şükela:  tümü | bugün
601 entry daha
  • 1978 yapımı john carpenter imzalı efsanevi korku filminin perşembe günü netflix'te yayınlanacak olmasının şerefine bu korku şaheseri hakkında bir şeyler karalamak istedim.

    "halloween" filminin korku türü açısından yeri bir başkadır. türü değiştiren ve türe gerçek anlamda yön veren filmlerden biridir. hatta kimilerince ilk "slasher" filmi olarak bile değerlendirilir. tabi alfred hitchcock'un psycho filmi ile michael powell'a ait peeping tom filmlerini de unutmamız gerekiyor. ikisi de "slasher" alt türüne girebilecek filmler arasındadır ve yine ikisi de 1960 yılında vizyona girmiştir. yani "halloween" filminden 18 yıl önce bu işi kotarmayı başarmışlardır.

    tabi "slasher" ve onun da bir alt türü olan "teen slasher" türünde filmlerden bahsedince birkaç filmi daha anmamız lazım gelmekte. çünkü bu filmler de "halloween" dan önce vizyona girdiler. ilki, izlemeye bayıldığım tobe hooper başyapıtı the texas chain saw massacre filmi, ikincisi ise bob clark tarafından yönetilen, çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim black christmas filmidir. bu arada, bu ki film de garip bir tesadüfle 1974'te aynı yıl içinde vizyona girmişlerdir. her iki film de bugün korku klasikleri arasında anılmakta ve "teen slasher" alt türü için kaliteli örnekler arasında gösterilmektedir. fakat 1978 yapımı "halloween" filminin bu iki filmden çok büyük bir farkı vardır. "halloween", "teen slasher" türünü herkesçe bilinir ve sinema eleştirmenleri tarafından bile el üstünde tutulur bir hale kavuşturmuştur.

    "halloween", 300 bin dolar gibi o zaman için bile düşük denebilecek bir bütçeyle vizyona girip 70 milyon doların üstünde bir hasılata kavuşmuştur. bu arada, filme para aktaran bir ismi hepimiz çok yakından tanıyoruz. bu isim, ülkemizde bir zamanlar ramazan aylarının vazgeçilmez filmi olan the message (çağrı) ile yine çok sevilen ve bence de çok kaliteli bir film olan lion of the desert (çöl aslanı ömer muhtar) gibi filmlerin yönetmeni mustafa akkad (moustapha akkad) ın ta kendisidir. "halloween", bu finansal başarısıyla yapımcısı akkad'a sağlam para kazandırmıştır. ayrıca, 1999 yılında vizyona girecek ve benim en sevdiğim korku filmlerinden biri olan the blair witch project filmine kadar da en çok kar eden bağımsız film olma unvanını bir süreliğine elinde bulundurmuştur.

    film, yalnızca gişede değil aynı zamanda fularlı sinema eleştirmenleri tarafından da göklere çıkarılacaktır. bu filme kadar, bu tarz aşırı şiddet içerikli korku filmleri hep sinema eleştirmenleri tarafından küçük görülmüştür. bu tarz filmlere kadınları aşağılayan basit filmler gözüyle bakılmıştır. ta ki "halloween" piyasaya adım atana kadar. filmin metacritic puanı 100 üzerinden 87 gibi yüksek bir skordur. film, 21 sinema eleştirmeni tarafından değerlendirilmiş ve eleştirmenler arasında roger ebert gibi bir isim de vardır. ebert, filme tam puan vermekle kalmamış bugün izlerken önünde hala ceket iliklediğimiz “psycho” (1960) gibi bir başyapıtla rahatlıkla kıyaslayabileceğini de belirtmekten kaçınmamıştır.

    "halloween" hakkında saatlerce konuşabilirim. mesela john carpenter başta jamie lee curtis'i başrol oyuncusu olarak hiç düşünmemiş. o zamanlar curtis gibi hiç bilinmeyen bir oyuncuyla çalışmak istememiş. hatta curtis filmde giydiği kıyafetleri kendi parasıyla almak zorunda kalmış. ne yalan söyleyeyim böyle ilginç bilgiler filmi daha çok sevmeme yol açıyor.

    tabi "halloween" demişken michael myers hakkında da konuşmadan edemeyiz. kendisi açık ara korku sinemasının en karizmatik katilidir. çok az korku filmi vardır ki kendinizi bazen katilin yerine koyarsınız. michael myers bunu başarır. fakat bu başarısını insanları öldürmek için haklı bir sebebi olduğundan dolayı hak etmez; tam tersine insanları safi bir kötülükle öldürme isteğinden dolayı hak eder. onun, birlerini öldürmek için hiçbir sebebi yoktur. daha altı yaşında bir çocukken ortada hiçbir sebep yokken ablasını katletmiştir. onun kötülüğü doğuştan gelmektedir. yine ortada gerçek anlamda hiçbir sebep yokken ablasını öldürdükten tam on beş sene sonra yüzüne bir maske takar ve çocukken yaşadığı mahallede cinayet işlemeye devam eder. onun yüzünü hiçbir zaman göremeyiz. o maskenin ardında nasıl bir insan yüzü saklı olduğunu asla öğrenemeyiz. o her anlamda gizemlidir. asla konuşmaz. ağzından tek kelime çıkmaz. olabildiğince yavaştır. hatta 2014 yapımı başarılı korku filmi it follows da bu yavaşlıktan doğmuştur. kurbanlarının arkasından koştuğuna şahit olmazsınız. yavaş ama aptal değildir. onu kandıramazsınız. sizi kafasına koyduysa emin olun bir şekilde yakalayacaktır. o, korku janrının yarattığı kesinlikle en etkileyici katillerinden biridir. bu dünyada bazen sebepsiz yere de kötülük işlenebileceğinin tek başına kanıtıdır. bazen iyiler, safi kötüler tarafından amaçsızca öldürülebilir. myers bu kötülerden biridir işte.
101 entry daha

hesabın var mı? giriş yap