şükela:  tümü | bugün
198 entry daha
  • aslında bu entryi yazmak gibi bir düşüncem yoktu. ben, dün yaşadığım olaydan sonra başlığı okumaya gelmiştim sadece. fakat bu enrty boyunca referans olarak kullanacağım iki nefis entry bana bu entry yazma motivasyonunu sağladı. bu iki entryden biri başlığın en beğenilen enrtysi zaten. yazarı dunyanin en buzin seven insani, enrty de bu; #105140306 diğeri ise ibn zerhani nckli yazarın bu entrysi; #77443885

    tecevüzle ilgili attığım twit sonrası insanlar bazı şeyleri yanlış anladı ve beni tecavüzü basitleştirmekle itham ettiler. sonrasında tepkiler geldi, küfürler geldi vs. vs. ben twiti yazarken yanlış anlaşılabilme ihtimalini düşündüm aslında ama o kadar yanlış anlaşılabileceği aklıma gelmemişti. yazdığım şey şuydu;

    --- spoiler ---

    tecavüz travmatik sonuçlar doğurmamalı bir kadında. bir erkek bir kadının tecavüzüne uğrasa ne olur? hiçbir şey olmaz, hatta esprisi konusu bile olabilir bu. neden kadın için böyle olmasın? ++

    bu söylediğim şey failin alacağı cezadan bağımsız bir şey, o zaten ceza alsın benim bahsettiğim mağdur neden hayata küsüyor? bunu nedeni toplum baskısı bence, toplumun erkeğe ve kadına biçtiği rolle alakalı bu.++

    tecavüze uğramış bir kadın mahvolmuş bir kadın değildir, utanması gereken bir kadın değildir, hayatına aynen devam edebilmelidir. tekrar söylüyorum, bu dediklerimin failin alması gereken cezadan bağımsızdır."

    --- spoiler ---

    bu söylediklerimin çıkış noktası ise yaşayan en büyük feminist yazarlardan olan germaine greer'in 2018'de çok tepki çekmiş olan ama aslında yine okunmayan, anlaşılmayan, anlamak için çaba sarf edilmeyen sözleriydi. greer'in sözleri türkçe kaynaklarda ''tecavüz çok önemli bir suç değil'' başlığı ile paylaşıldı. kadının aslında ne dediği -ki greer çok keskin üslubu olan bir yazar- yine düşünmeyi, okumayı seven bazı yazarlarımız(iyi ki var onlar) sayesinde tecavüz büyük bir suç değilbaşlığında açıklanmış. ve ne kadar ironiktir ki başlığı açan yazar ''insan empati yeteneğinden yoksun olunca böyle saçmalıyor işte'' enrtysi ile başlığı açmış. sonra edit yazarak bu sözleri söyleyen profesör, feminist, aktivist yazarın geçmişine tecavüze uğradığı bilgisini de eklemiş. başlığı silmemesi, en azından takdirimi kazandı bunu belirteyim. ve yine ne kadar ironiktir ki başlığın en beğenilen enrtylerinden birinde yazarın sözlerinin yanlışlığı ''tecavüzün ölümden bile daha büyük bir şey olduğu'' iddiasıyla gösterilmek istenmiş. dahası o entry kendinizi bir ağaca bağlayıp götünüzü açın da görün bakın tecavüz nasıl bir şeymiş cümlesi ile bitirilmiş. bu entry de başlığın en beğenilenlerinden biri. çok benzerlerini ben de dün duydum.

    ben de entrymde tam olarak bu zihniyeti eleştirmek istemiştim. bu dünya, geçmişten beri erkek egemenliği ile kurgulanan namusun, tecavüzün, cinsel kimliklerin tanımlarının erkekler tarafından yapıldığı bir dünya. ve siz tecavüzü o tanımlar altında ele aldığınızda farkında olmadan mağdurun travmasını arttırıyorsunuz demek istemiştim. anlaşılacak olsa zaten dün anlaşılırdı, ama dün tecavüz başlığına uzun bir entry girdiğimde hemen bir mesaj geldi ve ''sıvamaya çalışma'' dedi bir yazar. geçmişinde tecavüze de uğramış olan bir feminist yazarın sözlerinin ışığında söylediğim şeyler ''senin bu konuda söz söylemeye hakkın yok'' şeklinde eleştirildi, kendini feminist ve akademisyen olarak tanımlayan bir kullanıcı tarafından. ki bu en sağlıklı eleştirilerden biriydi diğerlerini yanında.

    bir insanın böyle bir entryde ben şöyleyim, ben böyleyim diyerek kendini anlatması çok anlamlı bir şey değil, hatta itici de bulunabilir eminim ama öyle şeyler söylendi ki hakkımda kendimi savunma ihtiyacı da hissediyorum o linç karşısında. bana sen hiç tecavüze uğrayan kadın gördün mü dendi ve görmediğime emin olunan bir şekilde devam edildi yorumlara. arkadaşlar pek çoğunuzdan daha fazla tecavüz mağduru kadın ya da istismar mağduru çocuk gördüm. iftira atılan sanık da gördüm, gerçekten suçlu olan sanık da. anlamaya çalıştım hep. ve dün karşılaştığım şey tıpkı refere ettiğim ibn zerhani'nin entrysindeki şu bölüm gibiydi;

    --- spoiler ---

    işte tam bu noktada, entelektüel kapasitesi yüksek olanlar kendini sorgulama ve ahlak anlayışını gözden geçirme, yeniden yaratma yoluna gidiyor, ötekini anlamaya çalışıyor. ötekinin varlığının neden sonuçlarını irdelemeye, bir anlamda dedektif gibi onu "çözmeye" çalışıyor. sıradan insan ise, karşısında beliren bütün tuhaflıkları, kafasında oluşan bütün sorgulamaları irdelemeyi ve anlamayı reddediyor, onları tahammülsüzlüğü ile terbiye etme yoluna gidiyor. ırkçılık ve milliyetçilik yükseliyor, yobazlık kuvvetleniyor, çeşitliliği öldürmeye programlı mahalle baskısı artıyor. farklılığa tahammülsüz, farklıların neden öyle olduğuna ilgisiz yaşlı insanlar her zaman nasıl bir sonraki neslin ahlaken biraz daha bozuk olduğunu, kendi neslinin daha ahlaklı olduğunu ileri sürüyorsa, bu insanlar da kendi ahlak anlayışlarının en doğru ahlak anlayışı olduğunu tartışmaya açık bir şey değilmişcesine dile getiriyor.

    --- spoiler ---

    buraya kadar olan fazlasıyla özneldi, şimdi linç kültürünün ne olduğunu bizzat tecrübe etmiş biri olarak bundaki tehlikeyi göstermek istiyorum size. yazdığım twitler yukarıda var. yanlış anlaşılabilecek olduğunun farkındayım ki zaten o twitlerin çıkış noktası olan greer'in sözlerine de çok tepki gelmişti. ama yemin ederim bu kadar çarpıtılabileceğini düşünmemiştim. ilk başta normal tepkiler, itirazlar geldi, bazılarıyla konuştuk, fikirlerimizi beyan ettik, katılmadığımız noktaları söyledik. bu sırada twit paylaşılıp duruyordu ve enteresan bir şey olmaya başladı. 3 bölümlük twit bir anda tek bölümmüş, devamı yokmuş gibi tepkiler gelmeye başladı ve tepkiler gitgide sertleşti. başta hiç küfür yoktu, ama sanki herkes biri küfür etsin diye bekliyormuşcasına ilk aleni küfürün ardından çok büyük hakaretler ve küfürler başladı. kimse twitlerin devamı ve altındaki konuşmalarla ilgilenmedi. sadece ilk twit bir küfür eşliğinde paylaşılmaya başlandı. kimse twiti tıklayıp devamına bakmıyor, herkes birbirinden gördüğü twiti alıntılayıp bir küfür ya da hakaret eşliğinde paylaşıyordu. herkes birbirinin öfkesini besliyor, dahası herkes twiti değil, onu paylaşanın yorumlarını esas alıp devam ediyordu. özel mesajla gelen hakaretin, küfürün haddi hesabı yoktu. twtter'ı korumaya aldım, yine de twitter'ı kapatmak gibi bir düşüncem yoktu. ne var ki akşamında bir arkadaşımdan mesaj geldi . ''bir youtuber senin twiti almış, tecavüze uğrayanlarla dalga geçti diyor senin için'' dedi. bu noktada twitter'ı kapattım direkt.

    bu çok tehlikeli bir şey. ben hep özgürlüklerden yana oldum, kaç yıldır burada yazıyorum, kaç tane enrty yazmışım hepsi orada duruyor. özgürlüklerden yana nasıl bir tavır koyduğum, fikir özgürlüğünü nasıl savunduğum ortada. ama bu özgürlük değil, ben özgürce seni eleştiriyorum adı altında beni yok etme çabası bu. hatırlarsınız afganistan'da halkı sömüren bir adama karşı çıkan bir kadın taşlanarak öldürüldü. o kadına taş atanlara, taş atma özgürlüklerini kullandılar diyemeyiz değil mi? işte bu da öyle. ve bu insanlar, o taşları atanlardan daha entelektüel değiller kesinlikle. ikisi de yobaz, sadece ezberleri farklı hepsi bu.

    bana yazdığım ve üstelik de yanlış anladıkları twitten dolayı küfreden, hakaret eden insanların profillerinde istanbul sözleşmesini desteklediklerini gösteren mor çerçeve vardı. dün kendime ilgili tek pişmanlığım, utandığım tek an bu sözlükte istanbul sözleşmesi başlığına yazdığım upuzun bir entryi silmek oldu. hataydı yaptığım, öfkeyle hareket ettim. entryde sözleşmenin neden gerekli olduğunu anlatmış, sözleşmeye yönelik eleştirilere cevap vermiştim. hatta meriçlik yapma diye tepkiler de gelmişti özel mesaj yoluyla. bu insanlar için mi çaba sarf ediyorum diye düşündüm ki hataydı. twitter'daki yüzlerce insan ile o sözleşmenin asıl koruma sağladığı kocasının izni olmadan evden çıkamayan kadın arasında bir bağ yoktu çünkü. cemaat yurtlarında kalan, belli bir ideoloji çerçevesinde büyük bir baskı altında yetiştirilen kız çocukları ile kendini feminist zanneden, entelektüel zanneden o twitter kitlesi arasında bir bağ yoktu. kendini entelektüel, özgürlükçü sanan, sartre, foulcault desen ''çok severim'' diyecek insanların bu adamların reşit olmayanla cinsel ilişki konusundaki fikirlerini duysalar ne tepki vereceklerini merak ediyorum. bu yazarların bazı görüşlerine katılmamakla birlikte o görüşleri o kadar rahatça dile getirebildikleri o özgürlükçü ortama ise gıpta ediyorum, dip not olarak bunu da belirteyim.

    dün ilgimi çeken enteresan noktalardan biri de kadınların tepkilerinden sonra erkeklerin daha sert tepki göstermek için birbirleriyle yarışmaları oldu. dediğim gibi, bir yerden sonra zaten kimse twiti falan umursamadı. sadece kim daha sert eleştirebilecek yarışına döndü olay. sözde tecavüz suçu karşısında duyarlılık gösteren bu kitlenin tepkilerinde tecavüz kültürünün örnekleri ise başka bir ironiydi.

    istesem küfreden herkesi şikayet eder dahası tazminat talebinde de bulunabilirim. ama yapmayacağım. tabii yapsan ne yazar diyebilecek, yaşları genelde 18-22 arasında değişen bu insanların bazılarını mahkeme salonlarında gördüm benzer davalarda. hiçbiri ama hiçbiri twitter'daki kadar cesur değildi orada. ailesiyle gelen gördüm, ailesinin müştekiden özür dilediğini gördüm. yine de çoğu öğrenci olan bu kitlenin cebindeki paraya göz dikecek değilim, okuyorlarsa rahat olsunlar. twitlerini falan silmesinler, belki bir gün bakıp utanırlar yazdıklarından.

    feminist felsefede yeri olan bir görüşü, yaşayan en önemli feminist yazarlardan birinin sözleri ışığında paylaştım ben sadece, yaptığım sadece buydu. yine de eleştiriyi, yanlış anlaşılmayı anlıyorum. ama yanlış bile anlayamadan linç edenleri sanırım asla anlayamayacağım. olur da içlerinde bunu okuyacak olan varsa bir pişmanlık duymasını falan ummuyorum. ben zaten özellikle sosyal medyada görüşünde diretmeyen, ya ben yanlış anlamışım/yapmışım diyen çok az insan gördüm. bu olgunlukta birisi de zaten anlamadan dinlemeden öyle saldırmazdı.

    profilime girip de woody allen yazısını görüp ne olduğu belli zaten dedi birisi. buyurun gelin woody allen konusunu tartışalım, bakın bu da bir linç kültürüdür. bir insan bir şeyle itham edildiğinde siz onun elinden aklanma hakkını alamazsınız. bu da bir tür linçtir ve çok çirkindir. bunun bir an için yayıldığını herkesin böyle düşündüğünü düşünün. bir şeyle suçlanıyorsun, bütün kanıtlar lehine, hakkında dava bile açılmıyor ama yine de o şeyle suçlanmaya devam ediyorsun.

    bizzat tecrübe ederek lincin nasıl bir şey olduğunu gördüm. kısacık sürede başladığı nokta ile vardığı yer arasındaki değişimi gördüm. tecavüzü yaşamış bir feminist yazarın sözleri ışığında atılan bir twitin 24 saat bile dolmadan tecavüze uğrayanlarla dalga geçmek için atıldığı iddiasına (ve eminim çok kişi de benimsedi bu iddiayı) nasıl gelindiğini gördüm. lincin motivasyonlarından birinin popüler olmak, takipçi almak, like almak olduğunu gördüm ki bu korkunç bir şey.

    tek dileğim şu an o lince katılarlardan bir kısmının birkaç sene içinde fikirlerinin değişmesi, daha çok okumaları ve daha önemlisi okuduklarını içselleştirmeleri. yoksa papağan gibi ezberlemek kolay yazar sözlerini, kitapları. önemli olan okuduklarını içselleştirip kendini onlarla yeniden şekillendirebilmektir. dilerim yapabilirler.
37 entry daha