şükela:  tümü | bugün
2480 entry daha
  • bu başlığa ilk defa rast gelen, olayı hatırlamak isteyen, ya da hiç bilmeyenler için ufak bir özet geçeyim. sonrasında kararı okuyanlar versin.aklımda kalanlar ve hatırımda yer etmiş süreci aktaracağım.

    -2012 yılında trafik şubede görevli polis memuru mithat erdal, bir define çetesine sızıyor. erdal çetedekilerin güvenini kazandıkça bahse konu evin altında çok değerli şamdanlar sikkeler çıkarttıklarını işin büyüyeceğini anlayınca ilçe emniyet müdürüne gidip, durumu aksettiriyor. fakat görüyor ki durumu aksettirdiği üstleri tarafından bir şeylerin üstü örtülüyor. o süreci de eşine şu ifadeler ile aktarıyor;

    "bir süredir definecilerin içine muhbir olarak sızdım. önemli bir kral mezarını kazıyorlar. ilçe emniyet müdürü görevlendirdi. kaçakçılık şube adına sızdım. olup biteni rapor ediyorum. lahtin içinde altından 32 şamdan, kadeh, sikke gibi çok değerli hazine var. dün akşam lahit kapağı açılmadan kaçakçılık şube benim ihbarımla baskın yaptı. 7 kişi tutuklandı. ancak bugün baktım ki tutanakta hazineden söz edilmiyor, lahtin içi boş yazıyor. itiraz ettim. emniyet müdürü’ne anlatmaya gittim, beni susturdu. meğer hepsi şebekenin içindeymiş"

    erdal, bu yaşadıklarından sonra yaşananları direkt kendisi ankara'ya anlatacağını söylüyor. bu süreçte beylik silahına 15 gün süreyle el konuluyor,bu sırada içine sızdığı çete tarafından da deşifre edilmiş durumda sürekli tehdit altında. 15 gün sonrasında kendisine beylik silahı teslim ediliyor, 1 gün sonra ise "şakalaşırken" ensesinden vurularak hayatını kaybediyor. cinayet soruşturmasında ne bu yaşananlardan ne de definecilerden tek bir kelimeyle bile söz edilmiyor. silahı ateşleyen hüseyin yasak 25 yıl hapis cezasına çarptırılarak soruşturma kapatılıyor.

    bu sırada yine mithat erdal'ın eşinin iddiasına göre eşinin ölümünden 3 gün sonrasında, kendisi hatay'da babasının evindeyken evleri polis tarafından didik aranıyor ve eşinin "bana bir şey olursa bu cd teminattır" dediği cd ortadan kayboluyor.

    yıl oluyor 2016, tabi aradan geçen 4 yıl içinde erdal'ın eşi "eşimin ölümü basit bir olay değil defineciler öldürdü" demesine rağmen bütün kapılar tek tek üzerine kapanıyor. 2016'da 15 temmuz darbe girişiminden sonra tarsus emniyet müdürlüğünde, define ve cinayet soruşturmalarına bakan ekipteki bazı polisler fetocu olduğu gerekçesiyle görevden alınınca,sibel erdal soruşturmanın yeniden açılması için cumhurbaşkanına mektup yazıyor. bu mektup sonrasında soruşturma yeniden ele alınıyor ve mithat erdal'ın en son kiraladığı eve, (-ki şunu da belirtmek gerekiyor, aynı mahallede emsal evler 300-500 liraya kiralanıyorken defineciler ev sahibi ile aylık 5000 lira kiraya anlaşıyorlar)yani o meşhur kazının yapıldığı yerde bir kazı başlatılıyor.

    82 evler mahallesindeki bir gecekonduda başlayan kazı, zamanla herkesin dikkatini çekmeye başlıyor. çünkü görülüyor ki, daha önceki define ya da arkeolojik amaçlı kazıların yürütülmesiyle süreç aynı yürümüyor. 24 saat esasına göre 20 kişilik bir ekip gece gündüz çalışıyor. bu ekibin bütün ihtiyaçları kazı mahallinde giderilerek dışarı ile bağlantıları kesiliyor. tüm mahallede özel harekat polisleri ağır silah teçhizatlarıyla nöbet tutuyor. bırakın kazı alanını,kazı yapılan gecekondunun bulunduğu mahallenin tamamında adeta kuş uçurtulmuyor. "kuş uçmuyor" durumuyla alakalı ufak bir anektod aktarmak gerekirse; chp mersin vekili aytuğ atıcı,kazının kamuoyunda gündem olmasıyla birlikte 5 kez bölgeye geliyor. burada yetkililerden bilgi almak istiyor "nereden geliyorsunuz" diye soruyor,"sormayın" cevabını alıyor. görüştüğü bu yetkilinin muhtemelen mit görevlisi olduğunu, kendisine; "bu vatikan’la ilişkilidir. hocam bu milli bir meseledir. inanın burada milli bir iş yapıyoruz. sizden ricam 10 gün sabredin" denildiğini söylüyor.

    bu ziyaretleri sırasında da yine atıcı, arkeoloji dernekleriyle iletişime geçiyor. "buyrun beraber gidelim orada yürütülen kazının,mahiyetini sizler tayin edin" diyor, ama hiç kimse kendisiyle gelmek istemiyor,bu konuda uzman sayılabilecek herkesin kendisine, yapılanların arkeolojik bir kazıyla alakası olmadığını söylediğini beyan ediyor. yapılan kazı muhtemelen o kadar büyük bir alanı kapsıyor ki mahalledeki kazı yapılan gece kondu ile alakası olmayan evlerde bile çökmeler ve duvar çatlakları oluşuyor. hatta mahalle sakinleri, kazı ekibindekilerin kendilerine "isterseniz kiraya çıkın kiranızı karşılayalım ya da evinizi satarsanız satın alalım" dediklerini iddia ediyor.

    sonuç olarak 1 yıl süren kazı bir gün bitiriliyor. ilgili makamlar kazı sonucunda kültür varlığı için kayda değer bir bulguya rastlanmadı diyor ve kazı olayı böylece bitmiş oluyor. peki bu 1 yılda ortaya atılan iddialar neler?

    tarsus hristiyanlık tarihi için önemli bir lokasyon, incilde yer alan isimlerin pek çoğunun burada yaşadığı rivayet ediliyor. buna mukabil de önceleri barnabas incilinin bulunduğu söyleniyor. sonrasında iddialar aziz paul'un kayıp incilinin bulunduğuna dönüyor. (-ki yine burada bu olayın aydınlatılması için büyük çaba sarf ettiğini düşündüğüm vekil atıcıya göre, mithat erdal'ı da öldürdüğü düşünülen define çetesine koordinatların direkt vatikandan verildiğini iddia ediyor)

    bununla birlikte;

    -imparator dakyanusun yer altı şehrinin bulunması,
    -tonlarca altının çıktığı, (buna en büyük kanıt olarak, gecekondu bahçesinde başlayan kazının hemen hemen mahallenin tamamına yayılması ve çıkarılan hafriyatın bilinmeyen bir yere -askeri tesis olduğu iddiaları var.- götürüldüğü söylentileri)
    -kayıp şehir atlantis'e ulaşan tünellerin bulunduğu (yok artık ebesinin amı ali sami)
    -paha biçilemeyecek derecede kültürel tarihi varlığın bulunduğu (-ki ne ilginçtir yukarıda da bahsettiğim gibi tam 1 yıl türkiye tarihinde görülmemiş bir gizlilik ve profesyonellik ile yürütülen bu kazı sonrasında ilgili makamlar "bir şey bulunmadı" diyor)

    gibi çeşitli iddialar var. bunlar benim bir çırpıda aklıma gelenler, muhtemelen süreç içerisinde gerek sosyal medyada, gerek yerel/ulusal basında pek çok şey dillendirilmiştir.

    peki, en büyük söylenti olan "aziz paul'un kayıp incili bulundu" iddiaları nereye dayandırılıyor;

    -aytuğ atıcıya, görüştüğünü söylediği yetkili tarafından,"hocam bu iş vatikanla ilişkilidir" demesi ve atıcı'nın bunu dile getirmesi.
    -definecilere meşhur gecekondunun bulunduğu koordinatların direkt olarak vatikan tarafından verildiği söylentileri,
    -tarsus'un hristiyanlık tarihi açısından kilit bir noktada olması.
    -ve belkide en önemlisi, kazının bitirildiğinin duyurulmasının ardından, türkiye cumhuriyeti tarihinde ilk kez vatikan ile resmi temas kurularak cumhurbaşkanı erdoğan'ın vatikanda papayı ziyaret etmesi.

    zaten bu ziyaret sonrasında da yine bir başka chp'li vekil olan ali mahir başarır meclise hem bu kazı, hemde erdoğan'ın vatikan ziyaretiyle alakalı bir soru önergesi veriyor. soru önergesi şu şekilde ;

    “tarsus ilçesinde yapılan bu kazının mit ve özel harekât polislerinin gözetiminde gizlice yürütülmesinin gerekçeleri nelerdir? söz konusu yapılan kazı sonucunda neler bulunmuştur? kazı esnasında basında ve sosyal medyada iddia edildiği gibi aziz paul’un kayıp incil’i, kral mezarı, altın, vs gibi tarihi ve kültürel açıdan değerli eşyalar bulunmuş mudur? recep tayyip erdoğan’ın vatikan ziyareti esnasında aziz paul’un kayıp incil’ini papa franciscus'a teslim ettiği iddiaları doğru mudur? doğru ise kendi topraklarımızda çıkan bir değer, neden ve neyin karşılığında vatikan’a teslim edilmiştir?”

    ben süreci başından sonuna kadar aklımda kaldığı ve, ufak bir google aramasıyla edindiğim bilgiler ışığında, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. bütün bunlara çok basit aramalar ile sizlerde ulaşabilirsiniz. ben sadece derleyip toparladım denilebilir. bütün bu okumadan sonra hala, "ya bi siktir git sen ne anlatıyorsun" da diyebilir, ya da bu konunun üzerine daha fazla eğilebilirsiniz.

    karar sizin.
1699 entry daha
hesabın var mı? giriş yap