şükela:  tümü | bugün
  • türk devletleri tarihinde nice hükümdâr gelip geçmiştir ancak içlerinden bazıları çokça ön plana çıkmıştır.

    " devlet nasıl yönetilir? " sorusunun cevabını en iyi şekilde veren hükümdârlardan biri de şüphesiz osmanlı imparatorluğu'nun 30. padişahı sultan ikinci mahmut'tur.
    1808 - 1839 yılları arasında hüküm süren ikinci mahmut, devrinde birçok şeyle mücadele ettiği gibi salgın hastalıklarla da mücadele etmiştir lâkin ahâlî aynı ahâlî, vurdumduymazlık aynı vurdumduymazlıktır.

    türkiye'nin modern mânâda ilk tıp okulu olan mekteb-i tıbbiye-i şahane'ni kurduran, karantina adası oluşturan ve karantinanın faydaları konusunda ahâlîyi bilgilendirmek için kitap yazdırıp meclis-i tahaffuz adıyla türk tarihindeki ilk bilim kurulu meclisini toplayan bu padişahın günümüzdeki yöneticilere de ders olacağını umarak daha neler yaptığını bir bir anlatayım.

    ikinci mahmut'un, yeniçeri ocağı'nı ortadan kaldırdığı sene rusya'da hızla yayılan bir kolera salgını baş gösterir. bunun üzerine padişah, salgının istanbul'a gelmemesi gelirse de en az zararla atlatılması için hemen çeşitli önlemler aldırır.

    istanbul'a gelen bütün gemiler beş gün boyunca açıkta bekletilir ve mürettebatta yahut yolcularda hastalık belirtisi görülmez ise ancak o zaman limana gelmesine izin verilir.
    ingiliz elçisi, kendi ülkelerinde böyle bir salgın bulunmadığını o sebeple ingiliz gemilerinin bu yaptırımlara maruz kalmamaları gerektiğini düşünüp bir ingiliz bayraklı gemiyi limana yanaştırmaya çalışınca ikinci mahmud'un emriyle sınır dışı edilir.

    istanbul ahâlîsinin evlerinden çıkmaları ve pazarların kurulması da yasaklanmıştır.

    peki halk aç mı kalacak?

    hayır tabii ki!

    ikinci mahmut, sırf bu işle görevli bölükler oluşturulması emrini vermiş ve askerler ev ev dolaşarak ahâlinin yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını tedarik etmişlerdir.

    evlerinden çıkanlara kalebent cezası uygulanacağı ilan edilmiştir.

    yine cuma namazlarının karantina süreci boyunca kılınmayacağı ilan edilince bazı kimseler " karantina istemezük! " diye ayaklanmaya kalkışmışlar, ikinci mahmut derhal şeyhülislamdan " karantina sürecinde cuma namazı kalmamak caizdir "fetvası alıp bunu sokak sokak ilan ettirmiştir. bu fetvaya rağmen ayaklananlar yahut cemaat ile namaz kılmaya kalkışanlar sürgüne gönderilmiştir.

    mustafa behçet efendi'nin karantina önlemlerini anlattığı risalesi imamlara dağıtılmış, bu imamlar ev ev gezerek ahâlîye neler yapmaları gerektiklerini bir bir anlatmıştır.

    tehaffuzhâne olarak kullanılan galata kulesi'nden hastalığa kapılmış olduğu hâlde kaçmayı başaran bir kişi ibret-i âlem için ve halkın can güvenliğini tehlikeye sokup devlet nizamını bozmaktan ötürü idam edilmiştir! belki bu kişilerin sayısı daha fazladır arşivleri araştırmak gerekir.

    ahâlî, tedavi için götürülen yakınlarının oralarda ölüme terk edildiğini düşündükleri için padişahı çok uğraştırmışlardır bu konuda.
    bu sebeple hastalığa kapılan yakınlarını devlete haber vermemişlerdir. bu sebeple istanbul'da sayısız kimse para ve dayak cezasına çarptırılmıştır.

    takvîm-i vekâyi de her sayısında karantina kurallarına neden uyulması gerektiğine dair haberler yazmış, maltepe hastanesi'nden vebalı annesini kaçıran bir kişinin bu sebeple ailesindeki diğer bireylerin de hastalığı kapıp ölmesi üzerine idam edildiği haberini manşetten vermiştir.
    bu önlemlerin şeriata uygun olduğu haberleri sürekli sürekli yayımlanmıştır.

    1838 yılında karantina önemleri için istanbul'a getirilen avusturyalı doktor minas'ı yeterince iyi hizmet etmediği gerekçesiyle azarlayıp ülkesine gönderen ikinci mahmut, onun yerine bir fransız doktoru ülkeye davet etmiş ancak bu doktorun ekibindeki bir hekimin karısını muayene etmesini istemediği için kasımpaşa'da neredeyse komple bir isyana sebep olan adam ile isyan sırasında çevreye zarar veren 11 kişi ibret-i âlem için idam edilmiştir.

    kuşadası'nda görev yapan başhekim arif bey'i de kadınlarını erkek doktorlara tedavi ettirdikleri gerekçesiyle linç etmeye kalkışan kişiler istanköy adası'na kalebent olarak sürülmüşlerdir. padişaha yalvarıp af diledikleri dilekçelere isam'dan ulaşabilirsiniz.

    yine bu dönemde sıbyan mektepleri de önlem olarak kapatıldığından hocaların, talebelerin evlerinin bahçelerinde yahut çatılarında ağızları ve burunları sarılı hâlde ders vermeleri sağlanmıştır.
    takvîm-i vekâyi, istanbul'da ahâlînin burunlarına ve dillerine kireç sürdükleri haberlerinin artması üzerine bunun sağlığa zararlı olduğunu, hiçbir faydası bulunmadığını, evlerin kireçlenmesi gerektiğini ancak ağız ve burunların sarılarak önlem alınması gerektiğini yazmıştır.

    yine ikinci mahmut, osmanlı'da ilk defa mezarlıkların şehir dışına taşınması kanununu çıkaran padişahtır.
    ölen yakınlarını devlete bildirmeyenlerin idam edileceğini ilan ettirir nihayetinde. böylece halk mecbur kalır bildirmeye ve cenazenin nereye ve ne şekilde gömüleceğine hekimler karar verir. eğer salgın hastalık sebebiyle ölmüşse bu kişiler kireçlenerek gömülür idi.

    berberlere tıraş olmak da yasaklanmış, cezası vaziyete göre dayak, para veya sürgün şeklinde uygulanmıştır.

    çanakkale'de karantina çadırları kurulmuş ve bir kısımda gayr-i müslimler bir kısımda da müslümanlar ayrı ayrı tutulmuş; her kesimin ibadetlerini orada yapabilmeleri yahut dua ile vs. psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissedebilmeleri için o dinlerden din görevlileri bölgede görevlendirilmiştir.

    moralı osman efendi, şanizâde ataullah gibi dönemin tarikat liderlerinden bazıları karantina uygulamalarına karşı risaleler yazıp " frenk icadı " , " kadere karşı gelmek " gibi saçma sapan gerekçelerle halkı isyana teşvik etmişlerdir.
    işte ikinci mahmut'un adı böyle böyle kâfire çıkmıştır. çok büyük mücadeleler vermiştir cehalete karşı.
    işin tuhafı moralı osman efendi gibi isimlere günümüzde tapınan gruplar dahi bulunmaktadır.

    halkın tüm cehaletine rağmen ikinci mahmut, döneminde yaşanan veba ve kolera salgınlarında çok büyük başarılar elde etmiş; yasaklara uymayanları idam ettirerek belki de binlerce kişinin hayatını kurtarmıştır ahâlînin gözünü korkutarak.

    üstelik ekonomik anlamda da muhteşem bir dönem geçirmesini sağlamıştır devletin.

    devlet işte böyle yönetilir!

    ruhu şâd olsun.