şükela:  tümü | bugün
53 entry daha
  • ulkenin baskentinde gorulecek pek bir sey olmadigi dogru olsa da, ulkenin geneli icin ayni seyi soylemek pek dogru olmayacaktir.

    ulke kucuk, cok kucuk olmasina ragmen, batisi ve dogusu, kuzeyi ve guneyi bazi farkliliklar gosterir. ulkenin guneyi 20 yil oncesine kadar madencilikle mesgul oldugu icin daha zengindir. kuzeyde ise daha cok tarimla ve hayvancilikla ugrasirlar. ulkenin batisi daha cok fransayi, dogusu ise almanyayi andirir, hem yapi-mimari itibariyle, hem de sokak tabelalariyla...

    ulkede gorulecek yerlerin cogunlugu almanya sinirindadir. her seyden once mosel nehri boyu almanya'da kulturel ve tarihi acidan ne kadar zenginse luksemburg'da da o kadar zengindir. germanik ortacag kentleri, kaleler, satolar, kiliseler ve manastirlar bu bolgeyi donatmaktadirlar.

    ornegin echternach, ulkenin en eski sehridir. nehirdeki koprunun ote yani almanya'dir. 800lu yillarda kurulmus bir manastiri ve manastirin cok ilginc bir muzesi vardir. gorulmeye degerdir.

    daha kuzeyde vianden kasabasi vardir ve burasi vianden kalesine ev sahipligi yapar. diger orta cag yapilarina oranla cok yeni durmasinin sebebi restorasyonun 19. yuzyilda yapilmis olmasidir. doga, kaleye inen cikan yollar pek bir hostur.

    vianden'in biraz batisinda "minik isvicre" (little switzerland/petit suisse) olarak un yapmis mullerthal vardir. cok guzel doga manzaralari, su yollari ve agaclarla bezenmis bir yerdir burasi.

    yine ulkenin kuzeyinde esch-sur-sure koyu vardir. icinden sure nehri akmaktadir, yine bir kale kalintisi vardir. 30 dakka yeterlidir burasi icin. upper sure lake'e gidip yuzebilirsiniz akabinde (eger yagmur yagmuyorsa!!!).

    luksemburg sehrinden echternacha giderken yolda bir kac sato gorursunuz, oralara ugrayiniz, kacirmayiniz.

    ayrica yine echternach'ta unesco kulturel mirasi olan dini bir rituel her yil haziran ayinda icra edilir. tam hikayesini bilmiyorum bunun ancak erkekler ve bayanlar 3 ileri 2 geri ziplayarak ve ellerinde bildigimiz bez mendiller tutarak (bir ucundan bir kisi digerinden digeri tutarak) bir yerden bir yere giderler.

    sehre gelirsek: sehri iki katli dusunursek, 1. kati, yani sehri ikiye bolen vadi, grund ve clausen semtlerine ev sahipligi yapar. buralarda guzel cafeler, restoranlar vardir. genelde haftasonlari bir atraksiyon vardir. jazz ve blues festivali burada yapilir ve yaklasik 20 kadar sahne vardi sanirim 21 temmuzda.. sehrin en guzel fotolari burda cekilmis olanlaridir. abbeye de neumunster bir cok kulturel atraksiyon sunar bizlere (konserler, sergiler). vadiden yukariya dogru uzanan duvarlardan birisinde kucuk magaralar vardir, coook eski zamanlardan kalma. turistlerin ugradigi en popular yerlerden biridir burasi ve unesco kulturel mirasi kapsamindadir.

    kirchberg semti avrupa birligi kurumlarininin bulundugu yerdir. avrupa sayistayi, adalet divani, parlamento ve komisyonun bazi departmanlari burdadir.

    cok pahali bir ulkedir. emlak fiyatlari bilhassa (en azindan ben deniz icin) sacmalik derecesinde pahalidir. 40 metre karelik bir studyo kirasi 800 eurodan asagi degildir. lakin ulkenin kisi basina dusen gelir bazinda dunyanin en zengini oldugunu burda es gecmemeliyiz. asgari ucret bile 1400 euro civarindadir. saniyorum parayla dogru orantili olarak dertleri tasalari yoktur. kisa mesafelerde bile araba kullanilir. bmw, porche, mercedes gibi markalar luks degildir burda, normaldir. 6-7 ay calisip bir opel/vw alacak parayi zaten kazanmaktadirlar. sokaklarda pek insan goremezsiniz o yuzden. dusup olurseniz kimse gormez sizi... dikkat etmek lazim. insanlari pek soguktur. cok fazla gunes almadigi halde her evin kalin kepenkleri olmasi bunun en guzel kulturel ifadesidir saniyorum. aksamlari sanirsiniz ki koyler, kasabalar bombos, o kadar karanlik olur yani... tipik bir bati avrupa ulkesi ozelligi olan dakiklik had safhadadir. otobusler trenler cok anormal bisi olmadikca dakiktirler.

    tren ve otoyol (otoban) agi cok gelismis degildir. otobusler vardir sehirlerarasi. fransa'dan, belcika'dan ve almanya'dan her gun calismaya sehre gelen binlerce insan vardir, o yuzden sabahlari ve aksamlari trafik cok yogundur. 20 dakikalik yol ancak 1 saatte gidilebilmektedir boylece.

    ayrica saniyorum ki bayrak degistirme mevzuu gundemin birinci maddesi olan tek ve yegane ulkedir. neymis, halihazirdaki bayraklari hollanda bayraginin aynisiymis (isin tarihine bakarsak luksemburg hollanda'nin orange hanedanina bagli imis 1814e kadar. dolayisiyla bayragi kullanmaya, mavinin tonunu acarak devam etmisler). anlayacaginiz sikilmislar, kendi armalari olan iki kuyruklu kukreyen aslanla bezeli, mavi beyaz cizgili bayraya donmek istemisler. bunun icin meclis toplantilari, kamuoyu arastirmalari, kampanyalar vs. yapmislar. en sonunda ikisini de kullanmaya karar verdiler (uluslararasi arenada 3-renkli bayrak, ulke icinde ise nasil isterseniz).. o kadar dertsiz tasasizlardir yani..

    turk sayisi cok azdir. adam gibi baklava yiyemezsiniz. turk lokantalalari hep fast food tarzi yerlerdir.

    baskentin havalimani avrupa'nin en buyuk kargo limanlarindan biridir. cok fazla buyuk ucak inis kalkisinin sebebi odur, yoksa turistler degil.

    en az polis gorebileceginiz yerdir ayrica. iltica etmek icin buraya gelmis bir turk olayi soyle anlattiydi bana: ".mina .odugumunun memleketinde polis yok! 1 hafta polis diye inleyerek gezdim".

    evet.. luksemburg da boyle bir yerdir iste...
243 entry daha

hesabın var mı? giriş yap