şükela:  tümü | bugün
631 entry daha
  • hep kişisel sebeplerde sorun aranmış, oysaki istatistiksel olarak artan bir boşanma ve kısa süreli ilişki dinamiği mevcut. bunun temeli sosyolojiktir. toplumu ilgilendirir. neden böyledir?

    sebebi cinsiyetsizleşme politikası adına; feminenleşen toplumdur. sosyal mühendislerin son 50-70 senede dayattığı sonuçlardır bunlar.

    bence evliliklerin bitmesi mesele değil, ilişki kalitesinin ciddi anlamda bozulması daha büyük bir sorun.

    erkekler ilişkide eşitlik arar oldu. oysaki kadın "ne derse desin" eşitliğe arzu duymaz. erkek kendinden düşük seviyede ya da zamanla aynı seviyeye geldiği erkeği "itici" bulur. bu bütün doğada böyledir. tavus kuşu dişileri daha gösterişli tüyleri olan erkeği seçer, dişi balıklar daha parlak ve güzel kuyruklu olan erkeklere yönelir. maymunlar yüksek statülü erkeklerle çiftleşir. doğada dişiler "eşit" olduğu erkeğe yönelmez! bunu sorgulamaz. güçlü, statüsü yüksek, lider özellikte erkeği seçer. çünkü dişi evrimi temsil eder. daha iyi genetiği seçemezse evrim ilerlemez. işte feminenleşen son 50 yılda bunu kaybettik. çünkü erkeklerin zihin setleri değişti.
    (bkz: doğada erkeklerin dişilerden çok daha güzel olması/@karanlikruya)

    şimdi femininaziler "eşitlik, hak" diye başlayacak. olm ben de biliyorum bunları, hak da veriyorum ama sizin bilmediğiniz şeyleri de biliyorum. mesela insan haklarındaki, eğitimdeki, yargıdaki olması gereken "kişisel" eşitlikle, "ilişkide" yani "çift" durumunda arzuyu yaratan eşitliğin arasındaki farkı biliyorum. bunlar elmayla armut kadar ilgisiz kavramlar.

    feminizmin esas probleminin eşitlik değil, bir cinsiyetsileştirme politikası olduğunu biliyorum. bunu 3. dalga, açık açık belirtiyor zaten. çünkü cinsiyetler arasındaki farkların kişisel farklar yaratmasına aynı sosyalist düşünceler gibi feministler de dayanamıyor. çünkü herkes eşit olmalı! madem öyle neden insel nüfusu patlıyor? herkesin eşit miktarda eş bulması gerekirken, son 10 yılda neden erkek-kadın eşleşmeleri arasında büyük bir fark var? şu istatistiği inceleyebilirsiniz.
    erkeklerin ve kadınların sekse ulaşım oranları

    bunu bekleyen feminenleşen yeni erkek nesli eşitliği de kendi hakkı sandı ve tepki olarak kadınlardan nefret eden inselleri doğurdu ve düşünceleri çok basit: "benim de kadınlarla ilişki kurmak hakkım, hani eşittik?" özetle bir eşitlik yoktur ya da "eşitlik benim yararıma olduğu sürece iyidir" mottosu vardır diyebiliriz.

    feminizmin daha çıkış yıllarındaki yakınmaların meseleleri hiçbir zaman ilişkilerle ilgili değildi. akademik hayatla veya yargıyla sorunları vardı. ilişki içinde "arzu duymayan kadınların" zorunluluktan yaptıkları ev işleriyle ilgili sorunları vardı hatta kadının biri 1950lerde bunun üstüne kitap yazdı yahu (simone de beauvoir – the second sex). bunu hangi erkek yapar? hatta bir röportajında sosyalist rejimde bile kadınların ev işleri yaptığından yakınıyor.

    esas mesele nasıl olduysa sekse dayandı ve baskılanan cinsellik olarak konunun odağı değişti. sonradan bu cinsellik farklı boyutlara taşındı.

    özetle eşitlik: yargı, eğitim, sağlık alanında olur. "ilişkilerde olmaz." kadında arzu en iyiye ulaşmak üstüne evrilmiştir. 10bin senelik bırak insanı, "doğa" bunun üstüne evrilmiştir. erkek spermlerini yayma politikasındayken, kadın en iyiyi seçmek üstünedir.

    tabii ki biliyorum: sizin çok seviyeli müthiş ilişkileriniz filan var. artık olgun insanlar olarak olgun ilişkiler "felan" yaşıyorsunuz.

    birbirinizi saygıyla sevip, işleri bölüşüyorsunuz değil mi? heh o ilişkiniz 3 vakitte bitecek, boşanacaksınız. en kötü 50nize gelmeden dulsunuz. az kaldı. başta siz üstün olduğunuz için size aşık olan kadınla eşitlendikçe sizden soğuyacak. 2020 istatistiklerine göre evliliklerin %80'ne yakın olarak kadınlar tarafından bitirildiğini de muhtemelen bilmiyordunuz. (ref)
    (bkz: hatunların efendi adam yerine piç tercihi/@karanlikruya)

    nasıl seviyeli bir ilişkiniz varsa seviyeli bir ayrılığınız olacak. çünkü ilişkiniz arzu değil, minnet üstüne kurulu. o kadın gidip kendi doğasını her ne kadar zihnen reddetse de bilinçaltı "güçlü", "statülü", "zengin", "maskülen", "zeki" erkeği bulacak ama size eşitlik satacak. çünkü son 50-70 yıldır "cinsiyetsizlik" öğretiliyor, "cinsler arasında farkı olmadığı" satılıyor. "cinsiyetle" ilgili konuştuğunuzda "cinsiyetçi" olmanın kötü olduğu dayatılıyor.

    özetle kadın kendinden üstün erkeğe arzu duyar. psikolog buss, zahavi, kenrick, fletcher, pinker, miller seneler boyu süren araştırmalarında da istatistiksel olarak kanıtladı. defalarca yazdık. aslında bilineni; bilimsel hale, anlamlı ve kavranabilir hale getirdiler. şurada bahsetmiştik:
    (bkz: eş seçim teorileri/@karanlikruya)

    ilişkiniz, evlilikleriniz bitiyor, çünkü erkek olamıyorsunuz. eşitliği yanlış anlıyorsunuz. toplum da bunu dayatıyor, artan insel nüfusu da bunu doğruluyor. 2+2=4.
31 entry daha