şükela:  tümü | bugün
1865 entry daha
  • gün boyu yol olmayan coğrafyada seyahat ediyoruz. bir tarla düşünün ve tarla üzerinde sizden önce geçmiş araçların bıraktığı onlarca tekerlek izleri var. hangi iz sizi nereye götürür bilmiyorsunuz. yolda bana yardımcı olan arkadaşıma soruyorum tabelası olmayan bu yollarda nasıl iz bulduklarını; 'dağları takip ediyoruz' diyor ama her yer dağ...
    gün boyu araç sürüyoruz ama hız en fazla 20-30 km. sinirleniyorum biraz gaza dokunayım diyorum ama yumuşak toprak sizi başka yöne savuruyor. hem bedenen hemde ruhen yıpratıyor insanı bu durum.
    gün boyu yolculuğun ardından ilk hayat belirtisini görüyoruz; ıssızlığın ortasında bir çadır. çadıra yöneliyoruz, çadırda yaşlıca bir teyze var aracın sesini duyar duymaz dışarıya çıkıyor, belli ki o da uzun zamandır birilerini görmemiş. biraz hoşbeşten sonra bize çay ikram etmek istiyor, çadırın içine giriyoruz.
    çadırın tam ortasında kuzinevari bir soba var. üstünde sütü kaynatıyor teyzemiz. ardından bir eleğe koyduğu top top çayın üzerine kaynar sütü döküyor ve elekten süzülen sıvı sütlü çay oluyor. buraya kadar her şey olağan ve benim de en sevdiğim içeceklerden birisi fakat teyzemiz sütlü çay olan kaselere önce biraz tuz atıyor akabinde de bir yemek kaşığıyla kopardığı kallavi derecede tereyağını bırakıyor çayın üstüne.
    o çayı kah arkadaşımın telkinleriyle kah teyzemizin kalbi kırılmasın diye yudum yudum içtim ama siz bana sorun tabi zamanla tuzlu sütlü çay vazgeçilmezim oldu ama tereyağlı olanını hiç benimseyemedim
152 entry daha

hesabın var mı? giriş yap