şükela:  tümü | bugün
378 entry daha
  • christopher nolan'ın, bu konu hakkında batı londra'da bir vidyo dükkanında çalıştığı dönemde yaptığı harika bir gözlemi var:

    "fark ettiğim birkaç şey vardı. bunlardan en temeli bir yabancıyla asla aynı adımlarla yürümemekti. bunu yapmamalıydın. hızlı veya yavaş yürü ama asla bir yabancının adımlarıyla senkronize olma. kalabalık bir şehrin ortasında, özel alanı korumak anlamında kullandığımız, edindiğimiz bunun gibi bilinçaltı bariyerlerimiz vardır. hani vardır ya, günün en yoğun saati metrodasındır; herkes gazetesine gömülmüştür, kimse kimseyi fark etmez, varlığını onaylamaz; o konuda çok iyiyimdir.

    jane austen veya thomas hardy romanlarında; küçük bir kasabada, resmi olarak tanıştırılmadıkları için selam verilmeyen, konuşulmayan insanları okudukça bu şekilde yaşamış insanların olduğu gerçeğine delilik dersiniz. fakat şu an biz de böyle yaşıyoruz. eğer sokakta veya bir markette bir yabancıyla konuşursanız, kuralları değiştirmiş olursunuz. insanlar anında rahatsız olurlar.

    gidin insanları takip edin demiyorum. fakat kalabalıkta bir yabancıyı gözünüze kestirip ona odaklanmaya başladığınız anda her şeyi değiştirmiş olursunuz. onların varlığını fark ederek, onların özel alanlarına girmiş olursunuz."

    bir yabancıyla olan etkileşimini, yine aynı dönemde evine giren hırsız üzerinden şöyle değerlendiriyor:

    "ilk tepkiniz bu hırsızlığın iğrençliği üzerine oluyor. kalabalık içinde bir yabancının özel alanınızı işgal etmesinden daha kötü ve daha kişisel. çekmecelerinizden çıkarılmış eşyaları, yerde dağınık duran eşyalarınızı görünce, hayatınızda hiç tanışmayacağınız bu yabancı ile çok kişisel bir ilişki içine giriyorsunuz.

    fakat sonra bir yazar olarak, kendimi hırsızın yerine koyduğumda, bazı parçaları birleştirmeye başladım. hırsızın ilk yaptığı kapıyı kırmaktı. üstünde biraz düşününce o kapının sembolik olduğunu fark ettim. neticede kırılamaz, sapasağlam bir kapı değildi. kimsenin içeri girmesini engelleyemezdi. tabi daha önce hiç böyle düşünmezdim. çünkü neticede kapıyı kapatıp kilitlemeniz nerdeyse kutsal bir şeydir. güvende hissedersiniz.

    o an bir aydınlanma anıydı benim için. işte bu sembolik bir bariyerdi. beraber yaşamamıza olanak sağlayan, yazılı olmayan bir gelenekti. bu da beni düşündürdü; peki birisi bu geleneği ihlal ederse ne olur?"

    sonrasında nolan, bu düşüncelerle ve hislerle following'i yazıp yönetiyor.

    (bkz: the nolan variations)
28 entry daha