şükela:  tümü | bugün
  • sıra avrupa’nın soğuk ve kibirli ülkesine geldi. kültürel olarak yıllar önce egemenliğini ilan eden ve kültürünü hemen hemen her ülkeye yayabilmiş ingiltere’den tahmin edersiniz ki harika korku filmleri de çıkmakta. ancak fransa ve ispanya ile karşılaştırıldığında kendine has özelliklerini bulmakta zorlanabileceğimiz bir korku sinemaları var. aslında türe özgü pek çok özelliğe rast gelmek mümkün. bütün korku filmlerine hâkim olan en önemli özellik ise ingiltere’ye özgü o kapalı ve soğuk atmosferin hemen hemen tüm korku filmlerine ciddiyet olarak sinmiş olması. bunun dışında hepimizin bildiği o meşhur ingiliz mizahının da bazı korku filmlerine tesir ettiğini söyleyebiliriz. hatta korku komedi türünde şaheser düzeyinde filmleri mevcut.

    (bkz: the innocents) (1961)

    kıyıda köşede kalmış 1961 yapımı bir korku klasiği. yılı sebebiyle başta önyargıyla yaklaşmama rağmen günümüzdeki çoğu korku filminden başarılı olduğunu düşündüğüm, sinemanın altın yılı 60'ların mutlaka seyredilmesi gereken siyah beyaz klasiklerinden biri.

    (bkz: the haunting) (1963)

    martin scorsese’nin en çok sevdiği korku filmlerinden. korku filmlerinin vazgeçilmezi perili köşk unsurunun çok güzel işlendiği harika bir film. günümüzdeki pek çok korku filmine de bu anlamda yol gösterici olmuştur.

    (bkz: the wicker man) (1973)

    tartışmasız bir başyapıt... sadece bunu yazmak istiyordum aslında. ama insan yazmadan edemiyor. türü alt üst eden, hakkında hiçbir bilgi alınmadan izlenmesi gereken eşsiz bir sinema deneyimi. son zamanların tartışmalı korku filmlerinden biri olan midsommar (2019) bu şaheserden fazlasıyla etkilenmiştir. bunu da belirtmekte fayda var.

    (bkz: don't look now) (1973)

    1973 yapımı, daha önce izlediğiniz hiçbir şeye benzemeyen, sinema eleştirmenlerince en çok beğenilen korku filmlerinden biri. korku filmlerinde görmeye alışık olmadığımız estetik dili sizi şaşırtabilir. buna fazla takılmazsanız filmin şok edici sonunu uzun süre unutamayacağınıza emin olabilirsiniz.

    (bkz: an american werewolf in london) (1981)

    hakkında duyduğum övgülere rağmen önyargıyla yaklaştığımdan filmi izlemekte çok geç kaldım. sizler benim hatama düşmeyin. korkunun komediyle birleştiği, kurt adam konseptinin şahane işlendiği, sözlükte değeri pek anlaşılmamış bir seksenler klasiği. özellikle başkarakterin kurt adama dönüşüm sekansı, o yıllar için inanılmaz başarılı bir sahneydi. sadece o sahneyi görmek için bile bu filmi izlemelisiniz.

    (bkz: hellraiser) (1987)

    devam filmleri için aynısını söyleyemesem de 1987 yapımı, kelimenin tam anlamıyla zamanının ötesinde harika bir korku klasiği. korku filmlerinin baskın konularından biri olan bedeni ele geçirme unsuru, ingilizlerin ince zekâsıyla birleşince korku sinemasının en iyi filmlerinden biri ortaya çıkmış.

    (bkz: 28 days later…) (2002)

    zombi filmlerine yeni bir soluk getiren danny boyle şaheseri. bu filme kadar zombiler embesil gibi yavaş hareket ederken, bu filmin ardından hızlı ve oldukça öfkeli bir ruh haline kavuştular. bu anlamda, zombi filmlerinin seyrini değiştirdiğini iddia etsem yalan söylemiş olmam. insansızlaştırılmış harika londra sahneleri için bile takdiri hak ediyor.

    (bkz: shaun of the dead) (2004)

    vizyoner ingiliz yönetmeni edgar wright’ın zombi türünü bambaşka bir yola soktuğu, ingiliz mizahının her bir saniyesine sindiği, leziz bir zombi klasiği. komedi ve korkunun bir araya geldiği en iyi filmlerden biri. gülerken de korkabilirsiniz, bunu asla unutmayın.

    (bkz: the descent) (2005)

    grup içerisinde hayatta kalmaya çalışma tarzında çekilen ve artık gına getiren onca filmin ardından böyle bir filme ihtiyacımız vardı. başrollerine kadınları koyarak, kadınların da en az erkekler kadar vahşi ve acımasız olabileceğini bize tekrar hatırlatan 2000'lerin yüz akı bir film. devam filmi ise ilk filmin elde ettiği başarının ardında saklanmış başarısız bir filmdi.

    (bkz: 28 weeks late)r (2007)

    ilk filmin kalitesini aratmayan, yine korkutan, yine heyecanlandıran ve yine ekrana kilitleyen müthiş bir devam filmi. daha filmin başında fedakâr baba imajını yerle bir etmesini hiç unutmayacağız. keşke serinin üçüncü filmini de çekebilselerdi.

    (bkz: eden lake) (2008)

    bu filmde ingiliz mizahına denk gelmeyeceğinize emin olabilirsiniz. hiçbir şekilde izleyicinin tarafını tutmayan, amerika’da çekilse bu denli sert bir sona izin verilmeyeceğini düşündüğüm harika bir gerilim filmi. filmi izlerken tırnaklarınızı yiyeceksiniz.

    (bkz: triangle) (2009)

    2007 yapımı los cronocrimenes filmini beğendiyseniz bu filmi de beğeneceksiniz. kurgu açısından oldukça başarılı, ortalamanın üstünde bir gerilim filmi. paralel evren ve zamanda yolculuk temalı gerilim filmleri içerisinde izlenmesi gereken bir film.

    (bkz: coherence) (2013)

    bir korku filmi değil. aslında tam anlamıyla bir gerilim filmi de değil. yani en azından o amaçla çekilmediğine eminim. ancak ne olursa olsun film, başından sonuna kadar insanı germeyi çok iyi başarıyor. zekice yazılmış bir senaryo işte bu yüzden önemli.

    (bkz: under the shadow) (2016)

    aslında yönetmeninden oyuncularına, hikâyesinden konusuna kadar yüzde yüz bir iran filmi olmasına rağmen, fonlandığı toprakların ingiltere olması ve uluslararası festivallerde ingiltere’yi temsilen yarışması sebebiyle bu filmi bir ingiliz filmi olarak değerlendiriyorum. iran devrimiyle korku öğelerini harika bir şekilde birleştiren, türk korku yönetmenlerine ders niteliğinde izletilmesi gereken harikulade bir korku filmi.

    (bkz: ghost stories) (2017)

    son zamanların en iyi korku filmlerinden. sonlara doğru izleyicisiyle fazlaca kafa bulmasına rağmen özellikle ilk hikâyesi korkutmak açısından tatmin edici bir seyirlikti. korku açısından özlem gidermek isteyenlere birebir gidecek müthiş bir hayalet filmi.
1 entry daha