şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • ortalama iq skorları baz alındığında yanlış olmayan önermedir.

    buna ek olarak aşkenazilerin nobel ödülü sahipleri arasındaki yüksek oranları, insanların çoğunluğunun eğitimli olmadığı dönemlerde azınlık oldukları ülkelerde yüksek entelektüel birikim ve beceri gereken meslek gruplarındaki reprezantasyonları, günümüzde nitelikli üniversitelerdeki ve entelektüel camiadaki üstünlükleri üzerinde düşünülmesi gereken göstergelerdir.

    mevzuyu varsıllığa ve lobiciliğe indirgeyenler, büyük olasılıkla yeterli biyografi okumamışlardır. sosyolojinin babalarından émile durkheim dezavantajlı bir ailede dünyaya gelmiştir. bilim kadınlarına ilham veren rita-levi montalcini (bkz: rita levi montalcini/@highpriestess) hem mussolini dönemine denk gelmesine, hem de kız çocuğu olduğundan ailesinden büyük baskı görmesine rağmen nobel almıştır. milton friedman'in annesi ve babası sıradan insanlardır lakin friedman daha okul döneminde bile yetenekli bir öğrenci olduğunu belli etmiştir. bunlar istisnai örnekler olmayıp, çoğaltılabilir.

    aşkenazilerde bazı genetik faktörlere ek olarak önemli tarihsel dinamiklerin de etkin olabileceğini kabul etmek, eğer soy içi üremenin bazı genetik hastalıkların taşıyıcı frekanslarını doğrudan etkilediği somut olarak biliniyorsa içe kapalı bir etnik grubun başka özgün özelliklere de sahip olabileceğini düşünebilmek gerekir.

    yahudilerin zekalarından söz ederken sefarad ve aşkenaziler arasında bir ayrıma gitmek elzemdir zira yapılan testlerdeki ortalama sefarad iq'su ortalama aşkenazi iq'suna göre geridedir. aşkenaziler, ortalama iq seviyelerinin yüksekliği ile tanınan uzak doğu ülkelerini bile büyük bir farkla geride bırakmaktadır.

    çoğu toplumsal olgunun analizinde olduğu gibi bu da iki ana başlıkta incelenebilir:
    1) genetik
    2) çevre

    1) genetik:

    genetik üzerine okuma yapan her insan, aşkenazilerde çeşitli genetik hastalıklara dikkat çekici oranda sık rastlandığını görecektir. bir örnek olarak, canavan hastalığı verilebilir. (bkz: canavan hastalığı/@highpriestess)

    farklı etnik gruplardaki taşıyıcı frekanslarını görmek isteyen biri aşağıdaki listeye göz atabilir:

    taşıyıcı frekansları

    görüldüğü gibi, gaucher hastalığındaki durum epey dikkat çekicidir. dünya genelinde 1/150'ye yakın bir oranda seyrederken, aşkenazilerde 1/15 gibi yüksek bir oran söz konusudur. yine tay-sachs hastalığında bu oran 1/30 iken, niemann-pick'te 1/98'dir. bloom sendromuna da aşkenazi yahudilerinde diğer etnik gruplardan daha yaygın rastlanmaktadır.

    bu durum pek çok araştırmacının dikkatini çekmiştir. utah'taki bir çalışmada, bu hastalıkların taşıyıcılarında, hayatın erken evrelerinde merkezi sinir sistemi modülasyonunun farklı olabileceği ve bunun iq seviyesini yükseltebileceği öne sürülmüştür. aşkenazilerde sık görülen genetik hastalıklar iki ana kümeye ayrılmıştır:

    1) sfingolipid bozuklukları (tay-sachs, gaucher, niemann-pick bu kümededir)
    2) dna onarımı bozuklukları (bloom, fanconi, brca1 mutasyonları bu kümededir)

    bu gruplamalar üzerinden de çeşitli "hipotetik" moleküler mekanizmalar ortaya atılmıştır.

    örneğin brca1 ile ilgili hipotez şudur: brca1 embriyonik ve yetişkin nöral kök hücreler tarafından ifade edildiğinden ve hücresel çoğalmayı aşağı yönde regüle ettiğinden heterozigotlarda kusurlu bir brca1 geni taşımanın, kognisyonu iyi yönde destekleyecek bir şekilde sinirsel büyümeyi serbest bırakması muhtemeldir.

    gelgelelim bu tür çalışmalar, eleştiri de almıştır. skin deep: dispelling the science of race adlı eserde taşıyıcı frekanslarının yeterince yüksek olmadığı öne sürülmüş ve tay-sachs gibi durumların fransız kökenli kanadalılarda da yaygın görüldüğüne dikkat çekilmiştir.

    2) çevre:

    her ne kadar ilk bakışta mantıksız gibi görünse de, yahudi-roma savaşları yahudiler için kültürel bir dönüm noktası gibi değerlendirilebilir.

    yahudi-roma savaşları'ndan sonra yahudi cemaatindeki güç dengeleri değişmiştir. musevilik'teki dini liderlik vasfının kudüs rahiplerinin tekelinde olmaktan çıkması, musevilerin tevrat'ı kendi dilinde okuması ve oğullarına okutmasının gelenekselleşmesinin zeminini hazırlamıştır. bu durum doğal olarak okuryazarlığa önem vermeyen bir dünyada yahudilerin, henüz milattan sonraki ilk asırlarda okuryazarlıkta farklı bir konuma gelmelerine yardımcı olacaktır.

    bu açıdan bakıldığında, diaspora yaşantısı süren yahudilerin sonraki dönemlerde kendilerini toplumda ihtiyaç duyulan insanlara dönüştürmelerinde yüksek okuryazarlık oranlarının bir belirleyici olabileceği ve lobicilikte başarılı olmalarının asırlar sürmüş diaspora yaşantısının kenetlenmeyi mecburi kılmasından doğabileceği düşünülebilir.

    takdir edersiniz ki okuryazarlık sözleşmeli iş yapma ahlakının da önünü açar. yahudilerin içlerinde yaşadıkları toplumlarda göreceli olarak nüfusun az bir oranını teşkil etmelerine rağmen yüksek entelektüel birikim ve beceri gereken meslek gruplarında kendilerini diğer etnik gruplardan daha erken dönemlerde göstermiş olmaları yüzyıllar öncesinden gelen bu tür geleneksel avantajlar ile ilişkilendirilebilir.

    * * *
    ps: bu yazı kesin bilgi içermeyip hipotezler ve varsayımlar barındırır.
2 entry daha