şükela:  tümü | bugün
  • eski zamanlarda kullanılan bir tahnit işlemidir ölen kişinin bedenini sirke dolu bir küpe koymak.

    tahnit, asıl anlamıyla cesedin bozulmaması için yapılan işlemlerin tamamına denir. iç organları çıkarma, mumyalama, ilaçlama vs.
    lâkin bazı vakitler ki özellikle savaş zamanlarında bu işlemleri yapmaya fırsat bulamayan insanlar, ölen kişiyi içi sirke dolu bir küpe koyarak bedenin bozulmasını engellemeye çalışmışlardır.

    bu yöntem elbette tarihteki ünlü komutanlar için kullanılmıştır daha çok. normal bir asker için kimse uğraşmazdı bu işlerle.

    üçüncü haçlı seferi sırasında göksu ırmağı kıyısında bulunan alman ordusunun başında bulunan imparator birinci friedrich, gece serinlemek için ırmağa girer fakat ırmağın hızına karşı koyamayarak çırpınmaya başlar. sürüklenen imparator kafasını bir kayaya çarparak ölür.
    askerler büyük şaşkınlık içerisinde imparatoru kıyıya çekerler ve onun cesedinin kudüs'e götürülmesi gerektiğine karar verirler. trajikomik bir olaydır. askerler cesedi çırılçıplak soyup sirke dolu küpe sokmaya çalışırlar ama ceset küpe sığmaz bir türlü.
    bu anlarda büyük tartışmalar yaşanır ve nihayetinde bölgeye gelen diğer askerlerin içinde bulunan hekimler cesedin iç oranlarını çıkarıp tarsus'taki katedrale gömerler. cesedin et kısmını ise kemiklerden sıyırıp antakya'daki katedrale, kemikleri de sayda'daki katedrale gömerler.
    günümüzde silifke'de friedrich barbarossa anıtı bulunmaktadır bu boğulma olayının hatırasına.

    tarihin gördüğü en büyük komutanlardan büyük iskender de babil'de ansızın ölünce cesedi içi bal, şarap ve sirke ile dolu bir küpe konmuş, buradan iskenderiye'ye taşınmıştır.

    bu yöntemin ilk olarak eski mısır'da ortaya çıktığı görülür ancak ilk başlarda yalnızca krallara ve soylu kimselere uygulanmıştır. çünkü cesedi korunmaya değen kişiler yalnızca onlardır o günkü inanışa göre.
    tarihçi heredot da antik yunan'da tıp öğrencilerinin kadavraları sirke ile tahnit işlemini öğrendiklerinden bahseder. bu işlem için izin alınması da gereklidir.

    osmanlı imparatorluğu döneminde çeşitli zamanlarda görülen veba salgınlarında da ölen kişiler sirkeli su ile yıkanmıştır kireçlenmeden önce. fakat türk tarihinde herhangi bir kimsenin cesedinin tamamıyla sirke dolu küplerde saklandığı örneğine rastlanmaz. bir hükümdar gömülmek istediği yerden uzakta ölmüş ise iç organları vefat ettiği bölgeye gömülürken bunlardan geriye kalanlar yine içinde sirkenin de bulunduğu bazı ilaçlarla korunarak taşınır idi.
    eski türklerde de özellikle vişne sirkesi neredeyse kutsal bir içecek ve koruyucu olarak görülürdü.

    günümüzde sirke ile yıkanmanın, evin bazı yerlerine sirke koymanın nazara iyi geldiği görüşünün de kökeni bu uygulamalardır çok büyük ihtimalle.