şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • bakın şöyle özetleyeyim yararını: vatandaşa geleceğe dair sahte bir umut verir.

    bu umutla, yani bir gün her şeyin güzel olacağı, kendisinin, ailesi ve çocuklarının müreffeh bir ülkede yaşayacakları umuduyla , yani yalanların en zehirlisiyle ömrünü geçirir.

    benim çocukluğumda bu sahte umut güneydoğu anadolu projesiydi (gap). gazeteler her gün gap tamamlandığı zaman, ülkenin nasıl da çağ ağlayacağı, fakirliğin toptan ortadan kalkacağı, türk tarımının dünyanın en güçlü tarım sektörü halini alacağını anlata anlata bitiremezdi.

    insanlar, 2000'li yıllara varılıp, ülkenin onlarca yıldır tüm kaynaklarını akıttığı, devlet eliyle beş liralık işi 15 liraya bile zamanında bitirilemediği bu muhteşem projenin tamamlanması ile ülkenin çağ atlayacağı, o zaman türkiye'yi kimsenin tutamayacağı beklentisi ile ömürlerini geçirdiler.

    sonra gap sessiz sedasız tamamlandı.

    bırakın ülke olarak zenginleşmeyi, türkiye büyük bir tarım ülkesi mi bugün?

    tabi gap'ın tamamlanmasından bu yana yeni büyük hayaller lazım insanlara: milli uçak ve otomobiller, almanların kıskanacağı havalimanları vs.

    bu ışık ve umut saçan gelecek beklentileri , daha yenmemiş, ortada olmayan ekmeğin zihinlerde paylaşılması ve insanların bununla yaşamaya devam edebilmesi ilginç bir marazı insan zihninin.

    ne demiş şair : "bana öyle bir yalan söyle ki...
    doğruluğuna ömür boyu inanayım"

    belki de insanların gelecek korkusundan kurtulmak için böyle yalanlara inanmaya ihtiyacı var. ama ne yazık ki bu kandırmaca tüm ömür boyunca süremiyor.

    bu gelecek beklentisi ile kitle uyutma stratejisinin en dramatik, en duygular ve sembollerle bezeli olanı, komünizm ve vaatleridir.

    eşit ve her şeye sahip, refah içinde, tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanacak, aydınlık geleceğe umutla bakan insanlar. posterler, sloganlar ve marşlar.

    bu yalanı kaç yıl yediler komünistler biliyor musunuz?

    tam 70 yıl. (gerçi bizde hâlâ yiyenler var).

    s.s.c.b.'de milyonlarca insan, 70 yıl boyunca hep daha güzel günlerin kendilerini beklediği hayaliyle en zor şartlarda çalışarak, sevdikleri ve tanıdıklarını devletin zorbalığına kurban vererek, kendi özgürlüklerinden, refah ve sağlıklarından, kısacası hayatlarından feragat ederek yaşadılar.

    sonra, 70 sene sonra birden uyandılar. dış dünya artık daha fazla hayal görmeye fırsat vermiyordu artık. ve bir de baktılar ki çevrelerinde tamamen iflas etmiş bir ülke, sefalet ve dibine kadar yolsuzluğa karışmış bir devletçi rejimden başka bir şey yok.

    hayatları gelecek vaatleri ile çalınmış, huzur içinde yaşayacaklarını zannettikleri yaşlılık yıllarında gidecek bir hastane bulamadıkları, aldıkları emekli maaşının kiralarına yetmediği bir hayat buldular.

    son olarak: petrol ve doğalgazın bulunduğu ülkelere fayda mı, yoksa lanet mi olduğu da tarihe baktığınızda çok net. fayda değil lanettir bu doğal kaynaklar.

    bulunduğu ülkelerde çok sağlam bir demokrasi geleneği, devletin gelir ve gider kalemlerinde şeffaflık mevcut değilse, vatandaşa hiçbir fayda olarak dönmez.

    bakın dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan venezüela'ya. petrol onların laneti oldu.

    zibilullah kadar petrol ve doğal gaz azerbaycan, türkmenistan, rusya ve körfez ülkelerinde halklarına karşı her türlü baskı, siddet ve sindirme politikası uygulayan , yolsuzluğa batmış rejimlerin uzun yıllardır gücü ellerinde tutmalarını sağladı.

    kaldı ki, eğer doğu akdeniz açık sularında bir sondaj sahasından bahsedilecekse, bu tür sınırları belirsiz, herkesin kendisine ait olduğunu şiddetle iddia ettiği doğal kaynaklar sadece itilaflara ve çatışmalara yol açar.

    dip not: peki diyelim bulduysak çıkarmayalım mı petrol veya doğalgazı?

    neden çıkarmayalım? elbette çıkarılacak.

    eğer norveç gibi yapıp, kuzey denizinde buldukları petrol sahalarının tamamını komşuları ile ortak hareket ederek, hiçbir ihtilafa sebep olmadan çıkarıp, petrol / doğalgaz sahalarından elde edilecek tüm geliri devletin kasasından ayrı, tamamı vatandaşın sağlık, emeklilik fonlarında kullanılacak, şeffaf ve halka açık bir biçimde yararlanacaksak, elbette çıkaralım.

    aksi halde zaten fayda bize (vatandaşa) hiç ulaşmayacak, çıkacak çatışmaların tüm bedelini ise vatandaş ödemek zorunda kalacak.
152 entry daha