şükela:  tümü | bugün
303 entry daha
  • fantastik türlere ilgi genelde iç sıkıntısıyla başlar. böyle izlediğiniz filmler, diziler sizi heyecanlandırmaz. bir yerlerde daha fazlası vardır ama hem ne aradağınızı hem de nerede bulacağınızı bilemezsiniz o dönem. daha sonra ya birinin tavsiyesiyle ya da tamamen tesadüfen fantastik türün ilk örneğiyle karşılaşırsanız. bunlar genelde yüzüklerin efendisi filmleri, star wars serisi ya da harry potter kitapları olur. bu ilk kıvılcımdan sonra acaba izleyebileceğim ya da okuyabileceğim daha fazla şey var mı sorusu aklınıza düşer ve araştırmalar sonunda onlarca yüzlerce binlerce yeni dünya önünüze serilir.

    o andan sonra iç sıkıntısı diye bir şey kalmaz zaten. gündüzleri derslerde gizli gizli kitap okuyup akşamları wikipedia başında lore araştırması yaparsınız. bir de frp oynayan bir ekiple tanışırsanız sizden güzeli yok zaten. bu ekipten yeni yeni evrenler de öğrenebilirsiniz. çünkü serilerin uzadıkça sıkıcı olmak gibi bir huyu var. bu kadar geniş bir alanı tek başınıza keşfetmeniz ise biraz zor. bu nedenle yahu dragonlance sıktı gibi ne yapsam dediğiniz anda ekip size yeni yeni evrenler önerecektir.

    bir evrenden diğerine yapılan bu yolculukların en keyifli duraklarından biri de hiç şüphesiz blind guardian ile karşılaşılan andır. o şarkı listesinde gezinirken nasıl lan "gandalf's rebirth?" şaşkınlığı çok heyecanlıdır. ben de hem bir fantastik edebiyat okuru hem de metal müzik dinleyicisi olarak blind guardian'ı çok severim. bu nedenle hazır havalar da yağmurluyken evde oturup dinlemelik bir blind guardian listesi hazırlayayım dedim. böylece siz de benim gibi battaniye altında takılırken kah çayırlarda at sürdüğünüzü, kah shire'da beş çayı içtiğinizi, kah ordu kampında bard'ları dinlediğinizi hayal edebilirsiniz. şimdi hazırsanız pelerininizi, lembas'larınızı, çayınızı kahvenizi hazırlayın ve listemize başlayalım.

    öncelikle entry'i okurken şarkıları da dinlemek isteyenlere linki bırakalım.
    https://open.spotify.com/…si=c65n93j6tdeakvo1fq3qpw

    1) the bard's song: bard'lar genelde böyle ud ve mandolin karışımı lute denen bir çalgı çalarlar. hatta frp'de bard'lar genelde comic relief olarak kullanıldığı için en komik anlar bu enstrümanın bir şekilde kırılmasıyla yaşanır. ekipteki huysuz cüceler falan "of be kafamız şişmişti." diye yorum yaparlar hatta.

    ancak bu şarkı için böyle yorum yapacak ilk oyuncunun başına türlü felaketler geleceğini garanti edebilirim. gerçi bard's song, lute ile çalınmamış ama ruh aynı ruh. bu nedenle gitara biraz haksızlık ederek enstrümanlar ötesi bir parça olduğunu bile söyleyebiliriz. genel anlamda bakacak olursanız insan zaten bard's song'u dinlerken sesin çelik tellerden ve amplifikatörden çıktığını unutuyor.

    bu özel sound'a vokalist hansi kürsch'ün de büyük katkısı var. tabi ki fantastik evrenlere geçip (maalesef) ya da geçmişe dönüp gerçek bir bard nasıl şarkı söylüyor görme imkanımız yok. ancak tarihi ya da fantastik dizilerde dinlediğimiz üzere genelde şarkıları inişli çıkışlı söylüyorlar. bunu nasıl yapıyorlar duymak isterseniz "tomorrow will take us away" dizesinin nasıl söylendiğine bakabilirsiniz.

    2) skalds and shadows: ben lute'u, hanları, handa bir takım tekinsiz tiplerle zar atmayı falan çok severim diyorsanız sizin şarkınız kesinlikle skalds and shadows. bunlar genelde fighter'ların ya da ranger'ların yapacağı işler tabi. büyüleri bitince topuklamak zorunda kalmasına rağmen rün falan okuyabildiği için kendini ekipten üstün gören bir büyücü iseniz elinizde şarap dolu kadehiniz bir köşeye çekilip ateş başında hikaye anlatan adamları dinleyerek yerel kültür hakkında bilgi edinebilirsiniz.

    ancak fark edeceğiniz üzere durumunuz biraz sakat. çünkü dm'nin her an zar atan adamlar arasında kavga çıkarması ve sizin de kim vurduya gitmeniz olası. bu nedenle mutfağa yakın durun ki bir şey olursa arka kapıdan sıvışırsınız. yoksa kendinizi sıcacık yatakta uyurum diye düşlerken nezaretin soğuk odasında yerel şerife laf anlatırken bulabilirsiniz. diğer bir ihtimal de henüz kim olduğunu bilmediğiniz düşmanınızın peşinize adam takması. bu nedenle uyuduğunuz odaya kimse giremesin diye önlem almanız da gerekebilir. öyle odaya girdim nasılsa diye postu sermeyin azıcık yolgezer'den örnek alın.

    3) a past and future secret: beni izbe hanlarla falan uğraştırma ben yüksek mevkilerin insanıyım diyorsanız a past and future past tam size göre. neden bilmiyorum bu şarkıyı ne zaman dinlesem büyük salonlarda verilen ziyafetler, ortalıkta dolanan hizmetliler, salonun ortasında dans eden insanlar ve elinlerindeki kadehleri birilerinin şerefine kaldıran şövalyeler falan görüyorum.

    hatta böyle erkek ve kadınlar karşılıklı dizilir. sonra reverans verip dansa başlarlar. sonra ortada buluşur ellerini yukarıda birleştirip birbirlerinin etrafında döndükten sonra eş değiştirirler ama arada bir elektriklenme olmuştur artık. bu nedenle diğer eşle dans ederken bile uzaktan ilgili kişi kesilir. mesela otobüste giderken, izban beklerken falan da aynı şeyi görüyorum ben öyle dünyadan koparıcı bir etkisi var şarkının.

    biraz önce hana da tekinsiz mekan demiştik ama böyle salonlar daha tehlikeli. çünkü yanlış bir adama yanlış bir şey söylediğinizde tüketilen alenin de etkisiyle kavga çıkabilir. ya da bir lordun kurduğu komploda farkında olmadan piyon olabilirsiniz ve işlemedeğiniz bir suçun ihalesi size kalabilir. ya da biraz önce size göz süzen hanımefendi yerel lordun kızı çıkabilir. bu nedenle efendi efendi kızarmış tavuk budunuzu yiyin çok içmeyin ve kimseyle çok derin konularda konuşmayın.

    4) nightfall: böyle ortamlarda fark edeceğiniz üzere her şey güllük gülistanlık değil. bazen yolunuzu bilek gücüyle aşmanız da gerekiyor. işte yirmilik zarların atıldığı, yumrukların patladığı, han camından adamların fırlatıldığı şarkı tam olarak nightfall oluyor.

    şarkıda bir kutlama havası da var aynı zamanda. bu da loot kısmı. gerçi handaysanız ve dövdüğünüz adamların ceplerine dadandıysanız başınıza iş açabilirsiniz. bu nedenle takımdaki aç gözlü rogue'u bir şekilde durdurmanız lazım. ancak şehir dışındaysanız ve fight'tan sağ çıktıysanız dm de insaflıysa en azından ne bileyim bulacağınız bir ok ya da quest için ortaya çıkacak bir ipucu bu kutlamayı gönül rahatlığıyla yapmanızı sağlar.

    5) the eldar: girilen her mücadelenin sonucu iyi olacak diye bir kural yok. bazen karakter kağıtlarının bir köşeye kaldırıldığı da oluyor. ya da daha dramatik şekilde quest'leri veren ve ekibe akıl hocalığı yapan ihtiyar ve bilge insan bir şekilde ölebiliyor. özellikle dm arkadaşlara önerimdir; ekip uyumlu şekilde çalışmaya başladıktan sonra ortalığı karıştırmak ve hikayeye derinlik katmak için böyle bir npc yazdıysanız öldürmek baya etkili oluyor. mesela ben bir oyunda ana karakterin mentoru olan adamı feci şekilde öldürtmüştüm. üzerinden 7-8 sene geçti hala muhabbeti döner.

    bu şarkıyı da ne zaman dinlesem beyaz mermerlerden oluşan heykellerin olduğu bir mezarlıkta geçen bir tören gelir gözümün önüne. orta dünyayı terk eden elf'ler gibi giyinmiş insanlar ay ışığı altında töreni yapar, gözyaşları dökülür, baladlar söylenir, vedalar edilir ve lahit kapatılır.

    6) harvest of sorrows: acı dediğin kendi kendine geçmez. normalde nasıl geçer? işte kabullenme, olan güzel zamanları hatırlamaya çalışma, inzivaya çekilme gibi yöntemler kullanır insanlar. peki biz ne yapacağız? acı çekiyorsak bunu daha fazla acı çekerek atlatmaya çalışacağız. bu iş için en güzel parça da harvest of sorrows.

    özellikle şarkının ortasında çalınan gitar kısımları şahane bu konuda. şarkının yükselişleri ve inişleri de ölen karakterin yerine yenisini hazırlayan arkadaş gelene kadar dinlenebilir. böylece ekibi handa falan bekletip (ki bir frp oyununda oyuncuları bir araya getirecekseniz en uygun yer handır) ölen karakter hakkında konuşturabilirsiniz.

    7) lord of the rings: blind guardian'ı hiç bilmeyen bir insan "ee nasıl farklı şimdi bu grup?" diye sorsa göstereceğim ilk örnek bu şarkı olur sanırım. şarkıyı açmama bile gerek yok, ismi okutsam yeter. ancak şarkının her bir özelliği grubun bütün karakterini de anlatıyor aynı zamanda.

    mesela sakin bir şekilde yapılan arpej, epik ve yüksek vokaller, tom'larla ve kick'lerle şarkıyı tırmandıran bateri atakları, melodik distorsiyon gitar riff'leri gibi blind guardian şarkılarının sevilen tüm özellikleri bu şahane şarkıda mevcut.

    8) the soulforged: neden soulforged? çünkü raistlin majere. dragonlance, türkiye'de pek çok insanın yüzüklerin efendisinden sonra ilk okuduğu seri oluyor genelde. bunda serinin ilk kitaplarının daha ulaşılabilir olması ve işlenen olayların hızlı gelişmesinin de bir etkisi var bence.

    ilk üçleme de genelde hızlı bir şekilde okunur daha sonra ağırlık sevilen karakterlere göre dağılır. ben de raistlin'in hikayesini ilgi çekici bulmuştum. çünkü tanis her zaman doğruları yapmaya çalışan lider, tasslehoff eğlenceli bir karakter olmasına rağmen bir kender, flint ise yine her grupta bulunan sinirli cüceydi. bu karakterleri de çok sevmeme rağmen raistlin'in diğerlerine göre bariz bir farkı vardı. o da çatışmalarının daha belirgin olmasıydı. sönük geçen çocukluğunun ardından büyücülük yapabileceğini öğrenince güç hırsına kapılması, kıskançlığı, mantıklı hareket etmeye çalışması, grubun iyiliğini düşünmüyor gibi davranmasına rağmen onlara sürekli yardım etmesi bu tür iç çatışmalarını gösteriyordu. bu nedenle okuyucular tarafından genelde pek sevilmez raistlin ancak bir roman karakteri olarak bakarsanız daha derindir aslında.

    ben de bu nedenle ne zaman blind guardian dinlemeye başlasam illaki bir kere soulforged açarım. gerçi insan şarkının daha az melodik biraz daha kompleks olmasını bekliyor açıkçası. özellikle ilk dinlemeye başladığımda bu kadar fark etmemiştim ama yıllar içinde raistlin'i anlatan bir parçanın daha karanlık bir sound'a ihtiyacı olduğunu fark ettim. yine de hatırası olduğu için bu şarkıyı da listeye ekledim.

    9) mordred's song: genelde akustiğe yakın şarkılarını seçtik ama blind guardian'ın bir power metal grubu olduğunu da unutmamak lazım. grubun bu özelliğini gösteren en güzel şarkılardan biri de mordred's song.

    entry'nin başında atlarımızı süreceğimizi hayal edeceğiz demiştik. at dediğin her zaman öyle boş boş binilmiyor. özellikle fantastik evrenlerde. mesela bir ride of rohirrim var ki süvari saldırısının sinema tarihindeki en epik örneklerinden biri olabilir. genelde frp'lerde atlar bir şekilde çalınıyor falan. o yüzden oyuncular genelde yaya kalıyor ama ekiple birlikte at sürdüğünüzü hayal edeceksiniz arka plan için en iyi örneklerden biri bu şarkıdır diyebilirim.

    10) valhalla: diyelim ki işler istediğiniz gibi gitmedi ve ekip bir şekilde öbür tarafa gönderildi. üzülmenize gerek yok. fantastik dünyada nasıl yaşadığınız kadar nasıl öldüğünüz de önemli. eğer yanlış potion'ı içip ölmediyseniz ya da epic fail atmadıysanız bir kahraman olarak yolcu edilirsiniz.

    mesela boromir'i düşünün. aslında ilk filmin sonunda aramızdan ayrıldı ama adam efsane. şimdi bu adam ödüllendirilmeyecek mi? o nedenle karakter kağıdını sinirle yırtmadan önce valhalla'ya uğurlandığını düşünebilirsiniz. böylece kazandığınız exp'ler ve bulduğunuz item'ların kaybolmasına da o kadar üzülmezsiniz.

    sonuç olarak ufak bir blind guardian listesi bile oturduğunuz yerden sizi onlarca evrene götürüp orada birbirinden farklı duygular yaşatabilir. burada macerayı da hüznü de zaferi de görebilirsiniz. ben mesela frp'ye malzeme olacak şeyler düşünmüşüm sürekli. herhalde yeni bir campaing yazarak oyunculara eziyet etme zamanım gelmiş. dur listeyi bir daha dinlerken bir yandan da 3.5 rehberlerini karıştırayım ki oyunculara "ahaha onu yapamazsın." demek için zeminim olsun.
6 entry daha