şükela:  tümü | bugün
134 entry daha
  • eski bir oyun bağımlısından:

    yıllarca oyun oynadım. bazı günler günde 36 saate (yaa öyle işte) çıkabilen bu oyun oynama zamanı genel olarak günde 7-8 saatin altına (tam aktif, bekleme süreleri hariç) düşmüyordu. hele sizin gibi bir tane daha işsiz güçsüz kişi bulursanız sıçtınız. mesaiye kalkar gibi sabah erkenden kalkıp oyuna oturursunuz ve gece çökene kadar oynarsınız. zaten bağımlılar ve yapımcılar bilir, oyun bağımlılığı yapan oyunların türleri bellidir. kimse splinter cell, mafia, amnesia gibi doğrusal oyunların bağımlısı olmaz. bağımlı olunacak oyunlar bellidir. bu örnekle başlayarak rehberimize başlayalım. vereceğim tasiyeler bu konu spesifik örnekler içerse de birçok bağımlılığa karşı etkili olacaktır. genel olarak "ben ettim sen etme" veya "ben ettim ne güzel ettim, sen de et" yaklaşımlı, kişisel tecrübelere dayalı tavsiyeler olacak.

    ---sebepler---

    1. oyun türleri
    az önce de belirttiğim gibi kimse doğrusal oyun bağımlısı olmaz, olamaz. bağımlılık denilen şeyin vücutta yarattığı etkiyi (yoğun dopamin salgısı) bu tür oyunlar yaratamaz. genelde insanların bağımlı olduğu oyunlara bakarsak aslında neye bağımlı olduğumuzu rahatlıkla anlayabiliriz ki bir bağımlılıktan kurtulmak istiyorsak önce bunun tespitini doğru yapmamız gerekiyor. bağımlılık yaratan oyunlara birkaç örnek verelim:

    - mmorpg: wow, wow-like (knight, silkroad, sw, sao...)
    - multiplayer fps: cs, cs-like (rainbow six, online cod-bf...)
    - survival: mc, mc-like (dayz, rust, terraria...)
    - moba: dota, dota-like (lol, heroes, smite...)
    - spor (nba, fifa, curling*)
    - battle royale: pubg, pubg-like (fortnite, apex, cod...)
    - open world: gta, gta-like (rdr. rockstar dışındakilere gta-like demek ayıp olur)
    ...

    mobil oyun bağımlılığında ana etken madde farklı ancak pc için yukarıda verdiğim örneklerin ortak noktasını hemen görebiliyoruz: oyunu sizinle birlikte oynayan en az bir kişi daha var. yani birisiyle oynamadığınız bir oyuna aslında kolay kolay bağımlı olamıyorsunuz. işin içine birileri daha girdiği zaman bağımlı olmanızı sağlayan şey ise bu arkadaşınızın gözleri önünde kazanmanızın verdiği zafer duygusu. bu zafer duygusu neden bu kadar önemli? ya da bunu göstermek neden önemli? online olmayan oyunlardaki zaferler neden bizi bu kadar bağımlı yapmıyor?

    olayın özü tabii ki diğer birçok konuda olduğu gibi hormonal. şunu kabul ederseniz hayatınız çok daha rahat kontrol edilebilir olacak: siz aslında bir makinesiniz. bu makineyi nasıl programlarsanız (hormon yönetimi ile) kişiliğiniz de ona göre şekillenir.

    insanların önünde zafer kazanmanın sonucunda en çok salgıladığınız hormon testosteron. bir anabolic steroid hormon olan testosteronun yanı sıra o zafere koşarken çokça salgıladığınız iki hormon daha var: adrenalin ve cortisol. bunlar sizin heyecanınızı ve stresinizi kontrol ederek zafere ulaşmanız konusunda yardımcı oluyor.

    üç tane hormondan bahsettik. testosteron ve adrenalin, bağımlılığı konusunda emin olduğumuz hormonlar. cortisol ise üzerinde çalışmalar hala devam eden ve bağımlılık yarattığından şüphe duyulan bir hormon. şunu belirtmeliyim, biyolojinin uzmanı değilim ama şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla neyi çokça alırsanız (üretirseniz) onun bağımlısı oluyorsunuz. çünkü vücudunuz kendisini girdilere göre şekillendirmek zorunda olan bir makine ve çokça almaya alışık olduğu bir şeyi az aldığı zaman yetersiz geliyor. siz bir oyun oynarken... hadi somut gidelim. siz wow'da bir dungeon'a girdiğinizde dungeon sonundaki ödülleri toplayabilmek için arkadaşlarınızla birlikte bir nevi ava çıkıyorsunuz. bu av boyunca aldığınız kill'ler, assist yaptığınız arkadaşlarınız, dps olarak parçaladığınız bedenler size testosteron, karşıdan gelen mob ordusu ise adrenalin seviyenizi yükseltiyor. hele hele dungeon bittiğinde en çok kill'i ve assist'i siz yaptıysanız bir anda bir üniversite öğrencisinden büyük iskender'e terfi ediyorsunuz. ve arkadaşlarınıza "verin ulan ganimetleri, bu savaşı ben kazandırdım orospu çocukları!!1" diyecek taşağı bacaklarınızın arasında hissediyorsunuz. işte bu his ve dungeon boyunca salgıladığınız adrenalin ve cortisol, 200.000 yıllık insan tarihi boyunca hiçbir insan tarafından üretilmediği için (çünkü kimse kendisinin 50 katı boyunda bir ejderha öldürmedi) beyninize fazla geliyor ve vücudunuz bu hormonları tutan reseptörleri yavaş yavaş kapatıyor. çünkü artık siz üniversite öğrencisi veya evden işe / işten eve bir beyaz yakalı değil bir elf warrior'sunuz, orc tank'sınız ve belli ki bu hormonları günlük olarak yakın miktarlarda üretmeye devam edeceksiniz. vücudunuz sizin fatih the conqueror olduğunuzu sandığı için de bu hormon seviyelerini günlük olarak bekliyor. bunun altındaki seviyeler (normal insan) sizin için yetersiz kalıyor. kendinizi bir şeyler yapmak zorunda, sıkılmış, sorumsuz hissediyorsunuz ve yapmanız gereken şey için kolları sıvayıp o ikona çift tıklıyorsunuz. gerisi malum...

    dediğim gibi, biyoloji uzmanı olmadığım için işleyiş konusunda emin değilim ancak bu hormonların bağımlılık yapıyor olmaları bir gerçek. yanlışım varsa tabii ki düzeltmelere açığım.

    2. stres
    bilindiği üzere stres birçok bağımlılığın (sigara, alkol, uyuşturucu, porno...) temel sebebi. ne demiştik? her şey hormon. burada bahsedeceğimiz hormonun adı da dopamin.

    eğer stres bağımlısı bir manyak değilseniz vücudunuz sürekli bu stresten uzaklaşmanızı sağlayacak yollar arayacaktır. stresten kurtulmanın en etkili yolu ise vücuda dopamin salgılatmak. peki beyin bunu nasıl yapıyor, kendi kendine mi? hayır. bunu bir köle gibi size yaptırıyor. "hey, dünkü maçta nasıl koydun ama hatırlıyor musun? hadi siktir et faturaları, işi gücü ve bir maç daha yap. nasıl rahatlarız var yaa..." diyerek vücudunuza bir emir gönderiyor ve size onu yaptırıyor. çünkü size stres veren şeylerden biri de günlük dopamin miktarınızı almamış olmanız. çünkü faturalarla uğraşmak, ders çalışmak, iş yapmak (hele de mesleki tatmini düşük bir işse) size alıştığınız dopamin miktarını salgılatamıyor. siz de günlük stresinizden uzaklaşmak için hemen dopamininizi tavan yaptıracak bir şeylere elinizi atıyorsunuz. bunu istemsizce yaptığınızı itiraf etmelisiniz. kimse sigaranın tadını özlediği için elini pakete atmıyor. o an yapması gereken şeyin o olduğunu hissederek bunu yapıyor. beynin bize büyük bir kibarlık ve incelikle verdiği tavsiyeye bu nedenle emir dedim çünkü eğer yapmazsanız size sinirleniyor. stresiniz ve dolaylı olarak dopamin ihtiyacınız daha da artıyor yoksunluk krizi diye bir şey duymuşsunuzdur.

    3. boşluk
    bu stresle bağıntılı bir ruh hali aslında. yapacak bir şeyin olmadığı durumda yine stresle dolu olan (düşünün, ne zaman stresiniz yok ki) vücudu rahatlatmak için en kolay yöntem, bağımlısı ve başarılı olduğunuz şeyi yapmak. bir iki tuş ile hemen günlük dopamininizi alıp, kendinizi hızlıca altair yapmak varken neden boş zamanınızda sıkıcı şeyler yapasınız ki? zaten canınız sıkıldığı için stres seviyeniz bir tık artıyor. bunu daha da arttırmak yerine açıp bir video izlemek, oyun oynamak gibi basit şeyler çok daha makul geliyor beyninize. çünkü beyniniz dışarıdan kandırılması zor olsa da içeriden kandırılması çok kolay bir organ.
    -----

    ---peki hocam napalım? oyun oynamayalım mı?---

    3 konuyu inceledik. bunların dışında birçok sebep olsa da en önemli 3 faktör bunlar olduğu için (bence, zaten her şey bence) bunları düzeltmek yeterli olacaktır diye düşünüyorum (bkz: pareto principle).

    öncelikle beyninize kimin efendi olduğunuzu öğretmeniz gerekiyor. evet siz sadece beyniniz değilsiniz, bütün bir vücutsunuz. ve beyniniz sizin kontrolünüz dışında da sizin kontrol sahibi olduğunuz yerlere istediği gibi emirler gönderebiliyor, sizi kandırabiliyor. beyninize kimin efendi olduğunu göstermek için kullanmanız gereken, hatta sahip olduğunuz tek silahı yine beyniniz size sunuyor ancak bu silaha ulaşmak çoğu insan için çok zor: mantık

    yine somut gidelim. nba oynuyorsunuz. son saniyelere girerken rakibiniz ile aranızdaki sayı farkı 2, top rakibinizde ve 4 saniyesi var. yapacağı şeyi tahmin etmek zor değil. uzun bir pas veya mola ile topu sizin potanıza en yakın yerden oyuna sokup 4 saniye içerisinde bir üçlük atacak. eminim okurken bile stresiniz artmıştır. eğer bir nba bağımlısı, bir testosteron bağımlısı iseniz arkadaşınız curry ile rahat bir şekilde sayıyı yapar ve buna müdahele edemezseniz (curry sonuçta) o gamepad kırılır. peki düşünün, bu gerçekten mantıklı bir eylem mi? bir oyun uğruna tanesi 500-600 tl olan bir oyun aletine zarar vermek? bunu size yaptıran da beyin, bunu engelleyecek olan da beyin. bunu şuna benzetebiliriz: diyelim elinizde bir bardak su var ve arkadaşınız şaka olsun diye elinize acı veren bir eylemde bulunuyor, mesela çakmak yaklaştırmak. burada size elinizi çekme kararı verdiren şey beyin olmasa da (bkz: refleks) beynin size yaptırdığı bu saçma hareketler (refleks değil çünkü ani olmaktan ziyade sürekli) refleks gibi çalışan mantık dışı, geleceği ön göremeyen hareketler. ben bu sebeple bırakın oyun kolunu bilgisayar kırmış biri olarak beynin bu çift karar mekanizmasını (şimdi koydum adını) geç anladım. tabii hepiniz benim kadar salak olmadığınız için bir şeyler kırıp dökmemişsinizdir ama oyun uğruna kalp kırmış olduğunuzu adım gibi biliyorum.

    beyninizin kontrolünü ele geçirmek için beyninizin içinde size emirler yağdıran canavarı dizginlemeniz gerekiyor (çünkü öldürmek imkansız). bunu yapmak için iki yöntem sunacağım. biri kolay, diğeri ise zor.

    1. kolay yöntem
    oynamayın. evet çok basit. beyniniz sizden oyun oynamanızı istediğinde bu ricasını kibar bir şekilde reddedin. önceden de belirttiğim gibi bu rica zamanla emire dönüşecek ancak siz büyük iskender'siniz unutmayın.

    kolay yöntem dedim ancak bunu denediğinizde fark edeceksiniz ki bu aslında zor olan yöntem. çünkü yoksunluk krizi çeken beyninizde yaşayan canavar size o oyunu oynatmak için çok güzel anlar sunmaya başlayacak. arkadaşlarınızla girdiğiniz dungeonlar, soyduğunuz dükkanlar, avladığınız hayvanlar, kazandığınız turnuvalar gelecektir. ya da arkadaşlarınızla yaptığınız herhangi bir oyun sohbeti size o günleri hatırlatacak ve siz yine istemsizce oyuna yönleneceksiniz. ekranda sigara içen birini görünce sigara krizinizin tutması gibi. bu nedenle kendinizi oyunlarla ilgili olan her şeyden bir süre uzak tutmanız gerekiyor. forumlar, discord grupları, steam, ps+ mailleri gibi...

    yaptığınız detoks sayesinde beyniniz sizin aslında nasıl bir hayat sürdüğünüzü anlayacak ve kendini ona göre şekillendirecektir. eskisi kadar talepkar olmadığı zaman oyunlara yavaş yavaş ama kendinizi sınırlandırarak dönmenizde bir sakınca yok. ancak unutmayın, bağımlılıklar kolay kolay bırakılmaz. sınırlandıramıyorsanız tekrar bırakarak şansınızı tekrar deneyebilirsiniz. ne zamana kadar? sınırlandırma otomatikleşene kadar. çünkü bir süre sonra beyniniz (sizin gerçekte kim olduğunuzu anladıktan sonra) o kadar talepkar olmayacak, hatta 1-2 saatin üstünde oyun oynamak sizi rahatsız edecektir (yetersiz gelen hormonlar aşırı salgılanan hormonlara terfi ettiği için).

    2. zor yöntem
    öncelikle kolay yöntemin yapılması şart. ikinci, farklı bir yöntemden ziyade birincisini kolaylaştıracak yöntemler bunlar ancak yapmayacağınızı bildiğim için adına zor yöntem dedim.

    malum, artık oyun oynamayan birisiniz (evet öylesiniz. o devir kapandı.) peki oyun oynadığınız o saatler nasıl dolacak? kendimden örnek verecek olursam, günde 8 saat oyundan bahsediyoruz. günde 8 saatlik aktivitenin yerine ne konabilir?

    oynadığınız, bağımlısı olduğunuz oyunlara en yakın aktiviteler size mantıklı geliyor olabilir. mesela wow oynamak yerine wow'un kitaplarını okumak veya lotr oynamak yerine lotr külliyatını hatmetmek. ama ne demiştik? oyun ile ilgili olan her şeyden uzak durmak gerekiyor. yani kitap veya dizi/film (ki bağımlılık yerine bağımlılık koymak güzel bir yöntem ama tavsiye etmem) gibi şeyler mantıklı, evet. ancak bu kitapların türlerini düşünerek belirlemediğiniz, bunu size beyninizdeki canavarın tavsiye ettiği çok açık. bakın, bu kısım çok önemli olduğu için tekrar ediyorum. beyninizdeki canavarın aldırdığı kararların kendi kararlarınızdan ayırmanız önemli. çünkü pratikte bir farkları yok. eğer oyunla ilgili şeyler istiyorsa beyniniz bunun saçma bir karar olduğunu anlamanız gerekiyor. bu örnekle yapılabilecek aktivitelere geçebiliriz:

    a. kitap okumak
    günde 8 saat okuyamazsınız sanırım. 1 saatinizi verebilir misiniz peki? içinizdeki büyük iskender bir saat boyunca kitap okuyabilecek kadar odağı bozulmayan, kendini geliştirmeye, dolayısıyla kendine önem veren, kültür ability'sini yükseltmeye çalışan birisi mi? öyleyse bunu kendinize kanıtlayın ve düzenli kitap okuma task'inizi her gün daily mission olarak kendinize verin.

    b. meditasyon
    uzatmayacağım. yapmayacağınızı biliyorum ancak sizi temin ederim ki bütün bu yazının en kritik, en etkili, en sonuç odaklı ve en kolay çıkış kapısı bu. araştırın. yapmayacak adama meditasyon anlatarak zaman harcaman istemiyorum.

    c. dışarı çıkmak
    pandemi döneminde ne kadar zor olsa da hayatımız boyunca bu dönemde yaşamayacağımız için bu da yapılabilir. bir çoğunuz rdr, skyrim gibi oyunların manzaralarına hayransınızdır eminim. peki benzer manzaraların gerçekte de olduğunu bilmiyor musunuz? tamam, dünyayı gezemeyebilirsiniz ancak en son ne zaman şehrinizin en güzel manzaralı yerinden şehre uzun uzun baktınız? orası neresi biliyor musunuz? eagle eye ile kontrol etmeye ne dersiniz?

    d. spor
    itiraf etmeliyim benim yapmadığım bir şey bu. ama fifa oynayarak attığınız binlerce gole karşılık gerçek hayatta kaç tane gol attınız? gol atmanın verdiği keyfi biliyor musunuz? amerikan futbolundan baseball'a, fifadan nba'e, golf'ten tenise her türlü oyunu aylarca, yıllarca oynayan biri olarak hiç bir oyun zaferinin çocuklukta attığım goller, sayılar kadar keyif vermediğini rahatlıkla söyleyebilirim. peki neden birkaç tane tuşa basarak dijital bir topu birler ve sıfırlardan oluşan bir kaleye sokmak yerine halı sahada ter dökmüyorsunuz? atacağınız goller, yapacağınız ace'lerin ne kadar keyif vereceğini düşünsenize içinizdeki federer'e.

    e. kariyer
    aslında en başa yazılması gereken çözüm ancak biraz uzun olacağını tahmin ettiğim için sona yazıyorum. son dediysem bu yazı için son. emin olun oyun oynamak yerine yapılabilecek birçok şey var.

    iş için şunu söyleyebilirim, sizin hayatınızı şekillendirecek olan en büyük etken bu. çalıştığınız iş, günlük zamanınızı en çok alan şey büyük ihtimalle. peki bunu arttırmanın size ne gibi bir zararı olabilir. soruyu biraz daha açık hale getirelim:

    çalışmak size ne kaybettirir?

    bu soruya cevap vermeyeceğim tabii ki. diyelim ki maaşlı bir çalışansanız ve yine diyelim ki bu işte zaten en iyisi sizsiniz veya kendinizi geliştirebileceğiniz bir iş değil. daha fazla zaman harcamak istemediğiniz bir iş de olabilir. peki iş konusuna şu açıdan bakalım: tutku duyduğunuz şey yaptığınız iş mi? işinize tutkuyla mı bağlısınız yoksa sadece para kazanmak için mi katlanıyorsunuz? tutku duyduğunuz şey ne? tutku ile yaptığınız bir şey var mı gerçekten hiç düşündünüz mü?

    ek gelir diye bir şey duymuşsunuzdur ama zamanınız yok değil mi? günde 8 saat uyku, 9 saat iş, yol, yemek, arkadaşlarla eğlenmek derken kalıyor size 1-2 saat. bu 1-2 saatte ne yapıyorsunuz? oyun mu oynuyorsunuz? e arkadaşlarla eğlenmiştik zaten. iş yerinde sosyalleştik de. neden bu zamanı ek gelir için harcamak yerine size hiç faydası olmayacak bir şeye harcayasınız. öğrenci olduğunuzu düşünelim. okula gitmediğinizi biliyoruz zaten. imza attırıp kendinize saatler kazandırıyorsunuz. peki kazandığınız bu zamanda gta oynamak yerine neden kendinize bir gelir kapısı açıp para kazanmaya başlamıyorsunuz sayın tommy vercetti'ler?

    gelelim e-spor oyunlarına. e-spor bağımlısı biriyseniz bunu iş haline getirmeniz sizi oyunlardan soğutacaktır. her zaman söylerim: "eğer hobinizden para kazanırsanız kendinize yeni bir hobi bulmak zorundasınız." günümüzde oyundan para kazanmaki profesyonel bir oyuncu olmayı gerektirmiyor (50'lerde öyle miydi). açıp bir yayın başlatabilir, disiplinli bir şekilde bunu büyütebilir, oynadığınız oyunlardan para kazanabilirsiniz. emin olun bunu yapmak sizi oyun oynamaktan soğutacak, oyunu iş yaptığı için kendinize oyun dışında bir hobi bulmak zorunda kalacaksınız. dediğim gibi bunun için oynadığınız oyunda pro level olmanıza gerek yok. sadece iş haline getirerek profesyonel bir şekilde yürütmeniz yeterli. hiçbir oyunu beceremeyen (takipçisiyim, becerebildiği oyun görmedim) pewdiepie'ın net servetini hiç merak ettiniz mi?
    -----

    daha konuşulacak çok konu var aslında. kumar teorisi, infinitive yenilikler ile salgılatılan dopaminin oyun firmalarınca nasıl kullanıldığı (şerefsizsin ea) gibi konular ancak sıkıldım. onlara da siz bakın bi zahmet.

    özetleyecek olursam, oyun bağımlılığından kurtulmanın tek bir yolu var: oyun oynamamak. salak değilseniz çok basit. deneyin. ha eğer bağımlı olup olmadığınızı bilmiyorsanız oyun oynamaya harcadığınız günlük zamanı ölçün. bir süre oyun oynamayın ve oyun özleminizin vücudunuza etkilerini, stres seviyenizi takip edin. ne zararı var demeyin, bir de ne yararı var diye bakın.

    sağlıcakla kalın.
6 entry daha