şükela:  tümü | bugün
877 entry daha
  • geçen sezon pandemi kaynaklı aranın bir benzerini en son ikinci dünya savaşı yıllarında veren, ingiltere'nin en üst düzey futbol organizasyonu. ikinci dünya savaşı'nın başladığı 1939'dan savaşın sonuna kadar olan dönemde ingiliz futbolunda yaşananları, savaşın futbola etkisini ve savaş döneminden bazı futbol hikâyelerini derlemeye çalıştım.

    ------------------------------------------------------

    1 eylül 1939’da, alman bombardıman uçaklarının polonya’yı bombalamasıyla dünya tarihinin en kanlı savaşlarından ikinci dünya savaşı resmen başladı. polonya’nın toprak bütünlüğünün garantörleri konumundaki ingiltere ve fransa ise bu işgal üzerine 3 eylül 1939’da, nazi almanyası’na savaş ilân etti. dünyanın içine sürüklendiği kaos ve kargaşa ortamının futbola etkileri de kaçınılmazdı. ingiltere’nin savaşa dâhil olmasından iki buçuk hafta sonra ingiltere futbol federasyonu, ilk üç haftası geride kalan ligleri sonlandırarak sezonun geçersiz sayılmasına karar verdi. ancak bu karar, başka bir hikâyenin başlangıcı olacaktı.

    futbolcuların sırt numaralı formalarla ilk kez mücadele ettikleri 1939/40 ingiltere futbol ligi sezonu, 26 ağustos 1939’da başladı. ertesi hafta dünya, nazilerin polonya’yı işgaliyle sarsıldı. ingiltere futbol ligi ve federasyon kupası, 3 eylül’deki savaş ilânından birkaç hafta sonra iptal edildi. üç haftası geride kalan 1. lig’de, tüm maçlarını kazanan blackpool zirvede bulunurken henüz gol dahi atmayı başaramayan leeds son sıradaydı. günümüzün “büyük altılı”sından tottenham ve manchester city ise 2. ligin orta sıralarındaydı.

    savaşın başlamasının ardından genç erkek nüfusun orduya katılacak olması nedeniyle savaşın sonuna kadar futbol oynanamayacağı düşünülüyordu. everton’ın o dönemki golcülerinden tommy lawton, ‘football ıs my business’ isimli otobiyografisinde o günlerdeki duygularını “savaşın başlaması kariyerimin sonu demekti veya ben öyle hissediyordum. çılgına dönmüş bir dünyada, profesyonel bir futbolcuya yer olmayabilirdi kuşkusuz. 20’lerine yaklaşan genç ve fit biri olarak tabii ki orduya katılacaktım… boş zamanlarımda hayatımla ilgili kaygılandım, hitler ve sıçanlarını lanetledim. bazen de oturup neler olduğunu ve neler olabileceğini düşündüm.” sözleriyle ifade edecekti.

    ancak sezonunun iptalinden sonraki süreçte, hava saldırısı tehdidine rağmen herhangi bir bombalama gerçekleşmemesi kulüplerin futbola dönme konusundaki iştahını kabarttı. ayrıca savaşın tüm acımasızlığına rağmen sporun askerler ve halkın üzerinde olumlu psikolojik etkilerinin olduğuna da inanılıyordu. ingiliz futbolu da bunun üzerine çareyi geçici bir format değişikliği yapmakta buldu ve içişleri bakanlığı, yeniden yapılandırılmış futbol takvimine onay verdi. aston villa ve derby county’nin aralarında bulunduğu birkaç kulüp ise bu fikre yanaşmadı. oyuncularının birçoğu ordudaki görev yerlerine hareket etmişlerdi bile.

    1939-1945 yılları arasında başta wolverhampton wanderers, liverpool ve huddersfield town olmak üzere birçok kulüpten toplam 784 futbolcu seferberliğe katılacaktı. bu durumun kulüpleri çaresiz bırakması sonucu oyuncu kontratlarının durumunda birtakım değişiklikler yapılması gerekiyordu. hâl böyle olunca fa, sözleşmeli oyuncu kuralını tekrar gözden geçirdi ve takımların ‘misafir oyuncu’ oynatabilmelerine izin verdi. bu, seferberliğe katılan oyuncuların, orduda görev yaptıkları yere bağlı olarak farklı kulüpler adına oynayabilmeleri anlamına geliyordu.

    futbol devam etse de belirli kısıtlamalar getirilmesi kaçınılmazdı. oyuncu sözleşmelerindeki düzenlemelerin yanı sıra asıl büyük değişiklikler lig formatında yapıldı. ingiliz futbol piramidindeki ilk dört ligin yerini, seyahat sınırlamasına göre düzenlenen bölgesel ligler aldı. ingiltere futbol ligi çatısı altındaki 82 takım, 10 bölgesel lige dağıtıldı ve futbol, 28 ocak 1940’ta yeniden başladı. o gün, grimsby’de oynanan grimsby-mansfield karşılaşmasındaki hava saldırısı tehdidi kaynaklı 30 dakikalık gecikme dışında herhangi bir sorun yaşanmadı.

    alınan diğer güvenlik önlemleri gereğince takımlar, 80 kilometreden daha uzak mesafelere seyahat edemeyecek ve stadyumlara en fazla 8 bin seyircinin girişine izin verilecekti.

    öte yandan federasyon kupası rafa kaldırılarak nisan 1940’tan itibaren “savaş kupası” düzenlenmeye başlandı. büyük gayretler sonucunda turnuvadaki 137 maç, dokuz haftaya sığdırıldı. stadyumlara alınacak seyirci sayısına ilişkin kısıtlamalar sonraki turlarda esnetildi. böylece west ham’ın blackburn’u 1-0 yendiği wembley’deki finali tam 42,399 kişi yerinden izleme fırsatı yakaladı. maç, dunkirk’in tahliyesinden birkaç gün sonra, 8 haziran günü oynanmıştı. fransa’nın kuzeyine yapılan başarılı kurtarma operasyonu sonrasında ingiltere’ye getirilen çok sayıdaki asker de maçı izlemeye gelenler arasındaydı. şüphesiz ki bu, halk için moral kaynağı olması açısından da önemliydi.

    savaş döneminde futbol oynamak pek kolay değildi. stadyumların bazıları ordu tarafından üs olarak kullanılırken bazıları da hava saldırıları sonucu hasar almıştı.

    1940/41 sezonunun başladığı günlerde, britanya savaşı tüm şiddetiyle devam ediyordu. blitz (nazilerin yaklaşık 8 ay boyunca ingiltere’yi aralıksız bombaladığı döneme verilen ad), şehirlerde büyük hasarlara ve can kaybına neden oluyordu. coventry ve sheffield, 1940 sonlarında bombardımanın hedefi oldu. coventry city’nin stadı highfield road, öylesine büyük hasar görmüştü ki takım ligden çekilmek zorunda kaldı. sheffield united ise bramall lane’in kullanılamaz hâle gelmesinin ardından maçlarını hillsborough’da oynadı.

    mecburi stat değişiklikleri yalnızca bunlarla sınırlı değildi. highbury, hava saldırısından korunma önlemi olarak sığınağa dönüştürülmüştü. dolayısıyla arsenal, bir süreliğine maçlarını ezeli rakibi tottenham’ın stadı white hart lane’de oynadı. bu, tarihin âdeta tersine dönmesi gibi bir şeydi: birinci dünya savaşı yıllarında tottenham, white hart lane’in ekipman üretilen bir tesise dönüştürülmesiyle iç saha maçlarını highbury’de oynamak durumunda kalmıştı.

    komşusunun stadına taşınan bir başka kulüp ise manchester united’dı. old trafford, mart 1941’deki hava saldırısında aldığı büyük hasar nedeniyle tam sekiz buçuk yıl boyunca herhangi bir futbol maçına ev sahipliği yapamadı. united, maçlarını ezeli rakibi manchester city’nin stadı maine road’da oynadığı süreçte başarı açısından sönük kalsa da tribün anlamında bir kilometre taşına imza atmaktan geri kalmadı. united’ın ocak 1948’de maine road’da arsenal ile oynadığı lig maçında ulaştığı 83,260 kişilik seyirci sayısı, hâlen kulüp tarihinin bir iç saha maçındaki en yüksek seyirci sayısı olma özelliğini koruyor.

    1940/41 sezonuna girilirken bölgesel lig sayısı azaltılmıştı. ingiltere futbol ligi; kuzey ve güney olmak üzere iki lige ayrıldı. ayrıca koşullardan dolayı kulüplerin oynadıkları maç sayısının farklı olması göz önüne alınarak sıralamalar, toplanan puana göre değil atılan golün yenilen gole oranına göre düzenlendi. bu formata karşı çıkan londra kulüpleri ise ayrı bir londra ligi kuracaktı.

    arkalarındaki büyük taraftar kitlelerine rağmen ne united ne de city, 1940-41 sezonunda preston’ın futboluna ayak uydurabildi. chesterfield, preston’dan fazla puan toplasa da kuzey ligi’ni şampiyon tamamlayan takım, atılan gol/yenilen gol oranına göre preston oldu. güney’de ise crystal palace, west ham united’ın önünde şampiyonluğa ulaştı.

    preston, savaş kupası finalinde de arsenal’i yenerek sezonu çifte kupayla tamamladı. bu finalde tom finney ve bill shankly, preston forması altında mücadele ederken compton kardeşler (denis & leslie compton) arsenal forması giydi. preston-arsenal maçını 60 bin kişi, ingiltere’nin iskoçya’yı yendiği karşılaşmayı ise 78 bin kişi izlemesine rağmen seyirci sayıları düşüşteydi. önceki sezon 5,4 milyon olan toplam seyirci sayısı 2.8 milyona düşmüştü.

    yeni düzenlenmeye başlanan tek organizasyon ise savaş kupası değildi. ocak 1941’de birkaç kulüp; lig yönetimine ve aralarında portsmouth’un da bulunduğu bazı güneyli takımlara tepki olarak londra savaş kupası’nı başlattı. reading, finalde brentford’u yenerek kupa tarihinin ilk şampiyonu oldu.

    londra savaş kupası’nı düzenleyen londra kulüpleri, 1941/42 sezonunda bu kez portsmouth’un da dâhil edildiği ‘londra ligi’ adında bir lig kurdu. futbol ligi, bu kararı hoş karşılamasa da londra ligi oynanmaya devam etti ve arsenal, portsmouth’un önünde şampiyonluğa ulaştı. wembley’de yaklaşık 70 bin kişi önünde oynanan londra savaşı kupası finalinde ise kazanan brentford oldu.

    1942-43 sezonunda ingiltere futbol ligi; futbol takvimi ve kulüpler üzerinde tekrar kontrolü sağladı. yeniden lige kabul edilen londra kulüpleri, amatör takımları da içeren 18 takımlı güney ligi’nin bir parçası oldu. ağustos’tan noel’e kadar ve boxing day’den mayıs ayına kadar olmak üzere sezon ikiye bölündü. liverpool, 1943’ün ilkbaharında kuzey ligi’ni şampiyon tamamladı ancak savaş döneminin en güzel futbol hikâyelerinden birini yazan takım ikinci sıradaki lovell’s athletic’ti.

    newport’taki bir fabrikanın işçilerinden oluşan takım olağanüstü bir sezon geçirdi ancak bu onların ilk sürprizi değildi. lovell’s athletic, önceki yıllarda batı ligi ile galler futbol ligi’ni kazanmıştı ve yabana atılmaması gereken bir ekipti. 1943’te, sezonu iki manchester kulübü ve aston villa’nın üzerinde ikinci sırada bitirerek büyük bir başarıya imza attılar. aynı yıl, batı kupası finaline de yükseldiler ancak çift maç üzerinden oynanan finalde swansea town’a toplamda 7-6 ile kaybettiler.

    bir başka amatör takım, sonraki sezon lovell’s’ın başarısını geride bıraktı. wrexham ile aynı puanı toplamasına rağmen gol averajı rakibinden daha iyi olan bath city, 1944 mayıs’ında kuzey ligi’nde mutlu sona ulaşarak tarihi bir başarıya imza attı. yıllarca ingiltere futbol ligi’ne katılmaya çalışan bath city, bu fırsatı elde ettikten kısa süre sonra bunu şampiyonluk ile taçlandırmıştı. bath, bir yıl sonra 1945’te, futbol ligi batı kupası’nı da kazandı. ancak savaşın sona ermesiyle hem bath city hem de lovell’s athletic, kısa sürede elde ettikleri tüm başarılara rağmen amatör lige geri gönderildi. lovell’s athletic, 1969 yılında sportif faaliyetlerine son verip futbol sahnesinden çekilirken bath city günümüzde alt liglerde varlığını sürdürmekte.

    savaşın başlarında yüksek olmayan seyirci sayısı ise giderek artmaya devam etti. 1944 yılında charlton’ın chelsea’yi 3-1 yendiği maçı wembley’de 85 bin kişi takip etti. maçı izleyenler arasında onur konuğu olarak, ilerleyen yıllarda abd başkanlığı da yapacak olan general dwight eisenhower da vardı. karşılaşmada hangi takımı destekleyeceğine karar veremeyen eisenhower maçın ardından muhabirlere, “başta mavileri destekliyordum ama kırmızılar öne geçince kırmızıları desteklemem gerekti.” dedi. bir maça konuk olan tek yüksek rütbeli asker eisenhower değildi. britanyalı mareşal bernard montgomery, nisan 1945’te ingiltere’nin iskoçya’yı mağlup ettiği maçı hampton park’ta izleyen 133 bin kişiden biriydi.

    savaş dönemindeki son sezon olan 1944-45’te stadyumlardaki seyirci sayısı toplamda 10.3 milyona ulaştı. çeşitli kupa finalleri büyük kalabalıklar topladı. manchester united ile bolton arasında çift maç üzerinden oynanan kuzey kupası finalini, iki maçta toplam 90 bini aşkın seyirci izledi. millwall ile chelsea arasında wembley’de oynanan güney kupası finalini ise 90 bin kişi takip etmişti ki bu, savaş dönemi baz alındığında kulüp takımları arasında oynanan bir maçta toplanan en büyük kalabalıktı.

    nazi almanyası’nın kayıtsız, şartsız teslim olduğu 8 mayıs 1945’ten birkaç hafta sonra, bolton ve chelsea, futbol ligi savaş kupası’nda karşılaştı. stamford bridge’de oynanan maçı 2-1 kazanan bolton, son kez düzenlenen futbol ligi savaş kupası’nı müzesine götürdü.

    savaşın sona ermesinin ardından 1945/46 sezonunda normalleşme adımları atılmaya başlandı ancak bölgesel lig formatına devam edilerek 22’şer takımlı kuzey ve güney ligleri oluşturuldu. durumu biraz karışık olan üçüncü lig’de ise lig; doğu, batı, kuzey, güney olmak üzere dört bölgeye ayrıldı. öte yandan fa kupası da altı sezonluk aranın ardından yeniden oynanmaya başladı. savaş sonrası düzenlenen ilk fa kupası’nı, wembley’de charlton athletic’i 4-1 mağlup eden derby county kazandı. bu kupa, derby county’nin tarihindeki ilk ve tek federasyon kupası olacaktı.

    savaş döneminden önceki dört aşamalı lig formatına geri dönülen 1946/47 sezonunda ise nefes kesen bir şampiyonluk mücadelesi yaşandı. son haftaya liverpool’un 1 puan önünde lider giren wolverhampton, kendi sahasında oynadığı karşılaşmada liverpool’a kaybedince tarihindeki ilk lig şampiyonluğundan oldu. bu sonuçla liderliğe yükselen liverpool’un, şampiyonluk ilânı için 14 gün daha beklemesi gerekecekti çünkü henüz son maçını oynamamış bir rakibi daha vardı. normalde kışın oynanması gereken ancak kötü hava şartlarından dolayı ertelenen stoke city-sheffield united maçı 14 haziran’da oynanacaktı ve stoke city, maçı kazanması hâlinde gol averajıyla liverpool’u geçip ligi şampiyon tamamlayacaktı. kulüp efsanesi stanley matthews’un mayıs’ta blackpool’a satılmasından sonra oynanan maçta, stoke city de tıpkı wolverhampton gibi eline geçen fırsatı değerlendiremedi ve şampiyonluk liverpool’a gitti.

    1950’lere yaklaşırken seyirci sayısında âdeta patlama yaşandı. 1948/49 sezonunda maçlara gelen seyirci sayısı 41 milyona ulaştı ve bu alanda ingiltere futbol ligi rekoru kırıldı. kıyaslama yapmak gerekirse; 2018/19 sezonunda premier lig ve alt liglerde maçları stadyumdan takip eden seyirci sayısı yaklaşık 30 milyondu.

    son olarak, savaş döneminde futbol oynamış ve hafızalarda yer edinmiş birkaç isme değinmeden geçmek olmaz. 1940’ların başında britanya ordusu’na katılan tommy lawton, birkenhead’de görevlendirildiğinden sık sık everton formasıyla oynama fırsatı buldu. savaş döneminde ayrıca; leicester city, greenock morton, chester city, aldershot ve tranmere rovers’ta da forma giyen lawton’ın, farklı takımlarda oynama konusunda hayli ilginç bir anısı da var: 1949 noel’inin sabahında everton formasıyla liverpool’a karşı oynadıktan hemen sonra lawton, öğleyin tranmere rovers formasıyla crewe alexandra’a karşı mücadele etmişti. lawton o günle ilgili, “tranmereliler soyunma odasına gelip iki oyuncuları eksik olduğunu söyleyerek oynamak isteyen olup olmadığını sordu. ben de oynayabileceğimi söyledim ve oynadım da.” diyor.

    bu dönemde ingiltere milli takım formasını da terleten lawton, milli formayla 23 maçta 24 gole imza attı. 1942 yılında hampden park’ta iskoçya’yı 5-4 yendikleri maçta yaptığı hat-trick ve 1943’te maine road’da yine iskoçya’ya karşı kazanılan 8-0’lık zaferde attığı dört gol, lawton’ın ingiltere adına sergilediği parlak performanslar olarak tarihe geçti. ancak ne yazık ki daha sonra fa, savaş döneminde atılan bu gollerin resmi kayıtlara geçirilmemesine karar verdi.

    ilerleyen yıllarda liverpool kulübü için çok önemli bir figür hâline gelecek bill shankly ise savaş döneminde görev yerine bağlı olarak norwich, arsenal, luton ve partick thistle formaları giydi. ilginçtir ki shankly, bu dönemde 1 kez de liverpool forması giymiş ve o maçta liverpool, ezeli rakibi everton’ı anfield’da 4-1 mağlup etmişti. savaşın ardından shankly, savaştan önce formasını giydiği preston north end’e geri döndü ve futbolculuk kariyerini de burada noktaladı.

    bir başka isim, kariyerinin ilk adımlarını savaş döneminde atan jackie milburn. 1943’te sırtına geçirdiği newcastle united formasını 14 yıl boyunca aralıksız taşıyan milburn, newcastle kariyerinde attığı 238 golle kulüp tarihinin en golcü ismi oldu. ancak bu gollerden 38’i savaş döneminde atıldığı gerekçesiyle sayılmadı ve gol sayısı 200 olarak resmi kayıtlara geçti. onun 200 gollük rekorunu, 206 golle geride bırakacak isim ise yıllar sonra alan shearer olacaktı. hâlen birçok newcastle taraftarı milburn’ü kulüp tarihinin en golcü ismi olarak kabul etse de milburn’ün ailesi, shearer’ın rekorunu tartışma konusu yapmaktan uzak durarak shearer’a hakkını teslim ediyor.
92 entry daha