şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • kelimeninin açılımı: "c"anada + "a"ustralia + "n"ew "z"ealand + "u"nited "k"ingdom = canzuk

    ingiltere'nin (tabii büyük britanya kastımız) avrupa birliği'nden ayrılmasından sonra daha çok önem kazanmış ve dile getirilen bir proje olmuştur.

    şimdilik özellikle de ingiltere dışındaki ülkeler açısından çok da avantajlı gibi görülmese de hem ticari hem de global güç olma yarışında ileriki dönemlerde önemi daha da artacaktır ve büyük olasılıkla büyük abileri (abd) tarafından da desteklenerek hayata geçebilecek bir birlik olacağı kanısındayım.

    peki şimdilik durum nedir?

    bildiğiniz üzere birleşik krallık 2016 yılında yaptığı bir referandum sonucunda avrupa birliği'nden ayrılma kararı aldı. bunun neden ve sonuçları ile ilgili pek çok şey yazıldı. bir daha ayrıntılı bir şekilde anlatmaya gerek yok. ama ayrılık düşünüldüğü kadar kolay ilerleyen bir anlaşmalı boşanma davası olmaktan çıktı. karşılıklı güvensizlik ve hayal kırıklıkları yüzünden süreç devam ediyor. referandum sonucunda, referandumu yapan david cameron ve ardından halefi theresa may, brexit yüzünden istifa etmek zorunda kaldılar. şu anki başbakan boris johnson zaten sıkı bir brexit savunucusuydu (referandumun yapıldığı sene kendisinin londra belediye başkanı olduğunun notuna da düşelim) ve ülkeyi geçen senenin sonunda ab'den boşadı. ama sadece göstermelik bir ayrılıktı bu. ab kurumları sayısı rakamlarla ifade edilemeyecek kadar çok mevzuat ve teknik ayrıntı içermekte olan bir yapı. her iki taraf hala tüm bu konuların nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda bir anlaşmaya ulaşmış değil. boris johnson bir anlaşma olmadan ilişkiyi tamamen bitirme sevdasında. lakin buna karşılık ab "öyle elini kolunu sallayarak gidemezsin gidersen sonuçlarına katlanırsın" diyor. yani ortada oldukça çetrefilli bir konu var.

    ama bizim konumuz şimdilik bu da değil. asıl soru ve ingilizlerin de kendilerine sordukları soru şu: ab sonrası ingiltere küresel düzen içerisinde kendine nasıl bir yer bulacak.

    ingiltere'de de aynı bizim ülkemizde olduğu gibi bir post emperyal özgüvensizlik söz konusu. ülke hala ekonomik olarak çok güçlü ve dünyanın sayılı ekonomilerinden birisi ama eskisi gibi tüm dünyaya söz geçirebilen bir ülke değil ve özellikle ab sonrasında etkisi oldukça azalmış durumda.

    küresel etkiyi bir kenara bırakalım birleşik krallık'ın geleceği bile tehlikede diyebiliriz. ab ile boşanma davasının en önemli konularından bir tanesi kuzey irlanda. daha geçen günlere kadar terör olaylarına sahne olan ve bir açıdan da irlanda ve ingiltere'nin birlikte üyesi oldukları ab'nin sponsorluğunda barışan iki taraf brexit sonrası sıkıntıya düşmüş durumda. kuzey irlanda bittabi kendi adasını paylaştığı esas irlanda devleti ile sınırlarının kapanmasını istememekte. ab yanlısı. aynı şey iskoçya için de geçerli. 2016 ab referandumundan iki sene önce uzun süredir dile getirilen iskoçya'nın bağımsızlık referandumu yapılmıştı. sonuç brexit'in tersine ingiltere lehine sonuçlandı. iskoçya birleşik krallık içerisinde kaldı ve herkes bu referandumun sonucunun bağımsızlık söylemlerini çok uzun yıllar boyunca kapatacağını düşündü. oysa 2016 yılında iskoçlar çoğunlukla ab lehine oy kullansalar da ülke genelinde ayrılık sonucu çıkınca onlar da doğal olarak ab'den ayrılmak zorunda kaldılar. bu fikir ayrılığı yeniden iskoç bağımsızlık hareketini güçlendirdi. çok kısa bir süre içerisinde yeniden bir referandum yapılması için harekete geçecekleri çok bariz. ve bu sefer sonucun londra aleyhine olacağı da kesin gibi.

    yani birleşik krallık parçalanmanın eşiğinde diyebiliriz. artık yollarına kömür zengini ve hep itilip kakılmış galler ile devam etmekten başka bir şansları yok gibi görünüyor. bu durumda ingiltere kendine bir yol aramakta. dolayısıyla ilk olarak bakacakları ülkeler de commonwealth ülkeleri (canzuk bu açıdan yeniden güçlü ve etkin bir ingiltere ile birleşik krallık'ın geleceğini de kuratarabilir).

    nedir bu commonwealth? vakti zamanında üzerine geüneş batmayan bir imparatorluk olan ingiltere'nin tüm dünya genelinde sömürgeleştirdiği ülkelerin hepsini kapsıyordu. zamanla ve özellikle ikinci dünya savaşı sonrası dönemde bu ülkeler tek tek bağımsızlıklarını kazandılar ve ingiltere kraliyetiyle olan bağlarını da kopararak commonwealth'i terk ettiler (-ki bunlar arasında ırak, mısır ve hindistan gibi önemli sömürge ülkeler vardı). günümüzde birleşik krallık'ın kendisi de dahil olmak üzere 16 tane ülke kalmış durumda. bu ülkelerin hepsi tamamen bağımsız ama head of state olarak hala ii. elizabeth'i yani birleşik krallık'ın kraliçesini sembolik olarak kabul ediyorlar. kraliçe ve kraliyet ailesi arada sırada bu ülkeleri ziyaret ediyor, parlamento açılışları için bir konuşma yapıyor vs. yani evet sembolik ama yine de çok da önemsiz sayılamayacak bir bağ var aralarında.

    işte burada canzuk devreye giriyor. tek başına bir ada ülkesi olarak ingiltere'nin etki alanını büyütmek için bu ülkelere ihtiyacı var. zaten hali hazırda kraliçeleri tüm bu ülkelerin devlet başkanı olarak kabul görüyor. ingilizce neredeyse tüm bu ülkelerin hepsinde resmi dil. bunun yanında siyasi olarak da hepsi westmister parlamento yapısına sahip, pek çok yasa ve mevzuat neredeyse aynı, aynı zamanda güçlü bir kültürel bir bağ var.

    yine de canzuk en güçlü dört ülkeyi bir araya getirmekte. ingiltere gibi küçük bir ülkenin yanında bir kıta devleti olan avustralya ve devasa kanada bile sırf birliğin yüzölçümünü de ciddi bir oranda artıracaktır. yeni zelanda ile birlikte (-ki o da artık gelişmiş bir ülke olarak kabul edilmekte) ulaşacakları ekonomik büyüklük ab'ni tehdit eder bir güce ulaşacaktır.

    canzuk hayali sadece birleşik krallık içerisinde görülen bir rüya değil. avustralya ve kanada'da bu hayali gerçeğe dönüştürmek isteyen ve kendi ajendalarına dahil eden siyasetçi ve milletvekillerin sayısı oldukça fazla. bunda elbette bu ülkelerin vatandaşlarının menşeinin zaten çoğunluklu olarak ingiltere ve irlanda'dan göç eden ülkeler olduğunu unutmamak gerek. hem kanada hem avustralya devasa ülkeler olmalarına rağmen ve güçlü birer ekonomi olmalarına rağmen dünya siyasetinde yeterince söz sahibi değiller. ingiltere kendi ekonomik gücünü artırabilmek için nasıl bu ülkelere muhtaçlarsa bu ülkelerde ingiltere'nin dünya siyasetinde sahip olduğu mevkiden yararlanabilirler. uluslararası ilişkiler de kendilerini merkeze doğru kaydırabilirler.

    canzuk eğer ki kurulursa abd, rusya, çin ve ab'den sonra dünya siyasetinde çok güçlü bir yere yerleşeceği öngörülmekte.

    canzuk'un kurulmasında bir de güçlü bir sponsor ve destekçi olabilir: abd

    abd hala bir süper güç olarak varlığını devam ettirse de değişen dengeler onun dünya sahnesinde söz sahibi olma oranına ve etkisine son yıllarda oldukça güçlü darbeler indirmiş durumda. rusya ne kısa vadede ne de uzun vadede asla abd'nin müttefiği olamayacak. ab ile abd arasında yine son senelerde ortaya çıkan pek çok anlaşmazlık var. iran mesela, mesela filistin, mesela rusya ile ilişkiler, mesela nato, akdeniz ve çin konuları. ingiltere'nin birlikten ayrılması iki tarafın ilişkisini de zedeledi. çünkü eskiden diğer avrupa birliği üyeleri tarafından, birliğin değil abd'nin çıkarlarını savunmakla suçlanan ingiltere yine de her iki taraf arasında bir arabuluculuk yapabiliyor ve ortak hareket etmenin yolunu buluyordu. ama şu anda ab içerisinde bir ingiltere yok. dolayısıyla denge iyice bozulmuş durumda. abd etkisini kaybetmeye başladığı bu yeni dünya düzeninde her şekilde kendi yanında olacak bir başka müttefiğe ihtiyacak duyacaktır. evet ingiltere her zaman abd'nin en yakın dostu olarak kalacaktır ama tek başına küçük bir ülke olarak ingiltere yerine önderliğini ingiltere'nin yaptığı bir birlik abdn'nin daha çok işine gelecektir. nasıl ki vakti zamanında avrupa birliği'nin kuruluşuna büyük etkisi olduysa canzuk da destekleyeceği, dahil olmayacağı ama cesaretlendireceği ve belki hatta zorlayacağı bir proje olacaktır. canzuk'un coğrafi olarak hem ingiltere'nin hem de abd'nin avustralya ve yeni zelanda'ya birlikte doğa asya'da etkilerini güçlü bir şekilde artırmalarında, gelecekte bu bölgede ve hatta çoktan karşılarına çıkmış olan rakiplere karşı da iyi bir denge oluşturacağı aşikar. canzuk bu açıdan avustralya ve yeni zelanda'ya da avantajlar kazandıracak. her iki ülke de kendi ekonomik bölgelerinde gittikçe güç kazanan devasa çin'e karşı hiç olmadığı kadar endişeliler.

    tabii bunlar projenin hayalinin güzel kısmı. ama ortada ciddi engeller de var. canzuk'un başarılı olabilmesi öncelikle mutlaka tam bir ekonomik ve daha da ötesinde siyasi bir birleşmeye ihtiyacı var. ab bu açıdan çok önemli bir örnek. brüksel avrupa birliği'nin başkenti ve parlamentosu ve konseyi ile birlikte tüm üye ülkeler üzerinde bir egemenlik hakkı bulunan siyasal bir yapı. bu siyasal yapı kurulmadan oluşturulan ekonomik birleşmeler ne yazık ki ciddiye alınacak bir küresel güç haline gelemiyorlar. ingiltere'nin ab'ye alternatif olarak oluşturdu bafta buna bir örnek. belli bir noktadan sonra bafta üyesi ülkeler tek tek ab'ye üye oldular. yine abd-kanada ve meksika arasında kurulmuş olan nafta da bir başka örnek. niye var olduğu tartışılır bir yapı. ingiltere'yi ab'nin dışına taşıyan en önemli etkenlerden birisi bu siyasi bütünleşme süreciydi. kendi egemenliğini avrupa kıta devletleriyle paylaşmak istemeyen ve bunun içinde düzinelerce tarihi ve kültürel neden öne süren ingiltere birlik içerisinde hep opt-out oldu. parasal bütünleşmenin dışında kaldı ve kendi pound'unu korudu, schengen'den ayrı durdu, ondan ayrı durdu bundan ayrı durdu ve giderek bütünleşen avrupa'dan çeşitli önyargılar yüzünden ayrıldı. canzuk içerisinde gerçekleşek böylesine bir üst akılı ingiltere bu sefer destekliyor olacaktır çünkü bu sefer sırtını zaten bayraklarında union jack taşıyan ülkelere yaslıyor. ama diğer üç ülkenin bu siyasal bütünleşme sürecine nasıl bakacakları kuşkulu. biraz önce dediğim gibi canzuk projesini destekleyen pek çok siyasetçi var ve çoğunlukla conservative parti üyeleri ve sağcılar. yine de göz ardı edilemeyecek ciddi bir kesim ise canzuk ile yeniden ingiltere'nin sömürgesi durumuna düşüleceğini düşünüyor. özellikle kanada ve yeni zelanda gibi görece daha sosyal demokrat ülkelerde canzuk aleyhinde çok fikir dile getiriliyor. bu öncelikle aşılması gereken ciddi bir engel.

    bir diğer sorun da ekonomi alanlarında. böyle bir birleşme de ingiltere'nin finansal olarak diğer ülkeleri domine edeceği aşikar. güçlü britanya şirketleri koşulsuz şartsız gümrüksüz ve vergisiz olarak bu geniş topraklara girmenin avantajlarını fazlasıyla tadacaklardır. bununla birlikte tarım açısından ise avustralya'nın geniş topraklarının ingiliz tarımcılarını felce uğratacağı da kesin. işte kültürel ve tarihi bağlar, söz konusu para ve ticaret olduğunda pek fazla işe yaramıyor ve bu tür durumlarda olduğu gibi herkes kendi faydasını nasıl maksimize edebileceğini düşünüyor ve bu durumda karşılıklı olarak güvensizlikere yol açıyor.

    bir diğer önemli engel ise ülkelerin coğrafi konumları ve birbirlerine olan uzaklıkları. avrupa birliği gibi çok küçük bir kıta içerisinde birbirine bitişik ülkelerin serbest ticaret faaliyetleri yürütmesi çok kolay ve de düşük masraflı bir iş. birbirlerinden kıtalarla ve okyanuslarla ayrılmış olan bu dört ülkenin böylesine bir ticareti yeterince efektif bir şekilde yürütemeyeceklerine ve dolayısıyla işin astarının yüzünden pahalıya geleceğine inananlar var. bu konuda da haksız sayılmazlar.

    güçlü bir küresel aktör olmanın en önemli ögelerinden biri de güçlü bir orduya sahip olmak. kanada ve avustralya çok büyük ülkeler olmalarına rağmen bulundukları coğrafyanın uzak tutucu ve koruyucu etkisiyle askeri gelişime çok fazla önem vermemiş olan ülkeler. canzuk içerisinde askeri güç olarak hem büyüklük hem de teknolojik seviye açısından tek sayılır ordu ingiltere'ye ait. evet avrupa birliği'nin de bir ordusu yok. her ülkenin kendi ordusu var ama bu orduları üst düzeyde ortak haraket ettirecek bir yapılanma içine gidemediler. bunda bu ülkelerin hespinin nato üyesi olmasının etkisi de çok büyük. ama ordusuz bir avrupa birliği'nin etkisi sadece soft politics alanında sınırlı kalıyor. abd'nin bile artık nato konusuna şüpheli bakması ve ingiltere'nin birlikten ayrılması ileriki dönemde ab üyelerinin bu konu üzerinde daha çok düşünmesine neden olacağı kesin gibi. canzuk da nato üyesi olmasına rağmen etki açısından özellikle de ülkelerin birbirlerine uzaklıkları ve ticaretin sadece deniz yoluyla ilerlemesi açısından güçlü donanmalara ihtiyaç duyacaktır. bu yük de çoğunlukla ingiltere dışındaki ülkelere kalacak gibi görünüyor. güçlü bir donanma elbette iyi bir şey ama aynı zamanda oldukça da pahalı bir kalem. avrupa birliği ülkeleri gibi bu kalemin masraflarını oldukça düşük tutmanın avantajlarını yaşayan kanada, avustralya ve yeni zelanda içerisinde canzuk muhalifleri birliğinin bu yönünün ekonomilerini zedeleyeceğini düşünmekte. ama özellikle kendi bölgelerinde harıl harıl silahlanan çin ve hindistan gibi ülkelere karşı avustralya ve yeni zelanda'nın silahlanmadan nasıl kendilerini koruyacakları da bir başka problem olarak önlerinde durmakta.

    birliğe getirilen son eleştiri ise ırkçı bir yapılanma olacağı yönünde. commonwealth içerisinde sadece dört "beyaz" ülke ile böyle bir birliğin kurulması ve jamaika, papua yeni gine ve diğer ülkelerin dışarıda bırakılması eleştirilen bir konu. kendilerini birliğin dışarısında bulan diğer 12 ülkenin hepsinin farklı etnik kodlara sahip olması bir teadüf mü? canzuk destekçileri hem ekonomik hem de siyasal olarak bu ülkelerin böylesine bir birlik içerisinde olmaya hazır olmadıklarını söylüyor. bir nevi avrupa birliği'nin üye olmak isteyen ülkelere olan yaklaşımı ile aynı. yine canzuk destekçileri, birliğin bir çekim alanı olacağına ve bu geride kalan commonwealth ülkelerinin de üye olabilmek için reformlar konusunda daha istekli ve atak olacağına dolayısıyla bu ülkelerin kalkınmasında faydası olacağına inanmaktalar. buna karşılık yapılan eleştirilerden biri ise şu: bu geri kalan ülkelerin ne ekonomik ne de siyasal olarak birliğe üye olmalarının ne yakın ne de orta gelecekte mümkün olmadığı, canzuk ardından dışlanan bu ülkelerin daha da dışarıda kalmamak için bir tepki olarak commonwealth'den bile ayrılamayıp en sonunda dört büyük ülkenin sürekli olamayacak bir fantaziyi sopa-havuç yöntemiyle dikte etmesiyle sonunda yeniden gayri resmi sömürgeler haline geleceklerine dair.

    sonuç ne olur birlik kurulur mu kurulursa işleyebilir mi işlerse gerçekten bir küresel güç olup hem ingiltere'nin kaybettiklerini bir oranda ve hatta belki avrupa birliği'nin sağladığından çok daha etkin bir şekilde geri verebilir mi ve hem de dünya siyaset sahnesine kanada ve avustralya gibi büyük ülkeleri de dahil edebilir mi zaman gösterecek.

    şimdilik entryi bu ülkelerde yapılan anketlerle bitirelim. bakalım canzuk desteği bu dört ülke içerisinde ne durumda.

    kanada: %76 destek
    avustralya: %74 destek
    yeni zelanda: %81 destek
    birleşik krallık: %68 destek
10 entry daha