şükela:  tümü | bugün
48 entry daha
  • türkiye'nin ilk uçan arabasına ismi verilen islâm bilgini, sibernetiğin kurucusu ismail el cezerî.

    kendisi, yaşadığı dönemin çok ilerisinde mekanik alanında eserler vermiş bir mucittir.

    12. yüzyılda ( 1136?) cizre'de doğmuştur. o tarihlerde bölgede bir oğuz - türkmen hanedanı olan artuklular hüküm sürmektedir ve cezerî, kitâb fî mâ'rifeti'l hiyeli'l- hendesiyye adlı eserini türk hükümdâr emir nasirüddin mahmud'un isteği üzerine yazmıştır.

    bu dönemde bölge halkı çoğunluğu türkmenlerden oluşmakla birlikte arap ve ermeni nüfus da vardır. bu sebeple cezerî'nin türk mü arap mı? olduğu konusunda tam bir fikir birliğine varılmamıştır.

    " makine yapımında yararlı bilgiler ve uygulamalar " adlı eserini sukman bin artuk'un isteğiyle neden yazdığını eserin giriş kısmında şöyle açıklar:

    " bir gün onun huzurundaydım ve yapmamı emrettiği şeyi getirmiştim.ne düşündüğümü sezdi ve gizlediğimi açığa vurdu ve bana şöyle dedi: ' eşsiz araçlar yapmış, onları gücünle işler duruma getirmişsin. seni yoran ve kusursuz biçimde inşa ettiğin bu şeyler kaybolup gitmesin. benim için icat ettiğin bu araçları bir araya toplayan ve her birinden ve resimlerinden seçmeleri kapsayan bir kitap yazmanı istiyorum. '
    onun bana sunduğu modeli uyguladım ve önerilerini kabul ettim.
    gerekli çalışmayı yapmak üzere gücümü topladım ve bu kitabı kaleme aldım. "

    yine kendisi artuklu sarayında türkçe yerine arapça konuşulduğu ve dönemin bilim dili kabul edildiği için eserini arapça yazdığını fakat konuştuğu dilin türkçe olduğunu söylemiştir.

    kısaca kitabu'l hiyel diyebileceğimiz eseri altı kısımdan oluşmaktadır.
    su saatleri, kandil saatleri, kan alma için kullanılan kaplar, mekanik yollarla hareket eden müzik aletleri, su pompalayan makineler ve çeşitli ev aletleri her biri değişik renklerde çizilmiş resimlerle ayrıntılı olarak anlatılmış ve çalışma usulleri belirtilmiştir.
    ayrıca termos, kendi kendine çalışıp hareket edebilen çocuk oyuncakları, şifreli kilitler, çeşitli saatler, abdest alma makinesi, yiyecek - içecek servis eden robotlar, küçük palangalı sistemler gibi 60'tan fazla makinenin mucididir.

    hani günümüzde montaj gerektiren bir eşya aldığımızda parçaları numaralı olarak ayrı ayrı görürüz ya kullanma kılavuzunda, işte bu olayı başlatan adamdır cezerî.
    makinelerin bütün parçalarını da ayrı ayrı numaralandırmış ve nasıl montaj edileceğini anlatmıştır.

    avrupa'nın 18. yüzyılda icat ettik dediği regülatörü cezerî 12. yüzyılda eserinde çizimleriyle birlikte anlatmıştır.

    icatlarından su çarkı ile işleyen tulumba bugünkü modern sanayi toplumunun en önemli yapı taşlarından biri belki de en önemlisidir.
    çift etki ilkesi, dönme hareketinin ileri - geri çevrilmesi ve emme borusunun ilk kez kullanılmasıyla bu makine buhar makinesinin ilk örneğidir.
    günümüzde otomotiv sektöründe hâlâ kullanılan içten yanmalı motorların var olmasını sağlamıştır. bunu hidrolik sistemle yapmış olsa da piston sistemini tasarlayıp uygulayan ilk insan olarak tarihe geçmiştir.

    su hilesi adlı çalışmasıyla terazi ucunda bulunan iki kovanın ardışık zamanlı çalışmasını sağlamış; bu mantık, sanayi devrimi sonrası gelişen yağ püskürtmeli seri üretim makinelerinin belli aralıklarla durup diğer makinelerin çalışmasını sağlayan düzenin icat edilmesine vesile olmuştur.

    bugün dünya mühendislik terminolojisinde bulunan bazı makine parçalarını ve imalat usullerini ilk kez tanımlayan bilim adamıdır.
    bunlardan bazıları şunlardır:

    - aletlerin maketlerinin yapılması
    - tekerleklerin balans ayarı
    - ahşap şablon kullanımı
    - konik vanalar
    - emme borusunun kullanımı
    - belirli aralıklarla su boşaltımı sağlayan makine sistemleri
    - kapalı kum kutuları ile döküm
    vs.

    bugün özellikle mühendislik fakültelerinde okuyan arkadaşlar daha iyi tespit edeceklerdir ki avrupa, 20. yüzyıla kadar üniversitelerinde cezerî'nin buluşlarını onun adını anmadan ders olarak okutmuştur.

    " tek bir insan dünyaya ne katabilir? " sorusunun içimizden çıkan örneğidir cezerî.
    modern hayata yaptığı katkılar bir yana yaşadığı dönemde kuraklıkla mücadele eden halkı da bu sıkıntıdan kurtarmış, su yatağına dakikada 100 litre su yükseltebilen çarklı aletler kurmuştur.
    bu muhteşem bir şeydir o döneme göre.
    neden mi?
    çünkü bu çarklıların çalışması için ne bir insana ne de hayvana gerek vardır. suyu taşıyan çarklılar yine suyun kuvvetinden yararlanarak çalışmaktadır. sonsuz döngü, mükemmel.

    tabii hükümdâr için yaptığı abdest alma makinesi var bir de.
    karmaşık ama mükemmel bu da o döneme göre:

    bir tankın içinde bulunan su, dibindeki musluk aracılığıyla ince bir borudan akıtılıyor. " u " şeklindeki boruyu takip eden su, hizmetçi robotun elinde tuttuğu testiye doluyor. iki bölümden oluşan testinin içine giren suyun bir miktarı testinin ucundan akıyor. diğer bölümdeki sifonun kapanmasıyla da testi içinde dolmaya başlayan su, bu kez ince bir boru içinden geçerek testinin üst bölümüne basınç yapıyor. bu basınç sonunda da ince borunun ucundaki yüzükten düdük sesi çıkıyor. düdük sesi testideki su yükselinceye kadar sürüyor. testideki suyun ağırlığı, testiyi aşağıya doğru eğecek miktarda olunca, hizmetçinin testiyi tutan kolu aşağıya doğru uzanıyor ve testinin içindeki suyu çanağa akıtıyor. başka bir boru aracılığıyla sistemin altındaki havuzun içinde toplanan su da şamandırayı tetikleyerek, hizmetçinin diğer kolunu hareket ettirerek havlu ve tarak uzatmasını sağlıyor.

    tüm bunlar eserlerinde çizimleriyle birlikte anlatılmıştır.

    leonardo da vinci'nin de cezerî'nin kitaplarını okuduğu ve etkilendiği düşünülür.

    eserinin günümüze ulaşan 15 kopyasından 10'u avrupa'nın çeşitli müzelerinde, 5'i topkapı ve süleymaniye kütüphanelerinde bulunmaktadır.

    tüm bu çalışmalarında ulaştığı noktayı ise yine kendisi şöyle açıklar:

    “ benden çok evvel gelen âlimlerin kitaplarını ve onları takip edenlerin çalışmalarını gözden geçirdim. nihayet nakillerden kurtuldum, başkalarının yaptıklarından sıyrıldım ve problemlere kendi gözümle bakabildim. uygulamaya dönüştürülemeyen her teknik ilmin doğru ile yanlış arasında muallakta kaldığını gördüm. ”

    mekanı cennet olsun.
4 entry daha