şükela:  tümü | bugün
  • türk silahlı kuvvetleri içinde oluşturulan batı çalışma grubu tarafından 1997 yılında hazırlanan irticayla mücadele eylem planıdır.tespitleri ve öngörüleri mükemmel derecededir ama uygulamada aynı mükemmellik yakalanamadı ki, fetö ve akp ikilisi ülkenin içine etti. link

    genelkurmay başkanlığı

    1. durum :

    a) irticai faaliyetlerin halihazırdaki durumu:

    1) türkiye cumhuriyeti halihazırda kuruluşundan bugüne kadarki en büyük
    irticai tehdit ile karşı karşıya bulunmaktadır. milli görüşçüler, radikal islamcılar
    ve tarikatlar gibi bütün irticai grupların müşterek amacı; şeriata dayalı iran
    benzeri bir "islam cumhuriyeti" kurmaktır.

    2) bu gruplar hedeflerine ulaşmak yönünde büyük bir kararlılıkla ve inançla
    ilerlemekte, toplum içinde ekonomik, sosyal, siyasi, eylemsel ve psikolojik
    etkinlik sağlayarak önemli mesafeler kat ettikleri gözlenmektedir.

    3) anılan kesim, halen stratejileri gereği ülkemizde laikliği dinsizlik olarak
    algılayan bir kitlenin oluşumuna yönelik bir propagandaya, kurumlaşma ve
    kadrolaşma faaliyetlerine ağırlık vermiş bulunmaktadır.

    4) hedeflerine ulaşmak için insan ve finans faktörlerinin önemini çok iyi
    kavramış olan irticai grupların, amaçları doğrultusunda insan gücünün
    yetiştirilmesi ve bu insanların devletin kilit noktalarında görev alarak
    kadrolaşma gayretlerini organize etmesi, aldıkları mesafe dikkat çekmektedir.
    diğer taraftan bazı islam ülkelerinin desteği ile birlikte tesis edilen ortaklıklar ve
    yurtiçinde kurdukları şirketler ve bazı belediyelerin desteği ile toplanan
    bağışlarla büyük bir ekonomik güce sahip olmuşlardır.

    5) irticai kesim; ülkedeki mevcut ortamdan azami derecede istifade ederek daha
    da güçlenmekte ve böylece kendi ideolojisi doğrultusundaki icraatını, gittikçe
    artan bir kasıt ve cüretkarlıkla gerçekleştirme imkanı bulmaktadır.

    6) anayasa'nın temel ilkelerinden laiklik ilkesinin konulmasında önemli bir
    yaptırım niteliği taşıyan türk ceza kanunu'nun 163' üncü maddesinin
    yürürlükten kaldırılması ve mevcut yasaların uygulanmaması irticai kesimin
    önünün açmış, böylece irticai akımların büyük bir ivme kazanmasına neden
    teşkil etmiştir.

    7) bugün önemli birçok devlet kadrosu irticai kesimin eline geçmiş
    bulunmaktadır. milli eğitim ve emniyet teşkilatına sızılmış birçok mahalli idare
    ve kamu iktisadi teşebbüslerinin büyük bir bölümünde altyapı tesis edilmiştir.

    8) irticai kesim; amaçlarına ulaşmda en büyük engel olarak türk silahlı
    kuvvetleri' ni görmektedir. bu nedenle türk silahlı kuvvetlerine sızma
    girişimlerini büyük bir gizlilik içersinde inatla sürdürmektedir. irticai kesim
    belirlenen hedefin tahakkuku amacıyla; bir taraftan imam hatip okulu
    mezunlarının harp okullarına girmesi yönünde, yasa değişikliği dahil çeşitli
    alanlarda mücadele verirken, diğer taraftan askeri lise, harp okulları ve
    üniversitelerdeki askeri öğrencilerle, astsubaylara ve uzman erbaşlara el
    atmaktadır.

    9) küçük rütbeli asker kişilere öncelikle ulaşmak isteyen irticai kesim; bir
    taraftan yıllar sonra kendisinin arzuladığı şeriata dayalı devletin silahlı
    kuvvetlerini komuta edecek ordu mensuplarını elde etmeyi, diğer taraftan da
    nihai amacına ulaşmadaki en büyük engeli oluşturan atatürkçü ve laik türk
    silahlı kuvvetlerini kendi amaçlarına hizmet eder hale getirmeyi düşlemektedir.

    10) irticai gruplar, belirtilen bu girişimlerine ilaveten türk silahlı kuvvetler
    bünyesinde çeşitli problemlere sahip değişik rütbelerdeki askeri personele
    yaklaşarak, bunları nurcu, süleymancı, nakşibendi ve kürtçü-islamcı subaylar
    ve astsubaylar olarak bölmek suretiyle, tarikatlar bazında ele geçirerek kendi
    saflarına katılmaları yönünde yoğun girişimlerde bulunmakta, böylece türk
    silahlı kuvvetlerini içeriden parçalayarak birlik ve beraberliğini ortadan
    kaldırmayı amaçlamaktadır.

    11) anılan kesim, türk silahlı kuvvetlerini dine karşı bir kuruluş olarak
    göstermeye yönelik girişimlerini sinsi bir şekilde aralıksız devam ettirmekte ve
    böylelikle halk ile tsk'nın karşı karşıya gelmesine neden olacak ortamı
    arzulamaktadır.

    12) irticai kesim, gençliğe verdiği önem çerçevesinde yoğun bir şekilde eğitim
    ve öğretim kurumları açmakta açtığı bir çok özel okul vasıtasıyla atatürk
    düşmanı binlerce gencin yetişmesini sağlamakatadır. diğer taraftan camilerdeki
    imamlar vasıtasıyla din duyguları sömürülerek irticai bir toplumun süratle
    büyümesine ve halk desteğinin kazanılmasına büyük önem vermekte, dini eğitim
    veren kurumları vasıtasıyla tabana ulaşma ve var olanı genişletme avantajını
    kaybedeceği korkusu ile kesintisiz 8 yıllık temel eğitime karşı çıkmaktadır.

    13) irticai gruplar islami yaşama geçişi sağlamak maksadıyla dini eğilimlerin
    güçlü olduğu bölge ve beldelerde uygun ortam hazırlamak için girişimlerde
    bulunmakta, kılık-kıyafet kanununa aykırı, çağdaş giyisilerden uzak insanların
    serbestçe dolaşmasına müsaade etmekte ve böylelikle bir taraftan da bu kesime
    motivasyon kazandırmakta, diğer taraftan da kendileri gibi olmayanları
    etkilemeyi ve soyutlamayı hedeflemektedir.

    14) ayrıca ülkemizdeki özgürlük ortamı irticai kesim tarafından en üst düzeyde
    kullanılmak suretiyle, amaçları doğrultusunda yayın yapan görsel ve yazılı basın
    vasıtasıyla halkın dini duyguları istismar edilmekte ve kitleler etki altına
    alınmaya çalışılmaktadır.

    15) diğer taraftan, atatürk ilke ve inkılaplarının bu ülke insanına ait değerlerden
    kaynaklanmadığını, bunların yahudi profesörlerinin türk toplumunu kendi
    inançları doğrultusunda yönlendirme gayretlerinin ürünü olduğunu ileri sürmek
    suretiyle, milletin güvenini yıpratmaya, atatürk düşmanlığını körüklemeye ve
    atatürk ilke ve inkılaplarının mimarının yahudiler olduğunu topluma empoze
    etmeye çalışmaktadır.

    16) bu gruplar, toplum tarafından kabullenilmiş birçok kutlamalara alternatif
    olarak, amacı ve gerekçesi belli olmayan ve genelde "fetih gecesi" olarak
    isimlendirilen kutlama günleri düzenlemek suretiyle irticai duyguları
    güçlendirmeyi, toplumda var olan müşterek değerleri ortadan kaldırmayı ve
    insanları çağdaş yaşamdan soyutlamayı amaçlamaktadır.

    17) irticai kesim, kendisine kaynak olarak oluşturulan tarikatların ve radikal
    islami grupların faaliyetlerine nihai amaçtaki birliktelik nedeni ile bir taraftan
    göz yumarken, diğer taraftan toplumsal tepkilerin boyutlarına paralel olarak bu
    kesimlerle ilgilerinin bulunmadığını veya bu kesimlerce yaratılan ve toplumu
    rahatsız eden olayların kendilerine mal edilemeyeceğini ifade ederek, kendilerini
    aklamak için çaba sarf etmektedir.

    18) bahse konu gruplar, iktidarın silahla ele geçirilmesi gerektiğinde ihtiyaç
    duyacağı silahlı gücü yaratma ve silah temin etme yönünde büyük atılımlar
    göstermekte ve bu maksatla başta radikal islami gruplar olmak üzere hızla
    silahlanmakta, irticai görüşü benimseyen personelin bu konuda eğitilmesi için
    milli gençlik vakfı tarafından inşa ettirilen öğrenci yurtları içerisinde atış
    poligonlarına yer vermekte ve "özel koruma timleri" teşkil ederek irtica
    ordusunun altyapısını oluşturmaya gayret etmektedir.

    19) bu kesim kendi ideolojisini ülkeye yerleştirmek ve hakim kılmak
    doğrultusunda halihazırda ülkenin en hassas konusunu oluşturan "güneydoğu
    sorunu" na "kürt benliği" olgusundan hareketle çözüm olarak "müslüman
    kardeşliği" ilkesini önermekte, bu çerçevede bölücü terör örgütü ile ilişkiye
    girmekten kaçınmamakta ve örgütü kendi amaçları için kullanmanın yollarını
    aramaktadır.

    20) irticai kesim, bir devleti devlet yapan, ulusu birbirine kenetleyen ortak
    hasletlerden dil birliği, yurt birliği ve ülke birliği gibi temel değerleri "din
    birliği" bazınca ele alıp işleyerek, türk halkının bu müşterek değerlerini ortadan
    kaldırmayı ve türkiye cumhuriyeti devleti toprakları üzerinde bir ulus bilinciyle
    yaşayan halkımızı, bu hasletlerden koparıp ümmetçilik temelinde yapılandırma
    amaçlanmaktadır.

    21) bugün için; halkı maddi ve ahlaki açıdan sömüren, ümmet toplumu
    oluşturma yönünde onların dini duygularını istismar eden, onları kul mantığı ile
    emellerine hizmette kullanan irticai kesim; teşkilatlarının ve üyelerinin
    çoğalması yönünde azami gayret göstermekte ve lehlerine sonuç verecek her
    türlü toplumsal olayı istismar etmektedir.

    22) sonuç olarak; atatürk' ün kurduğu laik türkiye cumhuriyeti tarihinin hiçbir
    döneminde görülmeyen irticai bir tehdit ile karşı karşıya bulunmaktadır. ülkenin
    içinde bulunduğu durum tehlikeli bir gidişin sinyallerini vermektedir. ülkemiz
    sonu belli olmayan bir karanlığa doğru hızla yol almaktadır.

    b) irticai faaliyetlerin yakın gelecekteki durumuna dair değerlendirme:

    1) gelir dağılımı dengesizliğinden kaynaklanan tehdit:

    a) devlet istatistik enstitüsü (die-1996) istatistiklerine göre; nüfuzumuzun
    yüzde 20' lik dilimi (14 000 000 kişi ) milli gelirin yüzde 5.24 ' ünü; ikinci yüzde
    20' lik dilimi milli gelirin yüzde 9.61' ini almaktadır. bu miktar kişinin yaşamını
    zorla idame ettirebileceği yoksulluk sınırı civarında bir rakamdır.

    b) türkiye'de gelir dağılımının dengesizliğinden dolayı açlık sefalet ve yokluk
    sınırında olan yüzde 40'lık dilimi kapsayan bu insanlar için her türlü istismarın
    yapılabileceği ve bilhassa din faktörünün kolaylıkla işlenebileceği bir ortam
    hazırlanmaktadır. nitekim dini politikaya alet eden siyasi partiler ve gerici
    örgütlerin bu konuyu parasal desteği öne alarak çok iyi istismar ettiği, gerek
    1994 mahalli idareler seçimleri ve gerekse 1995 yılında yapılan milletvekilleri
    seçimleri sonuçlarında açıkça görülmektedir.

    2) işsizlikten kaynaklanan tehdit:
    a) devlet istatistik verilerine göre, ülkemizde genel işsizlik oranı yüzde 6.8' dir
    bu oran kentlerde yüzde 9.3 kırsal kesimde yüzde 2.9 düzeyindedir. kentsel
    kesimlerde 15-24 yaş grubundaki lise ve daha yüksek eğitimli gençler arasında
    işsizlik oranıysa yüzde 30.3' tür.

    b) işsizlik; aileleri, dolayısıyla toplumu manevi olarak çöküntüye
    sürüklemektedir. bu insanlar geçmişten gelen inançlarının da etkisi altında
    kalarak dine daha fazla sarılmaktadır. bu durumdaki bir toplum dini siyasete alet
    etmek isteyen siyasi parti ve irticai gruplar tarafından kolayca istismar
    edilebilmektedir.

    c) diğer taraftan son senelerde irticai çevrelerce birçok sahada kurulan
    holdingler bankacılık ve finans hizmetleri veren şirketler çığ gibi büyümektedir.
    bu şirketler ulaştıkları mal varlığı, istihdam ettiği personel miktarı ve ticari
    faaliyetleri ile türkiye ekonomisinde söz sahibi olmuşlardır. bu kuruluşlar halk
    arasında işsiz ve fakir kesimin sığınacağı bir liman gibi görünmektedir. fakir ve
    orta seviyedeki katmanlar ve emekli birçok subay ve astsubay bu kuruluşlarda
    görev almaya çalışmaktadırlar. bu husus istismarı daha da arttıracak bir ortam
    yaratmaktadır.

    3) türk milletinin dinine, örf ve adetlerine bağlılığından kaynaklanan tehdit :

    a) osmanlı imparatorluğu geniş toprakları üzerinde yaşayan değişik tebadaki
    halkın birlik ve beraberliğini sağlamak için dine büyük önem vermiştir.
    imparatorluğun parçalanmasını müteakip kurulan türkiye cumhuriyeti; temel
    ilkeleri anayasa ile belirlenmiş ve hukukun üstünlüğüne dayandırılarak dinin
    yönetim üzerindeki etkisine son vermiştir ancak, asırlarca sürdürülen dini
    yönetimin etkileri, hala varlığını sürdürmektedir.

    b) demokrasiye geçişi müteakip her dönemde halkın dini inançlarını, örf ve
    adetlerini kendi çirkin emellerine alet eden din istismarcısı irticacı unusurlarla
    karşılaşılmıştır. bunlar fakir, eğitimsiz ve cahil halkı çeşitli dini masallarla,
    hurafelerle ve batıl düşüncelerle kolayca kandırarak demokratik ve laik devlete zarar vermişlerdir. diğer taraftan halkın dini duyguları istismar edilerek doğu ve güneydoğu anadolu' da isyanlar başlatılmış ve cumhuriyet yönetimi ve ülke bütünlüğü ciddi şekilde tehdit edilmiştir.

    4) eğitim sisteminden kaynaklanan tehdit :

    a) 1990 nüfus sayımına göre: türkiye' de 6 ve daha yukarı yaş grubunda okuma
    yazma bilmeyenler nufüsün yüzde 19.6' sını teşkil etmektedir. okur yazar erkek
    nüfusun yüzde 73.6' sı ilkokul mezunu veya herhangi bir eğitim kurumunu
    bitirememiştir. kadınlarda bu oran yüzde 81.6' dır.

    b) bu tabloyu değerlendirdiğimizde, temeleğitimi 8 yıl kabul edersek, nüfusun
    yüzde 35' i temel eğitim görmemiştir. bu grubun tamamına yakın kısmı, milli
    gelirden en az payı alan birinci ve ikinci dilim içindedir.

    c) nüfusun yüzde 85' ini teşkil eden bu eğitimsiz gruba yaklaşmak ve onları
    kandırmak çok kolay olacaktır. bu gruptaki insanları kandırmak için
    kullanılacak en etkili yöntem de halkın dini duygularını istismar etmektir.

    d) ayrıca irticacı çevreler, çocuklarımızı kendi istekleri doğrultusunda eğitmek
    için büyük gayret içerisindedirler. bu kapsamda, 610 imam hatip lisesinde,
    kabiliyetli, zeki, çalışkan ve fakat çoğu yoksul ailelerin çocuğu yaklaşık 600 bin
    öğrenci şeriat esaslarına göre yerleştirilmektedir. bu okullardan mezun olanların
    sayısı 1 100 000 (bir milyon yüzbin)' dir. bu, mevcut ihtiyacın 13 katıdır.
    okullarda ve yurtlarda çocuklara açıkça atatürk düşmanlığı aşılanmaktadır.
    şeriatçı görüşü benimseyen bu personel kamu kurum ve kuruluşlarına
    yerleştirilerek devlet kuşatılmaya çalışmaktadır.

    e) mevcut seçim yasası ve eğitim sisteminin devam etmesi halinde: 2000 yılı
    milletvekili genel seçimlerinde, milli görüşçü partilerin din eğitimli seçmenin
    etkisiyle toplam oyların yüzde 34 ile tek başına iktidara gelerek ülkede dine
    dayalı devlet düzeni kurabilecek her türlü değişikliği yapabileceleri, 2005 yılı
    milletvekili genel seçimlerinde ise yaklaşık 6 500 000 ilave din eğitimli
    seçmenin etkisiyle toplam oyların yüzde 67' sini alarak her konuda mutlak
    çoğunluğu elde edebilecekleri değerlendirilmektedir.

    5) diğer devletlerin rejim ihraç gayretlerinden kaynaklanan tehdit :

    a) islam ülkeleri, özellikle iran planlı olarak şeriat esaslarına dayalı bir rejimin
    türkiye' de kurulması için maddi ve manevi her türlü desteği sağlamaktadır.

    b) diğer taraftan; s.arabistan, kuveyt, birleşik arap emirlikleri, libya, cezayir
    ve mısır' da. türkiye' deki legal ve illegal islami kuruluşlarla islami rejim ihraç
    çalışmalarına katılmaktadır. ayrıca bosna-hersek, çeçenistan ve afganistan'
    daki islami örgütler de rejim ihracı konusunda dolaylı olarak araç olmaktadır.

    c) bu ülkeler islami rejimi ihraç konusunda hedef kitle olarak gelir seviyesi çok
    düşük halkı seçmektedir. özellikle büyük şehirlerin çevresindeki varoşlarda ve
    gecekondu bölgelerindeki fakir halka maddi yardım sağlamaktadır. bu
    yardımlar tarikat, vakıflar, dernekler, belediyeler ve siyasi partiler vasıtasıyla
    yapılmaktadır.

    6) irticacı örgüt, tarikat, vakıf ve derneklerin mali gücünden kaynaklanan tehdit :

    a) bu örgütler halkın dini duygularını örf ve adetlerini, geleneklerini istismar
    ederek aidat, yardım ve hibe gibi usullerle trilyonlarca lira para toplamakta ve
    sağladıkları menkul ve gayrımenkullerle büyük maddi imkanlara
    ulaşmaktadırlar.

    b) bu yardım ve hibeleri yapanların arasında milli gelirden en üst seviyede,
    yüzde 49.94' lük pay alan yüzde 20' lik dilimdeki kişiler yoğun olarak yer
    almaktadırlar. bu durum ticaret, siyaset ve tarikat üçgeninin ana hatlarının
    ülkemizde nasıl işlediğini göstermektedir.

    c) örgütlerin yurtiçi kaynakları :

    ı) bu çevrelerin oluşturduğu iş takip büroları vasıtasıyla; teberru, bağış, hediye
    vb gibi adlar altında toplanan yardımlar.

    ıı) çeşitli adlarla kurdukları dernekler vasıtasıyla elde edilen gelirler.

    ııı) kendi aralarındaki dayanışma sayesinde kurdukları şirketler, fabrikalar,
    holdingler ve bankalardan sağlanan gelirler.

    ıv) hacı adaylarının hac organizasyonu ve kurban derilerinden sağlanan
    gelirler.

    v) özel okullar, dershane, yurtlar, belediyeler ve bunların kendilerine müzahir
    paravan şirketlere verdikleri işler nedeniyle elde ettikleri gelirler.

    vı) kara paranın parti, vakıf, dernek ve belediyelere bağış gibi usullerle
    aktarılarak aklanmasıyla elde edilen gelirlerdir.

    d) örgütlerin yurtdışı kaynakları :

    ı) türkiye' de islami devrim yapılmasını arzulayan ve bu yolda çalışan islam
    ülkeleri

    ıı) bu çevrelerin yurt dışında kurdukları örgüt, vakıf, dernek ve şirketler.

    ııı) türkiye'nin bölünmesi ve yıkılması ile kendisine menfaat sağlayan ülkeler
    (yunanistan, ermenistan, gkry gibi ).

    ıv) irtica örgütlerin yürüttükleri silah ve uyuşturucu kaçakçılığı.

    v) kara para aklamak suretiyle elde edilen gelirlerdir.

    e) belediyelerin sağladığı destekler:

    ı) 1994 mahalli idareler seçim sonuçlarına göre: 14 büyükşehir belediyesinden
    6'sında (ankara, istanbul, diyarbakır, erzurum, kayseri ve konya). ayrıca 68
    ilden 17'sinde olmak üzere, toplam 23 ilde refah adayları belediye
    başkanlıklarını kazanmışlardır.

    ıı) bu illerde özellikle ankara, istanbul, kayseri ve konya'da irticacı icraatlar
    dikkati çekecek kadar ileri götürülmüştür. bu belediyelerde fakir ve yoksul halk
    üzerinde çok etkili olunmuştur. bu insanlara yapılan maddi yardımlarla irticacı
    eylem ve faaliyetlerde bulunmaları sağlanmaktadır.

    7) yazılı ve görsel basın ve yayın organlarından kaynaklanan tehdit:

    a) irticacı unsurlar taraftar kazanmak ve yandaşlarını eğitmek maksadıyla geniş
    bir medya grubu oluşturmaya çalışmaktadır. halen hemen hemen her şehirde
    irticayı destekleyen gazete ve mecmua çıkarılmakta, radyo ve televizyon
    istasyonlarından yayın yapılmaktadır.

    b) irticacı medya, adil düzen safsatası ile , fakir halkın dini duygularını, örf ve
    adetlerini istismar ederek, görüşleri doğrultusunda kamuoyu oluşturmaktadır.

    8) anayasal ve yasal mevzuat :

    a) anayasa'da türkiye cumhuriyeti, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak
    tanımlamakta ise de: son yıllarda seçim sistemi ve siyasi partilerin
    yaklaşımlarından kaynaklanan nedenler, diğer taraftan seçmenin ekonomik
    sıkıntısından yararlanacak biçimde oyların ekonomik çıkar karşılığı satın
    alınması olaylarının çokça yaşanması, bugünkü parlamentonun ve bu seçim
    sistemiyle seçilecek yeni parlamentoların demokratik kurallara uygunluğu ve
    demokrasi açısından meşruluğunu tartışılır hale getirmektedir.

    b) cumhuriyetimizin niteliklerinden en önemlisi olan laiklik karşıtı görüşler,
    milli iradenin üstünlüğü aldatmacası altında topluma özümsetilmeye
    çalışılmaktadır. şeriat propagandası ve din örgütlenmesine demokrasi ve
    özgürlük adına gösterilen hoşgörü sonucu, bugün şeriat yandaşları anayasa'nın
    laiklik ilkesinin bile tartışabileceği bir ortamı hazırlama çabasındadırlar. bunlar
    halkın iradesi kavramını istismar ile cihad dedikleri şer'i devrimi öncelikle bir
    seçim başarısı ile gerçekleştirme peşindedirler.

    c) demokrasinin nimetlerinden istifade ederek iktidar olduklarında aynı
    yöntemle iktidardan uzaklaştırabileceklerini ummak ise gaflettir. toplumu baskı
    altında tutacak , kendi görüşleri dışındaki fikirlerin gelişmesini her türlü
    zorbalıkla engelleyebilecek militan güçleri şu an bile vardır.

    d) gerici çevrelerin emellerine ulaşması ancak silahlı kuvvetlerin etkisiz hale
    getirilmesi ile mümkün görülmektedir. bu eylemin iki türlü yapabileceği
    değerlendirilmektedir. bunlardan birincisi : türk silahlı kuvvetleri'nin içerisine
    sızılması surettiyle pasifize edilmesi: ikincisi ise:tam iktidara gelindiğinde yasal
    düzenlemelerle silahlı kuvvetlerin yetkilerinin kısıtlanmasıdır.

    9) yukarda belirtildiği üzere, anayasa'da değişiklikler yapılması veya cihat ilan
    edilerek bir ayaklanmaya girişilmesi, ancak halk desteğinin kazanılmasıyla
    mümkün olabilecektir.bu husus için ise halen gelir dağılımı, işsizlik,
    eğitimsizlik ve cehalet gibi faktörlerinden etkilenen nüfusun yüzde 40'ını (28
    milyon) teşkil eden bir kitle mevcuttur. nitekim gerici çevreler,devleti ele
    geçirmek için militan kadrolarını tamamlamışlar ve bunu gittikçe
    geliştirmektedirler.

    10) tamamiyle irticai örgüt ve partilerin lehine,laik ve demokratik cumhuriyet
    taraftarlarının aleyhine gelişen bu şartlar ve ortamda süratle değişiklik
    sağlanmadığı takdirde 2000 yılında meşru yoldan iktidarı ele geçireceki ve
    yanlarına aldıkları halk desteğiyle de cumhuriyetin temel niteliklerinde
    istedikleri şekilde değişiklik yapacakları, eğer bugünden ciddi ve köklü tedbirler
    alınmaz ise, önümüzdeki bir kaç yıl içinde mücadele etme ve önlem alma
    imkanının bile kalmayacağı değerlendirilmektedir.

    2. mücadele esasları :

    a) türkiye cumhuriyeti'nin üniter yapısına, ülkesi ve milleti ile bölünmez
    bütünlüğüne yönelen terör tehditi.türk silahlı kuvvetlerinin başarı ile sürdürdüğü iç güvenlik harekatı sonucu büyük çapta etkisiz hale getirilmiş ve
    baskı altına alınmış , buna karşılık devletin laik ve demokratik yapısını hedef
    alan irticai faaliyetler ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamış ve terörle
    mücadelede olduğu gibi bu tehdide de türk silahlı kuvvetlerinin birinci
    önceliği vererek bilinçli ve kararlı bir mücadele başlatma ve ısrarla sürdürme
    zarureti doğmuştur.

    b) irtica faaliyetlerinin daha fazla gelişmesini önlemek ve ulaştığı bu seviyeden
    daha alt seviyelere çekerek cumhuriyetin temel nitelikleri olan atatürk
    milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma
    özelliklerini ilelebet muhafaza etmek maksadıyla, köklü tedbirler alınmasına
    ihtiyaç duyulmuştur.

    c) türk silahlı kuvvetleri, türkiye cumhuriyeti'nin temel niteliklerini koruma
    ve kollama yükümlülüğünün bilincinde olarak, siyasi çatışma ve polemiklerin
    üstünde kalmak suretiyle yüce türk milleti'nin büyük çoğunluğunun
    beklentileri ve duyarlılığı paralelinde, bütün ağırlığını irticanın daha fazla
    mesafe katetmesini önlemede kullanacaktır.

    d) irtica olaylarının önlenmesine yönelik tüm çalışmalarda, türk silahlı kuvvetlerinin ülke ve ulusal birliğimizin teminatı, sembolü ve aziz milletimizin
    büyük ekseriyetle güvendiği tek kurum olduğu hiç hatırdan çıkarılmayacak ve
    bu misyona zararı dokunabilecek tüm davranışlardan titizlikle kaçınılacaktır.

    e) bu tehdide karşı alınacak tedbirleri güçleştiren, sınırlayan ve risk oranını
    artıran iki önemli sebep mevcuttur. bunlardan birincisi, halkımızın yüksek ve
    temiz dini duygularının istismar eden grupların alınacak her tedbiri çarpıtarak
    karşı bir silah olarak kullanabilecekleri; ikincisi ise, cumhuriyet'imizin temel
    nitelikleri olan laik, sosyal ve hukuk devleti özelliklerini türk silahlı kuvvetleri'
    yle müştereken korumak ve kollamak durumunda olan resmi kurum ve
    kuruluşlara irtica unsurlarının sızmış olmasıdır. bu nedenle, kullanılacak
    temaların çok titiz olarak seçilmesi suretiyle halkın manevi duygularının
    inciltilmemesi ve işbirliği yapılacak diğer unsurların seçimi büyük önem
    arz etmektedir.

    f) irticai unsurlar ve onların sözcüsü durumunda olan basın ve yayın organları
    ile doğrudan tartışma ve polemiğe girmek yerine, atatütkçü çizgide olan kurum,
    kuruluş, dernek, basın ve yayın organlarının devreye girmesini sağlamak ve
    onlara destek vererek halkın bilinçlenmesine katkıda bulunmak bir yöntem
    olarak tercih edilmelidir.

    g) terörle mücadele de uygulanan ve olumlu sonuçları görülen "köy
    uygulamaları" benzeri uygulamaların başlatılması ve halkla bütünleşerek
    desteğinin tam olarak sağlanması en önemli husus olarak çalışmalarda dikkate
    alınmalıdır.

    h) irticai unsurların hedeflerine ulaşmada en büyük engel olarak gördükleri türk
    silahlı kuvvetleri'ni günlük siyasi çekişmelerin içine çekerek yıpratmaya ve
    halkın türk silahlı kuvvetleri'ne olan güvenini sarsmaya çalışacakları mevcut
    uygulamalarından da görülmektedir. irticai unsurların ve yayın organlarının bu
    tür yıpratıcı faaliyetlerine karşı bütün ülke sathında infial ve tepki uyandıracak
    projeler geliştirilmeli ve bir aksiyon planı hazırlanarak, silahlı kuvvetler
    temsilcilerinin dışındaki atatürkçü kişi ve kurumların neler yapabileceği
    planlanmalıdır.

    i) fikir ve düşünce yapısı olarak gericiliğe şiddetle karşı olan ancak ilmi
    yetersizlik ve yol yöntem bilmeme nedenleriyle tepkisini gösteremeyen veya
    yanlış yöntemlerle hareket ederek fayda sağlamak yerine irticanın daha fazla
    değer kazanmasına sebep olan kişi, kurum ve kuruluş temsilcileri ile basın ve
    yayın mensupları aydınlatılmalı ve yönlendirilmelidir.

    j) gericiliğe karşı din aleyhtarı propagandalar yapmak, duygusal ve aşırı sert
    tepkiler vermek ve şov yapmakla bir yere varılamayacağı kesin olarak bilinmeli.

    bu yanlış metodların gericileri kahramanlaştırmaktan ve sanki islamiyet' in
    temsilcisi onlarmış havasına sokmaktan başka işe yaramayacağı, tüm atatürkçü
    kesime, özellikle türk silahlı kuvvetleri personeline çok iyi anlatılmalıdır.

    k) basın ve yayın organları ile laik türkiye cumhuriyeti' nin yetiştirdiği mümtaz
    bilim ve din adamlarının yönlendirilmeleri ve yüreklendirilmeleri halinde
    mücadeleye çok büyük fayda sağlayacakları ve irticacıları kendi silahlarıyla
    vuracakları değerlendirilmektedir. bu nedenle mahalli basın ve yayın organları
    da dahil olmak üzere üniversite öğretim üyeleri, aydın din adamları ve halk
    arasında itibar sağlamış değerli şahsiyetlerle samimi ilişkiler içinde bulunulmalı
    ve onlardan yararlanma yolları araştırılmalıdır.

    l) ülkenin sürüklendiği karanlığı gören laik kesim, türk silahlı kuvvetleri'nin
    varlığından ve bir gün mutlaka bu gidişata dur diyeceğinden emin olmanın
    rahatlığı ve uyuşukluğu içindedirler. türk toplumuna, bir taraftan türk silahlı
    kuvvetleri'nin anayasa ve kanunlarla kendisine verilen türkiye cumhuriyeti'ni
    koruma ve kollama görevini yapacağını doğal bir şekilde izah ederken, özellikle
    irtica ile mücadeleyi türk silahlı kuvvetleri' ne ihale eden bu laik kesime de
    toplumsal görevlerini yerine getirmeleri ve türk silahlı kuvvetleri'ni siyasi
    polemiklerin içine çekmenin sakıncıları hatırlatılmalıdır.

    m) emekli silahlı kuvvetler personelinin şahısları adına da olsa basın ve yayın
    organlarında açıklama yapmaları önlenmeli veya en azından kontrol altında
    bulundurulmalıdır.

    n) devlet organlarındaki irticai yapılaşma ve kadrolaşma dikkatle izlenmelidir.
    kilit makamlara getirilen insanların faaliyetleri takip edilmeli ve tespit edilen
    usülsüzlüklerin güvenilir şahıslar marifetiyle adli makamlara intikal ettirilmesi
    sağlanmalıdır.

    o) irticai faaliyetlerin beşiği durumundaki okul, dershane ve kursların kontrol
    altına alınabilmesi için subay/astsubay ve güvenilir devlet memurlarının
    öğretmen eşlerinin gönüllü olarak bu okullar ve dershanelerde görev almaları
    sağlanmalıdır.

    p) irticai örgütlerin kontrolü ancak öğrenci yurtları, özel okullar, dershaneler
    takip edilmeli. cumhuriyet ilke ve niteliklerine aykırı tutum ve faaliyetleri
    mutlaka yargıya intikal ettirilerek en azından takip ve kontrol edildikleri izlenimi
    uyandırılmalıdır.

    q) türk silahlı kuvvetleri personeli büyük çoğunluğu ile kışlaların içinde veya
    hemen yakınındaki lojmanlarda oturmaktadır. kısıtlı olan boş zamanlarını
    değerlendirmek ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla genellikle askeri
    tesislerden (orduevi, ordu pazarı, askeri gazinolar vb.) istifade etmektedirler. bu yaşam tarzı personelimizi bazı dış etkilerden korumak gibi bir fayda sağlamakla beraber halk tabakasıyla araya bir mesafe sokmakta ve halkın nabzını tutmayı ve onları birebir etkilemeyi ve yönlendirmeyi önlemektedir. terörle mücadelede olduğu gibi irtica ile mücadelede de önemli olan halkın destek ve güveninin sağlanmasıdır. bu maksada matuf bazı projelerin geliştirilmesinde fayda mütalaa edilmektedir.

    r) üst kademelerde yapılan bazı çalışmalar ve düşünce sistemi alt kademelere kadar ya aktarılamamakta ya da sadece icra ile ilgili hususlar aktarılmakta, neden ve niçin sorularının cevabı personelin kendisine bırakılmaktadır. bu uygulama ile çok önemli o- lan bazı konularda inanç birliği sağlanması güçleşmekte ve sanki küçük rütbeli personel ile komuta katı arasında iletişim eksikliği ve görüş farklılıkları olduğu gibi bir izlenim çıkmaktadır. bu mahzuru giderici tedbirler “bilmesi gereken prensibi” çerçevesinde sıralı komutanlıklarca alınmalıdır.

    s) er ve erbaşlar ile yedek subayların atatürk ilkeleri, laik ve demokratik hukuk devleti normları doğrultusunda yetiştirilmesi büyük önem arz etmektedir. bu imkan türk silahlı kuvvetleri için çok büyük bir fırsattır. ancak bu konuda beyni yıkanmış olarak kıta'ya gelen bir personelin vasat eğitimcilerle eğitilmesi de mümkün görünmemektedir. bu nedenle özel tedbirler alınmalı ve bu konudaki eğitim faaliyetlerinin seçilmiş, konusunda uzman personel tarafından yapılması sağlanmalıdır.

    t) irtica ile mücadelede kullanılacak en güçlü öge. psikolojik harekattır. batı çalışma grubu’nda ve konuyla ilgili görevlerde, çalıştırılacak personelin bir plan dahilinde psikolojik harekat kursunda geçirilmeleri sağlanmalıdır.

    u) şeriat düzenini yaşama geçirmek isteyenler, türkiye cumhuriyeti anayasasının din devleti kurulmasına kapalı olduğunu bildikleri için gerçek amaçlarını açıkça ifade etmek yerine yine islamdan aldıkları güçle takiye yapmaktadırlar. bundan dolayı halkın şeriat düzeni veya başka bir deyişle siyasal islamın amaçları konusunda bilgilendirilmesi gerekli görülmekte bu görev de laik düşünceye inananlara düşmektedir. bu aşamada türk silahlı kuvvetleri’nin rolü ise bu kişileri bularak devreye sokmaktır.

    v) ekonomik istikrarsızlık, özellikle terörün de devreye girmesiyle hız kazanmıştır. ekonomik istikrarsızlığın sosyal dengeleri de olumsuz etkilediği açıktır. türkiye, terörle mücadelenin yanı sıra ekonomik ve sosyal hayatını düzene sokacak siyasi istikrara da muhtaçtır. türk silahlı kuvvetleri, bir taraftan terörle mücadeleyi sürdürürken, diğer taraftan ekonomik ve sosyal hayatın iyileştirilmesi için siyasi mekanizmayı devreye sokmaya çalışmaktadır. bu konudaki faaliyetler ısrarla sürdürülmelidir.

    w) türk aydınının halktan kopukluğuna karşılık din elitinin halka yakınlığı da islami hareketin güç kazanmasında önemli bir etkendir. laik aydınların halkla paylaşılacak ortak temalar bulması, yakınlaşması ve onun hizmetinde olduğunu hissettirmesi son derece önemlidir. şüphesiz ki eğitimdeki atılımlar, fikri paylaşımı ve dolayısıyla bütünleşmeyi hızlandıracak ve türk insanının bu milletin ferdi olmaktan onur duymasını kolaylaştıracak bir yoldur, fakat yeterli değildir. eğitimin yarattığı sınıf farkının halka hizmetle dengelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.özellikle laik düşünceyi benimsemiş sivil toplum örgütlerinin bu bütünleşmeyi sağlayıcı yoldaki faaliyetlerine hız vermeleri sağlanmalıdır.

    x) bu konuda basiretli davranması gereken bir diğer kurum ise medyadır. medyanın kamuoyunu bilinçlendirmedeki rolü son derece önemlidir. ancak laiklik ilkesine olan bağlılığından asla kuşku duyulmayacak olan bazı büyük medya kuruluşlarının, laiklik ve demokrasiye olan bağlılıklarını, rating savaşlarının önünde tutmayı da ulusal bir görev kabul etmeleri gerekmektedir. islami hareketin oyun alanı içinde sürdürülen ve hukuk devletinde yaşanıldığını neredeyse unutturacak boyuta gelen fikir tartışmalarında, türk halkı çoğu halde tarikatçılarla şeriatçıların görüşleri arasında bir tercih yapmaya itilmektedir. laikliği savunan aydınların islamiyet konusundaki bilgisizlikleri ise hemen her programda irticacıların tartışmadan zaferle ayrılmalarına yol açmaktadır. türkiye’nin içinde bulunduğu durumun hassasiyeti, medya kuruluşlarının da maddi çıkarların önüne milli çıkarları almalarını zorunlu hale getirmiştir. bu konuda medya patronlarının ve çalışanlarının yönlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.

    y) dini ahlakla özdeşleştiren bir anlayışın yaygınlığı nedeniyle, irticai görüşün daha dürüst bir topluma kapı açacağı inancı, halkın oylarını yönlendiren en önemli sebeplerden birini teşkil etmektedir. bu nedenle demokratik süreç içinde halkın siyasal iradesi islami görüş lehine bir artış gösterirken bu tercihin din devletine değil, dürüst ve refah içinde bir toplum özlemine yöneldiği çok açıktır. ancak, halkın iradesinden güç alan siyasal islamın, bu iradeyi islam devleti lehine kullanacak bir çoğunluğa kavuşması halinde türkiye antidemokratik bir sürece adım atma tehlikesiyle yüz yüze gelebilir. bu sebeple “temiz toplum” yolunda başlatılan mücadelenin kamuoyunu tatmin edecek biçimde sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. türk halkının, demokratik rejimin temiz bir topluma ulaşmayı sağlayacak güçte olduğuna inanması, alternatif rejimlere özenmemesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

    z) emasya ve sıkıyönetim planlarının uygulamaya konulması halinde takip edilecek harekat tarzları kontrol altında tutulması gereken kritik noktalar ve topluluklar iyi analiz edilerek muhtelif harekat tarzları belirlenmeli ve harekat tarzlarının hepsinde bu gruplar silahlı kuvvetleri mazlum halka ve islama karşıymış pozisyonuna düşürmeyi, bu sürede halkla karşı karşıya getirmeyi planlayacakları bir faraziye olarak dikkate alınmalıdır.

    aa) batı çalışma grubu oluşturulan her kademede irticai olay ve faaliyetlerle bir bilgi bankası oluşturulmalıdır. bu bilgi bankasını oluşturmak ve cari faaliyetleri takip etmek maksadıyla çok iyi bir istihbarat ağı kurulmalı ve bu sistemde görev yapacak personel irtica yanlılarının ve irtica karşıtı güçlerin dezenformasyon faaliyetlerine karşı eğitilmelidir.

    bb) atatürk’ün türk ulusu için söylediği “asıl olan iç cephedir” sözü türk silahlı kuvvetleri içinde, kendi bünyesi içinde esas alınmalı ve irticai görüşe sahip olmuş veya eğilimli personel derhal temizlenmelidir. kendi iç cephemizi sağlam tuttuğumuz sürece bütün tehditlerin üstesinden gelineceği inancı beyinlere işlenmelidir.

    3. sonuç :

    a) 1946 yılından itibaren çok partili demokrasiye geçiş ile birlikte din yeniden siyasete alet edilmeye başlanmış ve bugünün çağdaş türkiye’sinde ihmal edilemeyecek bir konuma gelmiştir.

    b) irticai kesim gayesine ulaşabilmek için bir çok alanda planlı ve sistemli faaliyet içindedir. 60 yıllık bir süreç içerisinde planlı olarak ideoloji haline getirilmeye çalışılan “dini esaslara dayalı devlet anlayışı”nın ancak kısa, orta ve uzun vadeli çözüm tarzları içeren devlet politikaları ile önlenebileceği tartışılmaz bir gerçektir.

    c) ancak yaşanan sorunun özünde, irticanın devletin bir kısım unsurlarının göz yumması ile mesafe kat etmesi bulunmaktadır. sorun bir yanıyla bir siyasal iktidar meselesidir. bu nedenle soruna halkın sahip çıkması ve geniş cephe oluşturması gerekmektedir. bu hususu gerçekleştirmede türk silahlı kuvvetleri gereğinden çok fazla öne çıkmadan ve günlük siyasi mücadelenin içerisinde görünmeden, atatürkçü güçlere gereken desteği vermelidir.

    d) içinde bulunduğumuz şu dönemde, “atatürk’ün gençliğe hitabesi”ni tekrar okumaya ve iliklerimizde hissetmeye ihtiyacımız olduğu inancındayım. bahsedilen gün gelmiştir. kahraman türk silahlı kuvvetleri bu mücadeleden de yüzünün akıyla çıkacaktır. muhtaç olduğu kuvvet damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

    gereğini arz / rica ederim
    genelkurmay başkanı emriyle / namına
    orgeneral çevik bir

    edit: yazım hatası
1 entry daha