şükela:  tümü | bugün
313 entry daha
  • skor tersi olsa da, oyun olarak yeni nesil 3-4-3'ün (bkz: #114572190) eski usül 4-2-3-1'i yendiği bir maç oldu.

    bu kadar basit değil elbet, sadece dizilişlere bağımlı değil. esas olay, hangi dizilişte oynarsanız oynayın, oyuncuları nasıl kullandığınızdır. stanislav çerçesov da bana göre bu konuda bizim şenol güneş'e sağlam bir ders verdi. 3-4-2-1 gibi dizilen rusya, topun aktığı bölgeye/türkiye'nin yapmaya çalıştığı şeylere göre sürekli şekil değiştirerek oynadı. 3'lü defansın sol stoperi fedor kudryashov (evet bizim antalyasporlu kudiryaşov), top rusya'dayken oyun ters kanatta akarken sürekli öne gelip üçüncü bir merkez orta saha gibi konumlanarak yarattığı kaymayla, hem takımın sağ kanatta +1 olmasını sağladı (ozdoev ve zobnin ikisi birden sağ içe kaydı), hem rusya sol kanada oynamak isterse istasyon oldu, hem de olası top kayıplarında türkiye'nin geçişlerde hemen oynamak isteyeceği cengiz ünder'i yakın kontrole almış oldu (bir taşla 3 kuş).

    bunun haricinde; türkiye oyun kurarken, rusya adam adama rahatsız etmeye yönelik bir pres yaptı. sol forvet cheryshov kaan'a, sağ forvet miranchuk merih'e odaklanırken, göbekte ise daha çok sol iç ozdoev okay'a (duruma göre santrfor zabolotny'nin de okay'ı aldığı oldu), sağ iç zobnin de hakan'a yapıştı. bizim o ikili geriye oynadıkça, rusya'nın presi bir adım öne kaydı ve herkes önündeki arkadaşının terk ettiği adamı devraldı. ve bu presler hep mert'in uzun topları + rusya stoperlerinin geri toplamasıyla son buldu. düşünün ki doğrudan bir markaj altına alınmayan ozan tufan bir kez bile topla tehlikeli şekilde buluşamadı.

    aynı şeyler, rusya topu kazanıp hücuma geçtiğinde de geçerli oldu, takım top kapmak için birlikte bir efor sarfetmedi hiç. bunda en büyük pay göbekteki ikilideydi; okay yokuşlu bölgesini domine eden bir dmc değil; savunma açısından, daha çok gömülen takımların önliberosunda (yani dar bir alanda) kendi bölgesine gelen toplarda çarpışarak oynamaya çalışan biri. aynı şekilde ozan tufan da savunma konusunda hiçbir akıl emaresi göstermeyen, denk gelirse mücadele edip top kazanmaya çalışan biri (ama dediğim gibi, denk gelirse). yani bu iki oyuncu da top çalmak için gereken şartları yaratmıyor, o şartların kendi kendine oluşmasını bekliyor. keza cengiz de, hakan da yalancı geridönüşlerle savunma anlamında nicelik katsalar da, nitelikleri yoktu.

    yani milli takım rusya'nın bu taktik standardına hiçbir alanda cevab veremedi*, ne top çevirmek için dinamik oynadı (ki sahadaki 11 buna müsait değildi), ne çarpıştı, ne de akıllıca alan kapatabildi. yani rusya'nın dinamizmi karşısında resmen paralize olmuş, ne yapacağını bilemeyen bir haldeydi. şenol güneş'in tek yapabildiği, kenan'ı forvete atıp hakan çalhanoğlu'nu sola kaydırdığı 4-4-2'msi bir düzene geçerek caner erkin 'in önünü açmak oldu. (hem güneş'in bjk'deyken, hem de fb'nin bu sezon sık sık başvurduğu formül). tabii bu formülün de ancak rusya 10 kişi kaldıktan sonra işlemeye başlaması artık ne kadar bayatladığını gösteriyor. benzer şekilde; kırmızı kart sonrası sağ stopere geçen kudiryaşov'dan kurtulan cengiz ünder'in de sahneye çıkabilmesi, dediğim gibi yine kırmızı kart sonrası oldu.

    11'e 11'ken izlediğimiz milli takım, demode 4-2-3-1 ve oyuncu tercihleriyle rusya gibi bir takım karşısında ne hale düştü gördük. gerçi rusya gibi dediğime bakmayın, çerçesov'un hem maça hazırlanışı/taktik planları, hem de oyuncuları konsantre edebilmesiyle makine gibi işleyen bir takım izletti bizlere (milli takımın demodeliği de bunda pay sahibi tabii).

    uzun lafın kısası, çerçesov'un (kırmızı karta kadarki) taktik planının içindeki en kritik eleman, türkiye'nin oyununu kitlemeyi başaran bizim antalyalı kudiryaşov olabilmiş ise, şenol güneş oturup bir düşünsün bence. hem sahadaki oyunu, hem de bu oyunla euro 2020 (veya 21)'deki rakiplerin kırmızı kart görmezlerse bize neler yapabileceğini.
1 entry daha