şükela:  tümü | bugün
20 entry daha
  • sadece osmanlı'ya değil türk'ün yaşadığı her toprağa ve özellikle anadolu'ya bu ismin verilmesidir ki aslında bize tarihî açıdan birçok çıkarım yapma fırsatı da verir bu durum.

    meselâ;

    10. yüzyıl yunan ve bizans kaynaklarında macarlar için türkler denilmektedir.
    macar kralı birinci istvan'a gönderilen altın işlemeli bir ikonada " türkiya kralı geza'ya " ifadesi yer almaktadır. bu durum az da olsa çıkan " hunlar türk değildi! " gibi çatlak seslere karşı önemli bir savunma imkanı sağlamaktadır.

    tarihte türk ismini ilk kez kullanan devlet göktürk devleti olup daha sonraki devletlerin çoğu bu ismi kullanmamış olsalar da yabancılar bu devletlere " türkiye " demişlerdir.

    anadolu'nun ilk kez " türkiye " adı ile anılması ise 12. yüzyıla denk gelir ve italyanlar tarafından " turchia " şeklinde söylenmesiyle başlar.

    10. yüzyılda bizans imparatoru 7. konstantin de eserinde " türkiye " ifadesini kullanır fakat o da macarları kastetmektedir.
    fakat 1071 malazgirt savaşı'ndan sonra artık anadolu'ya türkiye denildiğini görürüz.

    meselâ meşhur gezgin marco polo, seyahatnâmesinde anadolu toprakları için; " artık buralara doğu roma ülkesi demek imkânsızdır. dağ taş türk ile doludur. her yerde herkes türkçe konuşmaktadır. sanırım artık buralara " türkiye "* demek daha doğrudur. " sözleriyle anadolu'nun artık türklerin yurdu olduğunu çok iyi şekilde anlatmaktadır.

    hemen hemen aynı tarihlerde araplar da türkiye ismini kullanmaya başlamışlardır ama farklı bir bölge için.

    suriye, mısır, filistin, hicaz bölgelerinde hüküm süren ve tarihte göktürklerden sonra ikinci kez türk kelimesini resmî olarak kullanan devlet olan ed-devletü't türkiyye, nâm-ı diğer memlükler sayesinde bu bölge de " turkiyya " şeklinde tanımlanmıştır. tabii daha sonra 19. yüzyılın sonlarına kadar da osmanlı imparatorluğu vesilesiyle bu şekilde anılacaktır.

    osmanlı imparatorluğu, kendisini " türkiye " yahut türklerin devleti mânâsına gelecek herhangi bir isimle adlandırmamıştır. fakat avrupalılar, osmanlı'ya her daim " türk imparatorluğu " demişlerdir.
    osmanlı imparatorluğu'nun resmî adı " devlet-i âliyye " olmuştur asırlarca.

    osmanlı kelimesine 19. yüzyılın sonlarına doğru rastlamaya başlarız. devletin imparatorluğu kalmayınca önce osmanlı sonra da türkiye ismini kabullenmiştir tabii.

    fakat bu durum elbette anadolu'nun " türkiye " ismini asırlar öncesinden aldığı gerçeğini değiştirmez. nitekim 13. yüzyıl seyyahlarından simon de saint'in eserinde de anadolu'ya " türkiye " demesiyle artık tüm avrupa bölgeyi bu isimle anmaya başlayacaktır.
    orta çağ ve sonrasındaki haritaların hemen hepsinde bölgedeki devletlerimize " türk devleti, türk imparatorluğu " denilmiştir.

    işin özeti şudur:

    türkler, tarihleri boyunca herhangi bir devletini kaybedip başka bir devletin boyunduruğu altında yaşamak gibi bir duruma düşmemişlerdir.
    meselâ sırplar, yunanlar, ermeniler, araplar için vs. bu söylenebilir fakat türklerin yaşadığı şey sadece hanedan ve rejim değişiklikleri olmuştur.
    dolayısıyla türkiye cumhuriyeti de yeni bir devlet değil; türklerin yeni kurdukları yeni bir rejimdir. devlet-i âliyye'nin adı türkiye olmuş, yönetim şekli de cumhuriyete çevrilmiştir. zaten kuruluş anayasamızda da yeni bir devletin kurulduğu değil, türkiye devleti'nin yönetim şeklinin değişip cumhuriyet olduğu yazar.
    dolayısıyla 1923'te kurulan türkiye cumhuriyeti, milattan önce 204'te kurulan büyük hun imparatorluğu'nun devamıdır. zaten türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı forsundaki devletler de büyük hun imparatorluğu ile başlar.

    aradaki devletlerimize türk devleti, hüküm sürdükleri bölgelere de " türkiye " denilmesi bu nedenle gayet normaldir.
5 entry daha