şükela:  tümü | bugün
1347 entry daha
  • "biden, türkiye'den nefret ediyor" argümanına dayanan bütün zırvaları unutun.

    biden, şu an amerikan siyasetinin atmosferi neyse onu yansıtıyor. amerika'da, erdoğan ile aynı masaya oturmaya tenezzül edecek tek bir kişi kaldı; o da donald trump. geri kalan güç odakları olan kongre, senato, pentagon, dışişleri, imf, bürokrasi ve her iki parti yönetimlerinde türkiye'nin hakkını savunacak tek bir kişi kalmadı. lobi yapsın diye para verdiğimiz adamlar da şu an hapiste.

    eğer türkiye - abd ilişkileri bozulacaksa, bu, joe biden, ermeni lobisi, kürt lobisi, yahudi lobisi sayesinde değil, türkiye'nin son 20 yılda izlediği siyaset sayesinde olacak. çünkü, türkiye karşıtı lobilerin güçlenmelerinin sebebi, ermenistan'ın, yunanistan'ın buraya para akıtması değil, türkiye karşıtı siyasetin parti farkı gözetmeksizin abd seçmeninde karşılık bulması.

    her konuda birbirinin boğazına sarılan demokrat ve cumhuriyetçi senatörler, rahip brunson krizi sırasında senatonun yayınladığı kınama bildirisine beraber imza attılar. bunun nedeni, bütün senatoyu lobilerin kontrol ediyor olması değil, seçmenlerin bunu talep ediyor oluşudur. bugün abd ya da avrupa'nın herhangi bir yerinde "erdoğan'ı onaylıyor musunuz?" anketi yapın bakalım %90'ın altında hayır oyu çıkan yer bulabilecek misiniz? eğer, bunu "gavurlar bizi sevmiyo" gibi bir sebebe bağlıyorsanız, tebrik ederim siz bir akp seçmesiniz.

    türkiye, 2. ırak savaşı sırasında sınırlarını abd askerine açmadığı günden beri abd ile arasını açmak için elinden geleni yaptı. erdoğan, suriye'de cihatçıları destekleyip, işid'e karşı savaşan kürtleri vurunca, global olarak işid'in uyguladığı vahşetin sponsorlarından birisi olarak resmedildi. cihatçılara giden tırları haber yapan gazetecileri yargılayarak, bu imajının üzerine tüy dikmiş oldu. sürekli 'eksen değişikliği' söylemiyle nato'dan çıkma tehditleri savurup, f-35 programını feda edip rusya'dan s-400 satın alarak, pentegon'daki, dışişlerindeki son destekçilerini kaybetti. abd'nin iran'a uyguladığı ambargoyu devlet bankası ile delip, buradan gelecek yaptırımları rahip brunson'ı rehin alarak önlemeye kalkışmak gibi fantastik bir olaya imza attı. washington dc'nin göbeğinde, erdoğan'ın korumalarının abd vatandaşlarını dövmesi gibi akıl almaz olaylara hiç girmiyorum bile.

    bu olaylarda kimin haklı olduğu tartışmasını bir yana bırakıyorum. eğer abd'nin başında bu dönemde baba bush filan olsaydı, şu an türkiye'nin yemediği ambargo kalmazdı. obama, türkiye'ye ceza kesmek yerine, başka müttefikler (kürtler gibi) arama yoluna gitti; trump ise kendi çıkarlarına bir zarar gelmesin diye kongre ve senatonun istediği yaptırımları hasır altı etti. şimdi başa gelecek olan biden'ın türkleri sevip sevmemesinin hiç bir önemi yok, çünkü, amerika'daki bütün güç odakları, sadece türkiye konusunda değil, orta doğu, kuzey kore, rusya ve çin konularında daha kararlı politika izlenmesini istiyor.

    buna rağmen, biden'ın, türkiye'nin üzerine yaptırım yağdıracağı bir ortam olacağını sanmıyorum. çünkü, biden, türkiye'ye direk müdahele etmesi halinde, iktidarın bunu iç siyasette oy toplamak için kullanacağının farkında. yapacağı en net şey, türkiye'ye giden borç musluklarını elinden geldiğince kısmak olacaktır. zaten, bu konuda da bir şey yapmasına pek gerek yok, biz bankasından, fon yöneticisine kadar kredi kaynaklarını çoktan korkutup kaçırdık bile. biden, iç siyasete yönelik söyleminde erdoğan'ı eleştirebilir ancak iş yaptırımlara geldiğinde "bekle, gör" politikası izleyecektir. erdoğan'ın yıkılması için hiç bir şey yapmasına gerek olmadığının o da farkında.

    türkiye için asıl sorun, erdoğan'dan sonra, amerika ile olan ilişkilerini nasıl bir yere oturtmak istediğine karar vermesi bence. türk halkındaki, zaman zaman saçma seviyelere varan amerikan karşıtlığı, siyasetin hamaset aracı olmaya devam ederse bu günlerde fragmanını gördüğümüz "batıdan kopmuş türkiye" filminin geri dönüşü olmayacak bir şekilde başlamasını izlemek zorunda kalabiliriz.
1576 entry daha

hesabın var mı? giriş yap