şükela:  tümü | bugün
7458 entry daha
  • 90. finalini bir aksilik olmazsa gelinliğimi giyip merdivenlere yığılarak izleyeceğim dizi. kanal d prime time'a koymuş, kerizzzz reytingi peşindeler. elbette saflarda yerimizi alacağız. 10 yıldır yaz kış, evir çevir, indir bindir aşk-ı memnu izliyoruz. televizyonculuk bitene kadar bu dizinin peşindeyiz.

    (bkz: aşk-ı memnu/@elian)

    peki neden böyle? bu diziyi bıkılmaz usanılmaz yapan ne?

    1) gerçekçilik.

    1. a) karakterlerin gerçekçiliği: yeşilçam'dan miras karakterlerin iyiler ve kötüler olarak ayrılması dandikliği bu dizide yok. her biri %40-80 kötü ve %60-20 iyi. herkes zalim ve mazlum yanları var. herkesin karakterinin şekillenişinin bir hikayesi ve yaptıklarının sebebi var. böyle bir tiple gerçek hayatta karşılaşılmaz diyemiyorsun. dizinin kötü adamı hilmi bey bile aslında dizinin en haklı adamı. diziye göz ucuyla bir baktığında karakterler hakkında düşündüklerin, diziyi baştan sona dikkatle izlediğinde değişiyor. tıpkı reelde insanları yakından tanıdığında bakış açının değişmesi gibi.

    1. b) olayların gerçekçiliği: dizi yalıda geçen yasak aşk temasını ilmek ilmek işliyor. hiçbir şey paldır küldür olmuyor, izleyeni içine çekiyor. karakterler arası gerilim, çekişmeler, inatlaşmalar hepsi bir mantık silsilesi içinde. behlül'le bihter'in ilişkisi aslında ikinci sezonun ortasında anlaşılıyor ancak konduramama ve cesaret edememe yüzünden kimse açıkça söyleyemiyor.

    1. c) zenginliğin gerçekçiliği: türk dizilerindeki holding patronunun vasıfsız salak bir kıza tutulması ya da zengin kız fakir oğlan saçmalığı bu dizide yok. yalıda oturanlar yalıda oturanlarla aşk yaşar. moruk adnan bey bile iki çocukla kendini bihter'e layık görür. olmadı ailenin zamparası havalı bir manken kız bulur. istanbul'daki zenginler aslında çok dar bir çevre içindeler. bu durum bir aşk-ı memnuda doğru anlatılır. evdekilerin gidip başka bir hayat kuramaması ve birbirlerine sarmaları da bu yüzden.

    bir de parayı çok kaliteli ezmeleri var. firdevs hanım "güney'e tatile gitmek istiyorum" deyince johannesburg'u kasteder mesela. sonradan görme beyaz yakalı gibi bodrum'a kaçacak hali yok.

    2) estetik.

    2. a) evin güzelliği: manzarası ve bahçesi hariç evin serası, atölyesi, korusu var. koru nedir sarıyer lordu musun bre mübarek?

    2. b) kıyafetlerin güzelliği: bu dizide nihal hariç herkesin tarzı vardır. bihter'e zaten bir şey demeye gerek yok. diziyi izleme sebeplerimden biri eve diğer bihter'in ev elbiselerine bakmak. evde bihter ziyagil gibi giyindiğim gün "evet" diyeceğim, "hayatta istediğim noktaya geldim." kahvaltıya diz üstü çizmeyle oturmak. bakın burası çokomelli.

    2. c) oyuncuların güzelliği: saçı, makyajı ve giyimiyle beren saat'in top noktası bihter'di. kadın bir daha o kadar güzel olamadı. kıvanç tatlıtuğ zaten malum. herifin yakışıklığı behlül karakterinin nasıl bir orospu çocuğu olduğu gerçeğini bile gölgede bıraktı.

    ayrıca artık rtük terörü yüzünden, behlül ve bihter 50 santimden fazla yaklaştıkları an sahne kesildiği için göremiyor olsak da, bu dizinin öpüşme ve sevişme sahneleri çok iyiydi. behlül ve bihter arasındaki tutkuyu cayır cayır görürdün. güzelim hikayeyi ampute ettiler aq çükü kalkmaz yobazları.

    yine de güzel tabii. bu saydıklarım aşk-ı memnu'yu şarap gibi yıllandıkça değerli yapıyor. bir de hikayenin sündürülmeden, top noktada, olabilecek en dramatik şekilde bitmesi de seyircide bağımlılık yaptı. finalin her sene reyting rekoru kırması bundan. sonlar önemlidir, insanı nasıl bırakırsan öyle kalır.

    beni beni bihterini... sabırsızlıkla bekliyorum.
590 entry daha