şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
31720 entry daha
  • üst edit: (bkz: #114384653) buradaki girizgahın devamı, keyifli okumalar (:
    beynin temel işleyişi ve bunu nasıl lehimize kullanabiliriz? (part 1)

    part 2 için: (bkz: #114497830)

    --- spoiler ---

    ön not: beynimiz tembeldir. yenilik sevmez, öğrenmeye gelişmeye açık değildir. emeksiz mucizevi biz çözüm yolu arayanlar şimdiden okumayı bırakabilir. işin teorisini ve yardımcı olacak bilgileri verdikten sonra asıl iş her zaman kişiye düşmekte. değişmek/gelişmek sancılı bir süreçtir. lütfen bunun bilincinde olun ve hazırsanız başlayalım.
    --- spoiler ---

    arkadaşlar, beyin sanaldır. peki ne demek sanal? aslında beynimiz bir dekoder gibi, duyu organlarımızdan gelen sinyalleri yorumlar. görme, dokunma, koku alma gibi eylemlerin beynin sinir hücrelerinden gelen elektrotlara bir tepkisi olduğunu herkes biliyor. diğer memeli canlılardan bizim beynimizi ayıran yegane özellik ise 'üst beyin'dir. üst beyin, alt beynin aksine içgüdüsel olayları değil, doğumdan bu yana çevresel faktörlerle öğrendiğimiz verileri nöron ağlarıyla kablolar.

    eğer siz amboyna adası'nda yaşasaydınız, verim artsın diye tarlaların arasında çıplak bir şekilde mastürbasyon yapan erkekler anormal gelmeyecekti.

    moritanya'da yaşayan bir kadın olsaydınız; eğer obez değilseniz beğenilmeyecektiniz. hatta yemek yemediğiniz için aileniz tarafından cezalandırılacaktınız.

    bangladeş, nepal gibi bir ülkede shiva dinine mensup olsaydız; ölülerinizin derileri giyecek hatta onları yiyecektiniz

    ve bunların hiçbirisi size anormal gelmeyecekti. neden mi?

    çünkü yukarda bahsettiğim gibi üst beyin, 'çevresel faktörlerle öğrendiğimiz verileri nöron ağlarıyla kablolar'

    (bkz: alt beyin)
    (bkz: üst beyin)*

    bizim işimiz üst beynimizi kanalize edip yönlendirmek ve beynimizdeki nöron ağlarını yeniden organize edebilmek.

    beynin deneyimler ve çevresel faktörler sonucunda kendisini yeniden “kablolayabilmesi” 26-27 yaşına (frontal korteks'in gelişimi) kadar oldukça kolay bir şey. özellikle çocuklarda nörün ağı kurma kapasitesi bir yetişkinden 10larca kat fazla olabilir. çocuk beyni deneyimlerine göre sürekli ve neredeyse kendiliğinden yeniden kablolayabiliyor. 26-27 yaşına kadar beyin kendisini, çevre ile uyumlu olacak şekilde sürekli güncelliyor. farklı anadilli ebeveynleri olan bir çocuk iki dili hiçbir efor sarfetmeden aynı anda anadili gibi öğrenebilir. bunu 30 yaşında bir insanın yapması ile bi hayli zordur.

    nöronları 30 yaşından sonra yeniden şekillendirmek zor olmasına rağmen imkansız değil. ama bunun için yaptığınız şeye odaklanmanız gerekiyor. örneğin yetişkin biri yeni bir alışkanlık edinmeye ya da yeni bir dil öğrenmeye çalışıyorsa, öğrenme sürecine odaklanması gerekiyor.

    yeni bir hobi, bir dil, yeni bir spor öğrenmede veyahut bir travmayı (depresyonu) atlatmak, sigarayı/kumarı bırakmak için terapi sürecinde bu kavramlar önemli: time* – line* – result*. yetişkin birinin bunlar için bir çocuğa nazaran büyük bir çaba harcaması gerekiyor ve bu çabaya girişmek maalesef başlangıçta her zaman acı ve isteksizlik duyguları uyandırıyor.

    zaten amacımız, bu isteksizlik duygusundan arınmak ve bunun nasıl yapılacağını öğrenmek. gerisi inanın çorap söküğü gibi gelecektir.

    sporla uğraşanlar, vücut geliştirenler şimdi bahsedeceğim kısmı daha iyi anlayacak. beynin asetilkolin(sinirden kasa uyarı geçişini sağlayan nörotransmit) salgılaması için stress evresini yaşaması gerekli. tıpkı vücut geliştirmedeki gibi önce kaslarımıza bir stress altında(ağırlık) hasar verip, daha sonra vücudumuzun onararak güçlemesini sağlamak gibi. yetişkin beyninin çocuk beyninden farkı, hali hazırda elde bulunan algoritmaları yenisiyle değiştirmeye direnç göstermesi. yani en büyük düşmanımız = alışkanlık (konfor)

    ama siz buna karşı koyup devam ederseniz beyin direnç gösterse de yeni davranışın veya düşüncenin gerektirdiği sinir hücrelerini değişim için işaretliyor. işaretli nöronlar, tıpkı stress altında hasar görmüş kaslar gibi gece uykusu esnasında onarılıp değişiyor. bu sebeple ileride değineceğim bir önemli noktada kaliteli uyku.

    beynin en fazla sayıda davranışı otomatik hale geçirmeye meyilli yapısını kavradıktan sonra, aslında harakete geçip ilk süreci başardığınızda gerisinin otomatik olarak geleceğini fark edersiniz.

    tekrar edip özetlemek gerekirse:

    yeniliğin getirdiği stress ve bırakma hissinin, nöronlarınızın değişmeye başladığının sinyali olduğunu unutmayın.

    her konuyu özet tutmaya çalışsam da birinci part daha teorik bir girizgah oldu, ikinci part'da bunu nasıl pratiğe dökebileceğinizi ve kendinizi nasıl koşullandıracağınızı anlatacağım.

    görüşmek üzere
3537 entry daha