şükela:  tümü | bugün
41 entry daha
  • hem holywood hem de bilim dünyasında aktif rol alarak dönemin tüm sınırlarını yıkan ve günümüzde bile herhangi bir kalıba sığdırmanın zor olduğu bilim insanı, holywood yıldızı
    . sinemanın ilk çıplak kadını; gps, wifi, bluetooth ve benzer teknolojilerin atası. disney'in pamuk prensesi ve dc'nin kedi kadın'ının ilham alınan rol modeli... ama yine de çok hakkı yenmiş, değeri tam olarak anlaşılamamıştır. hedy lamarr'ın kısaca hayatına ve kendisini mucitliğe götüren itici güçlere değinmek isterim.

    "any girl can be glamorous. all you have to do is stand still and look stupid."
    "her kız çekici olabilir. tek yapman gereken sabit durmak ve aptal görünmek."

    mizah içeren iki kısa cümleyle kurduğu bu sosyal yorumlamayla cinsiyet klişelerini, güzellik ideallerini ve hollywood sanatını çekinmeden sorgulamayı başarmıştır. bir bakıma, bu kısa ve öz cümleler, lamarr'ın kendisi ve bakış açısı hakkında kendisine ait bir vesikalık fotoğraftan daha fazla fikir verir. 1914'te viyana'da doğmuş ve zengin orta sınıf bir ailede büyümüştür. daha çocuk yaşlarındayken sahne sanatlarına ilgi duymuştur. aynı zamanda mühendislik ve kimyayla da ilgilenmiştir. ampüllerden çaldığı piyanoya kadar aletlerin iç mekanizmasının nasıl çalıştığını anlamak için onları parçalara ayırıp inceleyecek kadar çok yönlüdür.

    ergenlik çağına geldiğinde, hem hayatını kolaylaştıracak hem de muhtemelen başarısını engelleyecek olan çarpıcı fiziksel güzelliği fazlaca ilgi çekmeye başlamıştır. okuldan daha eğlenceli olacağını düşündüğü için oyuncu olmak istemiş, bu yüzden annesinden 10 saat derslere girmesine izin veren bir belge alarak oyuncu seçmelerine gitmiştir. 17 yaşında ilk film rolünü "geld auf der strase" adlı bir alman filminde oynamıştır. avrupa yapımlarında oyunculuğa devam etmiş ve 1932'de çağın skandalı filmi "exstase" de oynamıştır. bu, bir çıplak kadın içeren ilk sinema filmidir. sinema ve güzelliğiyle ön planda olması ona bir yandan da zarar vermiştir. kendisini anlatan yazılarda "kendi iyiliği için fazla güzeldi. büyüleyici bir kraliçe ve seks tanrıçası gibi olması, zeki ve çok yönlü kişiliğini gölgede bıraktı." gibi ifadeler var.

    lamarr, 1933'te avusturyalı silah tüccarı fritz mandl ile evlenmiş, ancak evliliği uzun sürmemiştir. evliliğiyle ilgili güzel bir açıklaması vardır.

    "çok geçmeden onun karısıyken asla bir oyuncu olamayacağımı fark ettim... evliliğimizde mutlak hükümdar oydu... ben sadece bir oyuncak bebek gibiydim. bir şey gibiydim, aklı olmayan, kendine ait bir hayatı olmayan, korunması ve hapsedilmesi gereken bir sanat nesnesi. "

    1937'de lamarr yeterince yaşadığı evliliğinden, eski hayatından ve avusturya ile olan tüm bağlarından kaçtı. londra'ya gitti ve kısa süre sonra hollywood'un metro-goldwyn-mayer stüdyosuyla bir sözleşme imzaladı. ilk amerikan filmi "algiers" kariyerini yüksek vitese çıkardı ve kısa süre sonra lamarr holywood'da tanınmış bir isim oldu.

    cinsiyetçi çifte standart, lamarr için geçerli değildi. 1940'larda, çoğunlukla nazilerin destekleyicisi rollerde oynayan hollywood'daki alman aksanlı erkek oyuncularla karşılaştırıldığında, lamarr ve marlene dietrich; egzotik / erotik cazibelerinden ötürü, alman asıllı oldukları göz önüne alındığında amerikan halkının gözünde değer kaybetmediler. lamarr'ın aslında yahudi asıllı bir avusturyalı olduğunu da eklemek isterim.

    holywood'da yeni tanınan şöhretinin ilk yıllarında, hollywood'un en ünlü ve kötü şöhretli adamlarından howard hughes'la ilişki yaşıyordu. (holywood ve dünyanın gördüğü en manyak adamlardan biridir. dicaprio'nun canlandırdığı the aviator adlı bir filmde hayatı anlatılır bu zatın). hughes, lamarr'ı uçak fabrikalarını gezmeye götürüyor ve lamarr'ın havacılık tasarımı ve teorisi konusundaki görüşlerini dinliyordu. ancak lamarr'ın asıl yenilikçi düşünceleri eşi görülmemiş bir icada ilham kaynağı olduğu 1942 yılında geldi. besteci george antheil ile işbirliği yapan lamarr, radyo sinyallerinin karışmasını en aza indiren bir elektronik cihaz geliştirdi.

    ikinci dünya savaşı sırasında, lamarr'ın annesi viyana'da mahsur kalmıştı ve yahudi olduğu için tehlike altındaydı. lamarr, hollywood'da yaşıyordu ve annesinin amerika'ya kaçmasına yardım etmeye çalışıyordu. annesini abd'ye getirmek için londra'ya kadar gitti ama atlantik'i geçmek güvenli değildi. çünkü her amerikan gemisi naziler tarafından torpidolanıyordu. nazilerin londrayı bombaladığı bu dönemde annesinin öleceğinden korkan lamarr, her gece uzaktan kumandalı bir torpido icat etmeye çalışıyordu. bu torpido, atlantik'teki her nazi denizaltısını avlayıp havaya uçurabilecek ve böylece abd'ye güvenli geçişi sağlayabilecekti. torpidosu için radyo sinyali, hacklenemeyen bir gizli iletişim sistemi yarattı.

    bu gizli iletişim sistemi, nazilerin mesajları deşifre etmesini önlemek için sürekli değişen radyo frekanslarını kullanıyordu. bir radyo sinyalini yayınlamak için birden fazla radyo frekansı kullanılııyordu ve bu, frekansları iki saniyelik aralıklarla görünüşte rastgele bir şekilde değiştiriyordu. bu da nazilerin bu sinyali takip etmesini engelliyor ve sinyalin sadece bir parazit olduğunu sanmalarını sağlıyordu. hedy lamarr bu icadının patentini evlilikteki adıyla, "hedy kiesler mar" olarak almıştı. lamarr, ikinci dünya savaşı'nda abd ordusuna yardım etme çabasının ana motivasyonunun avrupa'da mahsur kalan annesine yardım etmek olduğunu savunmuştur. 1930'larda üçüncü reich için bir silah imalatçısıyla evlenmesi adına bir tür kefaret gibidir.

    lamarr'ın icad ettiği teknoloji hiçbir zaman savaş zamanında kullanılmasa da, on yıllar boyunca iletişim yöntemlerinde kritik bir rol oynadı. bu icadın patenti abd donanması'na geçti ve ilk olarak küba füze krizi sırasında kullanıldı. lamarr'ın icadı wifi, gps ve bluetooth gibi teknolojilerin yanı sıra cep telefonu gibi cihazları da mümkün kıldı. öncülüğünü yaptığı frekans atlama teknolojisi, tanımını yaptığı ( ikinci paragrafta) bir pin up girl den saygın bir mühendislik dehasına geçiş yapamaması nedeniyle de ironik.

    abd donanması, lamarr'ın sistemini 1960 yılında kullanmaya başladı ancak patentin üstünden 20 yıl geçtiği için süresi dolmuştu ve lamarr icadı için hiçbir zaman bir kuruş alamadı. birçok mucit ve bilim adamı, hollywood'un en göz alıcı yıldızlarından birinin gizli bir iletişim sistemi icat ettiği söylentisini duymuş olsa da, çoğu bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştü. lamarr hikayesini daha önce hiç halka anlatmamıştı ve bunu duyan çoğu insan bunu gerçek olamayacak kadar tuhaf buluyordu ve inanmıyordu. gizli iletişimin dahilerinden robert price, lamarr'a gerçekten böyle bir cihaz icat edip etmediğini doğrudan soran tek bilim adamıydı. lamarr "evet, yaptım" dedi. ama price lamarr'ın yalan söylediğini düşündüğü için adını icat tarihine kaydetmedi. bunun yerine tüm dünyaya, buluşu nazilerden çalan bir casusun yaptığını söyledi. ona göre bir hollywood yıldızının bu işlerden anlamayacak kadar aptal olması gerekirdi. mucid yeteneğiyle eleştirel beğeni veya takdir elde edemese de, hollywood'da başarısını devam ettirdi. ancak kariyeri 1950'lerden sonra altı evlilik, iki tutuklama ve bir dizi uyuşturucu bağımlılığı sorunu nedeniyle düşüşe geçti.

    hollywood'dan emekli olduktan sonra sonunda ekran dışındaki başarıları için hakettiği saygıyı almaya başladı. bulbie gnass spirit of achievement award alan ilk kadın oldu. 2000' yılında öldü ve savaş sırasında yaptığı icatlardan ötürü 2014 yılında ulusal mucitler onur listesi'ne alındı.
7 entry daha

hesabın var mı? giriş yap