şükela:  tümü | bugün
88 entry daha
  • "bağlılığın nihai koparılışı diye bir şey yoktur; bağlılığın özdeşleşme olarak bedene alınması söz konusudur ki, şu halde özdeşleşme nesneyi korumanın büyülü, psişik bir formu haline gelir. ve özdeşleşme nesnenin psişik koruyucusu olduğu ve bu özdeşleşmeler egoyu biçimlendirdiği ölçüde, kaybedilmiş nesne egonun kurucu özdeşleşmelerinden birisi olarak egoya musallat olmayı ve onda ikâmet etmeyi sürdürür ve bu manada egonun kendisiyle eşuzamlıdır. gerçekten de melankolik özdeşleşmenin tam da nesneyi egonun kendisinin bir parçası olarak korumanın bir yolu olduğu ve böylelikle kaybı bütünüyle bir kayıp olmaktan çıkardığı için dış dünyada nesnenin kaybına izin verdiği sonucuna varılabilirdi. burada görüyoruz ki, nesnenin gitmesine izin verme, paradoksal bir biçimde, nesnenin tam bir terki değildir; nesnenin statüsünün dışsaldan içsele aktarılmasıdır sadece. nesneden vazgeçilmesi yalnızca melankolik içselleştirme koşulunda veya bizim amaçlarımız doğrultusunda melankolik içselleştirilmeden de daha önemli olduğu anlaşılabilecek olan melankolik bedene alma koşulunda mümkün olur.

    melankolide bir kayıp reddedilmekte olsa bile bu sebeple lağvedilmiş olmaz. gerçekten de, içselleştirme kaybın psişede korunmasının bir yoludur. oysa belki de daha kesin bir biçimde ifade edilirse kaybın içselleştirilmesi, kaybın reddedilmesi mekanizmasının bir parçasıdır. eğer nesne artık dış dünyada var olamıyorsa içsel bir biçimde var olacaktır ve bu içselleştirme aynı zamanda bu kaybı inkâr etmenin ve korunaklı bir yerde tutmanın, olduğu yerde durmanın veya kaybın tanınmasını ve kayıp dolayısıyla acı çekilmesini ertelemenin bir yolu olacaktır."

    (melankoli ve toplumsal cinsiyet - reddedilmiş özdeşleşme, çev. zeynep direk, cogito, sayı 51, s. 277)
11 entry daha