şükela:  tümü | bugün
  • geçenlerde bir soru geldi ve ilgimi çekti bu konu. "25 bin kilometrede 2005 model bir otomobil alınır mı" şeklindeydi soru ve fiyatı da biraz öyleydi yani. 15 ya da 20 yıllık ama kilometresi 30 bin altında olan ve övüne övüne sattıkları otomobiller, kilometresi çok düşük olduğu için çok mu değerli? kitapçıkları, yedek anahtarları, orijinal stepne falan her şey tamam ama yüksek kilometreli emsallerine göre fiyatının daha fazla olması mı gerekir?

    gerekmez arkadaşlar. aslında bir otomobilin kullanım ömrü bana göre 10 yıl olmalı ama malum, ülkemizde fiyatlar alıp başını gidince yeni bile sayılabiliyor 10 yaşındaki bir otomobil. yıllanmış şarap gibi oldu otomobil piyasası. neyse.
    otomobiller yatsın diye değil, sizi alıp a noktasından b noktasına götürsün diye yapılmış. insan da dahil yatan her şey kendi yapısına zarar verir. unutmayalım ki, uzun süre park pozisyonunda bekleyip kalktıktan sonra düşen uçak var.

    yani çalışması gereken bir şeyin yatması bana pek mantıklı gelmediği gibi, teknik olarak da birtakım sorunları beraberinde getiriyor konu otomobiller olunca. bu noktada belirtmem gerekiyor ki, "benim arabam 20 binde ama 2015 model diye mesaj atmayın. konu tamamen 15 yılın üstünde, 30 bin kilometrenin altında ve sürekli olarak yatmış o meşhur "hiç kullanılmadı, garaj arabası" sınıfını ilgilendiriyor.
    kilometresi düşürülmemiş ve gerçekten çok ama çok nazik kullanılmış 30 bin kilometrede ya da altında 15 yıllık bir otomobili aldık diyelim, başımıza neler gelebilir? başımıza birçok iş açabilir ve astarı yüzünden pahalıya gelebilir.

    — triger kayışı hiç değişmediği için (o arabayı yatıran adam kalkıp triger falan değiştirmez) yıl ömrünü tamamlamış olur ve aldığınız an triger kayışını değiştirmeniz gerekir. bunu her ikinci el otomobil aldığınızda yaptığınızı varsayalım ama nasıl olsa düşük kilometreli bir otomobil diyerek değiştirmezseniz, çok geçmeden motoru kucağınıza alır sanayiye gidersiniz. kayışın yapısı bozulmuş ve çatlamıştır. sadece triger kayışı değil, “v” kayışları falan hepsi birden değişir. o araya rulman ve devir daim falan da sıkışır.

    — baskı balata hiç değişmediği için yine balata tarafı yıl ömrünü tamamlamış ve iyiden iyiye sertleşme yapmıştır. mecburen onu da değiştirmeniz gerekir.

    — fren balataları da yine aynı şekilde zamana karşı koyamaz ve niteliğini kaybeder. "daha bitmemiş" dediğiniz balata, bir gün bir frende tak tuk yapar dağılır gider.

    — 30 bin yapmamış bir otomobilin lastikleri stepne dâhil yüksek oranda değişmemiştir. satan kişi "sana düşük kilometreli araba veriyorum, bir zahmet değiştir" der ve onları da elden geçirirsiniz. 10 yıl ömrü olan orijinal stepneyi ben ne yapayım?

    — içinden uzun süre yakıt geçmeyen hortumlar çatlar. hatta lpg'de uzun süreli kullanıp bir gün coşarak benzine geçiren birçok kullanıcının arabası alev alıp yanmıştır (sıralı sistem olmayan). çünkü hortumlar kuruduğu için yapısı bozulur ve çatlayıp yakıt kaçırır.

    — aynı şekilde su hortumlarının suya temas etmeyen kısımları çatlayıp patlamaya hazır olur. bu sebepten dolayı hortumları elden geçirmelisiniz.

    — kesinlikle içindeki antifriz, soğutma suyu, fren hidroliği, direksiyon hidroliği, motor yağı, şanzıman yağı falan değişecektir. yağsız kalan bilyeler, yataklar vesaire.

    —arabanın motoruna girmiyorum bile. çalışan demirin pas tutmadığını unutmayalım. ayrıca araba yattığı sürelerde don mu yedi, kaç kere dondu çözüldü belli değil. yazın arabayı kullanıp kışın samanlığa çeken adamlar var. silecek lastikleri, zamanla çatlayan kapı fitilleri, aküsü, bujisi falan uğraşırsınız. hatta ve hatta uzun süre yatan arabanın bazı kabloları fareler tarafından kemirilebilir.

    kısaca, otomobil km yaptıkça standart olarak değişmesi gereken parçaların çoğu, düşük kilometreli otomobillerde değiştirilmez. yıl ömrünün farkında olup bunları tamamen değiştiren adam da o arabayı satmaz. satsa bile uçuk bir rakam ister. klasik otomobil meraklısı olanları tenzih ederim bu arada.

    bazen öyle otomobiller denk geliyor ki hesaplayınca günlük 1 kilometre bile yapmamış ve sorduğunuz zaman cevaplar bellidir. "evden işe işten eve", "iki arabamız var ve bunu kullanmıyoruz", "babamın arabasıydı ve o rahmetli olunca yatıyor kullanılmıyor" gibi. bir de şey vardır; "ben arabamı çok seviyorum ve kullanmak istemedim".
    düşük kilometreli otomobilleri biz genelde köylerden falan bulurduk. adam kendine bir otomobil alıyor atıyor garaja ve tüm gün traktör üstünde tarla sürüyor. arabayı anca ayda bir şehre gelip giderken kullanıyor. periyodik bakımları falan hak getire. fabrikanın koyduğu yağ var motorun içinde. ben bu sene bu şekilde 2018 model bir peugeot 3008 gtline aldım ve araba 9 binde. adam çiftçi ve bir yıldır arabayı kullanmıyorum deyince tereddüde düşüp yağını değiştirdik orada çalıştırmadan önce 2 yıllık otomobilin.
    siz bakmayın öyle youtube kanallarında eski model otomobillerin aküsünü değiştirip, yağını koyup, balata spreyi ile motor çalıştırmaya. bir ay kullansınlar da görelim. 15 yıl ya da daha yaşlı bir otomobil alırken en az 100 bin kilometrede olmasını ben şahsen tercih ederim.
    siz yine de 15 yaşında ve 25 bin kilometrede olan bir otomobile şüpheyle yaklaşın. satan kişi bilmez ama ondan daha önceki sahibi kilometreyi düşürmüş olabilir.

    detaylı bilgi için #121627668
2 entry daha