarının ağırdığını, halsiz olduklarını söylediler. aynı gün babaannem, ona bakması için halamı çağırdı. o gece babaannem sabaha kadar uyuyamadı, kustu. her ne kadar bunların normal olmadığını, test yaptırmamız gerektiğini söylesem de inatları yüzünden beni dinlemeyip üşüttüklerini söylediler. ertesi gün eve hemşire çağırıp babaanneme serum taktırıp anneme iğne vurdurdular. o akşam abim eve geldiğinde o da halsizdi, vücudunun ağırdığını söylüyordu. hemen sabahında şehir hastanesine giderek test yaptırdı. halk sağlığı'ndan arayarak testinin pozitif olduğunu, evden kimsenin 14 gün dışarı çıkmayacağını, gelip herkese test yapacaklarını söylemişler ve isimlerimizi almışlar.

    olaylar buradan sonra başlıyor. abimin test sonucunun pozitif olduğunu ben işten dönerken öğreniyorum ve geldiğimde eve girmiyorum. akşam saat 21:00 olduğunda gelen gidenin olmaması üzerine 112'yi aradım. abim için halk sağlığı'ndan aradıklarını, gelip evdeki herkese test yapacaklarını söylediklerini ama gelmediklerini ilettim. 112 bana halk sağlığı'nın numarasını vererek burayı aramamı, açmazlarsa tekrar kendilerini aramamı ve yardımcı olacaklarını söyledi. 3-4 kez aradığım halk sağlığı telefonları açmayınca tekrar 112'yi arayıp açmadıklarını söyledim. 112 de evdekilerin, özellikle belirti gösterenlerin isimlerini ve yaşlarını aldıktan sonra ambulans gönderdi. ambulans geldiğinde biz test yapacaklarını sanarken, kapıdan "eveeet, belirti gösterenlerden hastaneye gitmek isteyen gelsin" dediler. ben de "test yapmanızı bekliyorduk, öyle konuşmuştuk" dediğimde "biz test yapmıyoruz, hastaneye gitmek isteyen gelsin" dediler. ev halkı korktukları için hastaneye gitmek istemediklerini söyledi ve ambulans imza alarak geri gitti. bense bu noktada evdekilerin tutumuna çıldırmamak için kendimi zor tutuyordum.

    haa, bu arada abim diyabet, babaannem de kalp ve tansiyon hastası.

    ambulans gittikten sonra halk sağlığı'ndan abimi arayıp o gün gelemeyeceklerini, ertesi gün de 15 temmuz olduğu için belki gelemeyeceklerini ama bir sonraki gün mutlaka geleceklerini söylüyorlar. o gece halam ve babaannem üst kata, yurtdışında yaşayan halamların boş evlerine geçiyorlar. ben, abim, babam ve annem evimizde kalıyoruz ve abim tek bir odada izole hale geçiyor. tuvaletleri ayırıyoruz ve ben de mümkün olduğunca odamdan çıkmıyorum. herkes maskeyle dolaşıyor falan.

    ertesi sabah 11.30 gibi halk sağlığından geliyorlar ve biz yine salak gibi test yapmalarını bekliyoruz ve tabii ki öyle bir şey olmuyor. telefon numaralarımıza şifre gönderip o şifreyi alıp gidiyorlar. akşama doğru babaannem ve halam kötüleşince 112'yi arayarak durumu söylüyoruz. 112 gelip abim hariç hepimizi alarak en yakın hastaneye götürüyor. bundan sonrasını kendimiz halletmeye çalışıyoruz. kayıt işlemleri, sırada beklemeler vs. sekreterinden tut, doktoruna kadar insanlara o kadar hor davranılıyor ki. herkes kendi halinde. sosyal mesafe hak getire. yani hasta olmayan biri bile oradan hasta çıkabilir, o derece. babaannemi kırmızı alana alıyorlar, biz de polikliniklere geçiyoruz. annemle babama kan tahlili yapıp tomografi çekiyorlar ve sürüntü alıp test yapıyorlar. bana, babaanneme ve halama da öncelikle kan tahlili yapıp tomografi çekiyorlar. tahlil sonuçları çıkana kadarki süreçte ne kadar ısrarcı olsak da sürüntü testi yapmıyorlar.

    öncelikle babaannemin test sonucu çıkıyor ve doktor tomografide lezyon gördüğünü, sürüntü testi yapılacağını ve yatış verdiğini, gözlem odasına gitmemiz gerektiğini söylüyor. babaanemi gözlem odasına götürüp yatırıyoruz.

    sonrasında benim kan tahlili ve tomografi sonuçlarım çıkıyor. doktor temiz olduğunu, ama bunun korona olmadığım anlamına gelmediğini, pozitifmişim gibi yaşamam gerektiğini söylüyor. ben de kan testi ve tomografiden ilk aşamada sağlıklı sonuç çıkmayabileceğini, zaten ciğerlere son aşamalarda temas ettiğini, evdeki herkese test yapılıp bana yapılmadığını, sürüntü testi yapılmasını istediğimi, ona göre benim de bir yol izlememi ve temas ettiğim kişilere de ona göre bir şeyler söylememin gerektiğini anlatıyorum defalarca. bana "şu an sana test yaparsak emin ol negatif çıkacak" diyor. "yapın da bileyim o zaman" diyorum, tekrar tekrar ısrarcı oluyorum. bunun üzerine "bak, bunun kararını ne sen verebilirsin ne de ben. sağlık bakanlığının talimatları bu yönde" diyor. içimdekilerden başka söyleyecek bir şey bulamıyorum.

    ardından halamın kan tahlili ve tomografi sonuçlarına bakarak korona ilacı verip sürüntü testi yaptırıyor ve sonrasında gidebileceğini söylüyor doktor.

    anneme de aynı şekilde kan tahlili ve tomografi sonucu çıktıktan sonra korona ilacı vererek gidebileceğini söylüyorlar.

    babama ise tomografi sonucunu göğüs hastalıkları uzmanına gösterdikten sonra yatış veriyorlar.

    o sıra babaannemin bulunduğu gözlem yerindeki hemşire bana reçetesini doktoruna yazdırmamı söylüyor. doktora reçeteleri yazdırmaya gittiğimde tekrar sonuçlarına bakarak "aslında eve de geçebilir ya" diyor. "tomografide lezyon gördüğünüzü söylemiştiniz" diyorum. tekrar bakıyor sonuçlara ve babaannemi de taburcu ediyor.

    o gün, yani çarşamba günü saat 17:00 civarlarında gittiğimiz hastaneden 23:00 gibi taksiyle eve dönüyoruz. evet, taksiyle.

    babam o gece hastanede gözlem yerinde kalıyor. babaannemle halam üst katta, ben, abim ve annem evimizde bekliyoruz.

    ertesi sabah babamı arayıp kendisinin sonucunun pozitif çıktığını, annemin ise negatif çıktığını söylüyorlar. babamı bir devlet hastanesine naklediyorlar.

    sonrasında beni halk sağlığı'ndan arayarak annemin ve babaannemin sonucunun da pozitif çıktığı bilgisini veriyorlar ve t.c. kimlik ile telefon numaralarını istiyorlar. ben, annemin sonucunun negatif çıktığını söylediklerini ilettiğimde "hayır, pozitif" diyorlar. üzerine basa basa isim soyisimle tekrar soruyorum, pozitif olduğunu yineliyorlar. t.c. kimlik ve telefon numaralarını söyledikten sonra tekrar arayacaklarını söyleyerek kapatıyorlar.

    aradan zaman geçiyor, hastaneden annemi arayarak bu sefer de ona pozitif çıktığını söylüyorlar. benim t.c. kimlik numaramı istedikleri için annem telefonu bana veriyor. o sırada bana annemin ismini söyleyerek pozitif çıktığını ve 112'nin gelip kyk yurtlarına karantinaya götüreceğini söylüyor. ben evde başka pozitif vakaların da olduğunu, sadece annemi mi götüreceklerini soruyorum. "ambulans gelince söylersiniz onları da götürür o zaman" diyor. evimizin geniş ve müsait olduğunu söylüyorum. "orada daha iyi bakılırlar, gözlem altında olurlar" diyor.

    sonrasında tekrar halk sağlığı'ndan arayarak annem ve babaannemle ilgili başka bilgiler isteyerek hepsinin 14 gün karantinada kalacaklarını söylüyorlar. ben "hastane bizi arayarak kyk yurtlarına yerleştireceklerini söyledi" diyorum. şaşırıyorlar, "o zaman hastanenin dediği doğrudur, siz onlardan haber bekleyin" diyorlar. bu arada halamın da pazar gününden beri bizde kaldığını, onun da test yaptırdığını söylüyorum ve sonucunu soruyorum. numarasını alarak halama dönüş yapacaklarını söylüyorlar.

    aradan bayağı zaman geçiyor ve hastane tekrar annemi arayarak 112'yi göndereceklerini, sadece onu kyk yurduna götüreceklerini söylüyor. annem de "oğlum da pozitif, onun da gelmesini istiyorum, o gelmezse ben de gelmem" diyor. sadece onu götüreceklerini yineliyorlar ve annem de kabul etmiyor. evde geçireceğini söylüyor.

    bu sırada halk sağlığı halamı arayarak onun da pozitif olduğu bilgisini veriyor. son olarak pozitif vakalar bu şekilde şekilleniyor:

    - abim: 34 yaşında, şeker hastası
    - babam: 59 yaşında, tansiyon hastası
    - annem: 55 yaşında
    - babaannem: 83 yaşında, kalp ve tansiyon hastası
    - halam: 63 yaşında, yakın zamanda zatürre geçirdi.

    ertesi gün, yani dün sabah halamı hastaneden arayarak nasıl olduklarını soruyorlar. fazlasıyla halsiz ve kötü hissettiklerini, hastaneye yatmak istediklerini iletiyorlar. ambulans gönderip aldıracaklarını söylüyorlar. saat 17:00 olduğunda ambulans yeni geliyor ve halamla babaannemi alarak götürüyor. hastaneye gidecekleri beklentisiyle bindikleri ambulanstan hastanede yer olmadığı gerekçesiyle bir polis yurdunda iniyorlar ve polis yurduna yerleştiriliyorlar.

    öyle bir süreç yönetimleri var ki kimin ne yaptığını diğerleri de bilmiyor. o kadar övündükleri süreç yönetimini yaşamadan kimse bilemez gerçekten. allah yaşatmasın da.

    şu an abim ve annem evde, babam hastanede, halamla babaannem de yurtta. ne yapılır, ne edilir, nasıl başa çıkılır hiç bilmiyorum ki. o kadar çaresizim ki. insanın elinden hiçbir şeyin gelmemesi... oofff. hiçbirini kaybetmek istemiyorum. allahım sen yardım et.

    edit: mesajlarınız için hepinize tek tek teşekkür ederim. çok zor bir süreçten geçtik, allah kimseye yaşatmasın. şükür ki bu süreci mutlu bitirdik. herkes negatife döndü ve iyiler :) darısı tüm şifa bekleyen hastaların başına.
838 entry daha