şükela:  tümü | bugün
142 entry daha
  • yayınladığı videodaki cümlelerine bilgilendirme amacıyla cevap verme gereği duyduğum hanımefendidir.

    1. bir ülke ekonomisinin dolar üzerinden değerlendirilmesinin yanlış olduğunu iddia ediyor.

    ithalat rakamı 2019 yılında 210 milyar dolar olan bir ülke hakkında konuşuyorsak kısa vadeli dış borcu 2020 yılının ilk çeyreğinde 119 milyar dolar olan bir ülke hakkında konuşuyorsak(yani bir yıl içerisinde ödenmesi gereken borç bu, orta ve uzun vadeye girmiyorum!) çatır çatır dolar üzerinden değerlendirilir. çünkü doların artması demek diğer ülkelerden aldığın malın fiyatının hiçbir şey değişmeden artması demektir. ülkede doğru düzgün fabrika kurulmasını teşvik etmek yerine hızlı büyüyelim rant sağlayalım diye finansal kaynakları inşaat sektörüne aktaran bir yönetim anlayışına sahip olunduğundan, bir anda yurt dışından aldığımız ürünler pahalı oldu yahu o zaman biz yerli üretelim diyemezsin. üretim dediğimiz olay yani fabrika bir anda kurulmaz! paşa paşa o fiyat artışlarına katlanmak zorunda kalırsın. doların artması kısa vadede ürünlerin fiyatının artması demektir. ama beni asıl ilgilendiren konu ise bizim gibi borçlu olan ülkelerde doların artması demek gelecek nesiller için ileride yapılacak olan beşeri sermaye yatırım harcamalarının(eğitim-sağlık) azaltılmasına yol açacaktır. bu da gelecek yıllarda ülkeyi yönetecek kişilere kötü miras bırakmak demektir!

    2. ülkenin vatandaşının ülke ekonomisinin battığı zamanları kriz dönemini çok iyi bildiğini söylüyor ve bunu söylerken da arkadaki fotoğrafta bankaların mevduatlara el koyduğunu yazan bir fotoğraf koymuş.

    ben de aksine bu ülkedeki insanların kriz dönemini hatırlamadıklarını iddia ediyorum. çünkü bu ülkede bankada mevduatı olan herkes parasını almıştır. geçmiş yönetimler tüm mudilerinin parasının hazine garantisi altında olduğunu açıklamıştır ve son kuruşuna kadar tekrar ediyorum herhangi bir sınır gözetmeksizin ödemiştir. (not: ben ödenmesini doğru bulmayan biri olarak bile gerçek bilgi vermek amacıyla yazıyorum bunu buraya siz nasıl insanlarsınız ki yalan yanlış bilgiler paylaşıyorsunuz.)

    3. bu coğrafyanın insanı devlet kapısında çalışıp parasını alamadı diyor ve devlet bu paraları repolara yatırıp faiz gelirleriyle ihtiyacını karşıladı, bu ülkenin %40 fakirleştiği günler oldu diye devam ediyor.

    bu ülke geçmişte fakirleşmiştir doğrudur fakat %40 oranı tartışılır. bu ülkenin kişi başına düşen gayri safi hasılası hiçbir yıl %40 azalmamıştır. fakirleşme dediğiniz şey gelirinin azalması diye yorumlanabilir fakat ayrıca sahip olduğunuz servetin azalması da fakirleşmedir. bu ülkede yapılan özelleştirmeler ile sahip olunan servetlerin elden çıkarılması konusunda da beyanda bulunması gerektiğini düşünüyorum. sizin çalıştığınız iş yerinde maaşınız azalması mı daha kötüdür yoksa babadan kalan oturduğunuz evi satıp parasını çarçur edip kiraya çıkmanız mı?

    4. “tatil beldeleri dolu olan yerde kriz olmaz. insanlar harcamaları kısıtlar bize konut talebi patladı. devlet insanlara ev alabileceği ucuz finansman kaynağı sağladı.”

    tatil beldeleri dolu olan yerde da bal gibi kriz olur. bu ülkenin nüfusundan haberin var mı? kaç kişi tatile gidiyor elinde istatistik var mı? tatile gidenler ne kadar para harcıyorlar bilgin var mı? geçen yıl tatile gidenlerin sayısı ile bu yıl tatile gidenlerin sayısını kıyaslayabileceğin bir veri var mı elinde? kriz olan yerde insanlar harcamaları kısar evet, ama hissedilen enflasyonun bu denli yüksek olduğu bir dönemde sen istediğin kadar az ye yine de ödediğin tutar düşmüyor! konut talebi patladı evet, ama konut kredilerindeki bataklar bir gün sonra belli olmaz. madem her şey normal neden sadece kamu bankaları destekli konut kredileri dağıtıldı. özel bankalar bu pastadan niye pay almak için harekete geçmedi. çok iyi biliyorlar ki o verilen konut kredilerinin bir kısmı batacak çünkü risk değerlendirmeleri düzgün yapılmadı. geleceği ipotek etmek konusundan bahsetmiştim, kamu bankalarının yeni görev zararları ile yine başkaları uğraşacak. aynı şeyi tekrar ediyorum fakat kaynakların verimli alanlara gitmesini maalesef engelleniyor. sırf büyümenin ana aktörü olan inşaat sektöründeki şirketleri yüzdürmek için kamu bankalarının gereksiz risk üstlenmesi sağlandı ve aynı anda özel bankalara da tarihte görülmemiş kadar yüksek cezalar yazılarak baskı altında tutulduğu bir dönem yaşıyoruz. kaldı ki devletin görevi insanlar konut alsınlar diye böyle bir dönemde yapay yoldan ucuz finansman sağlamak değil. kaynakların verimli alanlara kaymasını sağlamak. senin ucuz kaynak dediğin o kaynak ile bu ülkede inan çok daha olumlu faaliyetler yürütülebilirdi.

    5. sağlık hizmetleri kesintisiz devam ediyor.

    bilmediğim konuda yorum yapmak istemem sağlık sektöründeki arkadaşlar bu konuda daha net bilgi verebilirler.

    6. ekonomisi bitti dediğiniz ülke bugün akdeniz’de oyun kuran pozisyonda demiş.

    siyaset ve uluslararası ilişkiler bilimleri ilgi alanım değil bu konuyu da atlıyorum. keza siyaset bilimciler daha net bilgi verebilirler.

    7. "ayda 15 milyar dolar ihracat yapan bir ülke nasıl oluyor da birileri hala ekonomik kriz olduğu iddia ediyor" diyor.

    ayda 15 milyar ihracat yaparken aynı ayda 20 milyar dolar da ithalat yapılan bir ekonomiden söz ediyoruz. üstelik senin sattığın ürünlerin hiçbir katma değeri yok iken yani senden almayıp başka ülkelerden de alınabilen ürünler iken senin satın aldığın ürünlerin ikamesi senin ülkende yok. özetle en ufak bir şoka karşı kırılgan bir dış ticarete sahip bir ülkede pek ala kriz olduğu iddia edilebilir.

    8. kişi başına düşen borç, isviçre'de 210 bin dolar, norveç'de 110 bin dolar, belçika'da 100 bin dolar, isveç'de 90 bin dolar, amerika'da 80 bin dolar iken bizde sadece ve sadece 2.900 dolar olduğundan bahsedilmiş.

    söylediği rakamlara güvenmiyorum ama kontrol edecek vaktim de yok doğru olduğunu kabul ediyorum. birincisi bireylerin borçlarının az olması üzerinden yapılan olumlama konuşmasının devamında aynı ülkelerdeki kişi başına düşen gelirden de bahsedildiğinde anlamlı olur. keza nasıl bir bankaya kredi başvurusu için giderseniz size ilk soracakları şey bordrodur. ayrıca mortgage kavramı avrupa ve amerika’da çok gelişmiş vaziyette bireylerin bu kadar yüksek borca sahip olması toplumun çoğunun mortgage kredisi bulunması ile doğrudan bağlantılıdır. (mortgage ile ülkemizdeki konut kredisi aynı şeyler değildir lütfen birbirine karıştırmayın.) sadece isveç için konuşacak olursam kişi başına düşen gelir 55.000-60.000 dolar arasında değişiyor. bizim ülkemizde bu tutar ise 10.000 doları yakaladığında aha sınıf atlıyoruz dedik tüm ekonomistler kutladı bunu, kısa süre sonra 8.000 dolara düştü gerçi.

    9. ımf'ye borçlu iken günümüzde ımf’ye borç 5 milyar dolar verebilecek durumda olduğumuzu söylüyor.

    ımf'nin sağladığı kadar ucuza kaynak bulmak bir yana doğru düzgün kaynak bulmak için avrupa'dan rusya'da turisitler gelsin diye yapılmayan kaldı mı? gururluyuz derken yapılanlara bakın lütfen. finans merkezlerinde bakanlar ordusu ile daha kaç kere gidilecek sizce bu süreçte kaynak temin edebilmek için? ama gururluyuz değil mi ımf'den borç almadık.

    simit sat onurlu yaşa.
65 entry daha