şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • zaman faktörü

    zamana gitmem lazımdı; gitmez isem o da olmazdı ben de; gitmek istediğimden en hakiki yol kendimden geçiyordu, zira zamana paralel değil zamanla doğmuş, yaşıyor olmuş ve en nihayetinde ölüyor olacaktım.

    zaman her iki açıdan da olmayandır, en azından öyle düşünüyorum şimdilik.
    zaman maddi evrenin ya da sezgisel alemin problemi değildir, bu açıdan bakıldığında zamanı yanılsama olarak görebiliriz. o insan algısına ilişiktir, onunla alakalı, ondan bağımsız değil hatta ona muhtaçtır. kendi başına manaya sahip değildir, maddeler bütünü olan evrenin sonluluğu ya da sonsuzluğu karşısında (ki şu an modern astronomi ve uzay bilimi'nin evrenin sonlu mu sonsuz mu olduğuna dair fikirleri deneyimlenmemiş ya da bir uçtan diğer uca tatmin edici verilere ulaşamamış olduğu aşikardır) her iki durumda da zaman adlandırılabilirliğiyle kalmıştır. zaman denilen şey başka bir şeyle birleşerek veya parthenogenesisle üretmemiştir, doğurmamıştır ya da ölmeyecektir. anaksimandros 'un apeiron'u gibi yaşlanmayacak, ölmeyecek, yok olmayacaktır. (bkz: apeiron yaslanmaz olmez yok olmaz) (bkz: doğa ya da var olan/7) o sadece şeylerin tükenişinin adlandırılmasında kullanılan bir ölçüm zeminidir. (bkz: yaşıyor olmak) "zaman ölçümü keyfi ve uluslararasıdır" (astronomi ve astrofizik, asil yay. sf.39) poincare şöyle der: "şuur alanından dışarı çıkılmadıkça zaman kavramı nispeten açıktır. biz yalnıc şimdiki zamana ait duyumları geçmiş duyumların hatırasından veya gelecek duyumların tahmininden kolayca ayırdetmekle kalmıyoruz; hatrımızda tuttuğumuz iki şuur olayından hangisinin daha önce olduğunu tasdik ettiğimiz; yahut tahmin edilmiş iki şuur olayından birinin ötekine tekaddüm edeceğini ileri sürdüğümüz zaman ne demek istediğimizi de pek iyi biliyoruz." (h. poincare, bilimin değeri) aslında poincare'in zamanı ölçen aletlerimizin kusurlu olduğunu, en ideal olanı düşünsek bile orada kesinliğe rastlanamayacağını, örneğin zamanı ölçmek için sarkaç kullandığımız zaman, kapalı olarak, hangi postülatı kabul edeceğimizi bile bilmediğimizi tespit ederken haklıdır. zira ölçünün kendisi insanidir, insana aittir, insan olmadan olmayandır. insan algısının oltasına takılmayan bir balık değil, oltanın kendisidir. balık da bu durumda zaman ölçüsünün elde ettiği olur. gün, ay, yıl vb. zira gün yoktur, copernicus sistemi'ne göre; güneş merkezli bir dünya hareketi ve dünyanın kendi ekseninde dönüşü vardır. bu zamanın ölçüsünü oluşturur ama adlandırma (bkz: dil problemi) insani olduğundan, tükenişin kendisi zamanlaşmıştır.

    her şey tükenir, başlayan her şey biter ister herakleitosçu bir uyum olsun ister almış başını gitmiş bir karmaşa, kargaşa ortamı. her iki durumda da inen ve çıkan yol bir ve aynıdır: zamandan algıya, algıdan zamana düşen şey insanidir, keyfidir. yani poincare 'in deyimiyle; "biri diğerinden daha doğru zaman ölçme tarzları yoktur; genel olarak kabul edilmiş olan zaman ölçme tarzı sadece daha kullnaışlıdır". bunu da tümüyle insani olmasıyla açıklayabileceğimizi sanıyorum, çünkü bu gerçekten poincare'in örneğinde olduğu gibi ne kadar yararımıza olduğuyla alakalıdır: "iki saat hakkında, biri iyi gidiyor, diğeri fena gidiyor demeye hakkımız yoktur; biz sadece birinciye uymakta daha çok fayda vardır diyebiliriz".

    zamanın tümüyle insani oluşu ve tükenişin sebebini göstermesi aslında şeylerin şeylerden doğduğu bir evrende (bakın burası önemli, sadece dünya için bunu söyleyebiliriz. zira samanyolu galaksisinin nasıl oluştuğunu açıklayabilsek dahi, uzay boşluğunun nasıl oluştuğunu ve hangi özden doğduğunu ya da sonlu mu sonsuz mu olduğunu bilmiyoruz, o halde en azından hakkında az da olsa bilgiye sahip olduğumuz dünyanın kendisinde şeylerden şeylerin doğduğunu söyleyebilmemiz mümkündür, ki bu da kesin bir bilgi olarak görülmeyebilir) dil problemine konu olur. zaman aslında hiçliktir, onu anlamlı kılan biziz yani dilimiz, algımızdır. zamandan bir şey doğmaz, kendisi de bir şeyden doğmamıştı (khronos hariç). bu açıdan bakıldığında nihil a nihil' e en güzel örnektir zamanın kendisi. bunun yanında onun en manalı açıklamalarından biri.