şükela:  tümü | bugün
87 entry daha
  • animelere ön yargılı yaklaşanları bir nebze olsun anlayabiliyorum. çünkü anime evreninde algınız veri bombardımanına tutulur. buna şöyle örnek vereyim; transformers filmlerini izleyenler hatırlayacaktır, transformers bir tür anime olmadığı halde, orada klasik sinema seyircisi, kendine çekici gelen sahne bulmakta zorlanır. çünkü transformers'ta autobot ve decepticon ların savaşında işler öyle çığırından çıkar ki, takip etmekte ve sahnenin anlamını yakalamakta zorlanırsınız. işte animelerdeki karmaşıklığı anlamak için, transformers örneğini en az 8-10'la çarpmalısınız. animelerin geneli algılarınızı zorlar ve meraklı beyinler haricinde ilginizi sürdürmenizi ve ipuçlarına tutunmanızı zorlaştırır.

    the animatrix, imdb (2003) ön yargı ile yaklaşmamanız gereken bir animasyondur. çünkü dramatik yapısı ve sadeliği ile öne çıkar. bölümler kısa sürelidir ve aksiyondan ziyade drama ağırlıklıdır. dokuz farklı bölümden oluşan the animatrix, matrix evrenini oluşturan, ona ilham veren, ondan türetilen ve matrix evrenini genişleten hikayelerden oluşur. hikayelerin en sade ve keskin hatlı tanımı şudur ; "yaşamam için bana sunulan sahte evrenin farkındayım, benliğim hiçbir iradenin esiri olmayı kabul edemez, mutlaka gerçekliğe kavuşup bilincimi özgürleştirmeliyim." bu ana düşüncenin alt metinlerini izlediğimiz the animatrix, sadece the matrix hayranları için değil, tüm sinemaseverler için harika bir deneyim olmuştur. eğer daha önce izlenmediyse, çekimleri devam eden matrix 4 öncesi mutlaka izlenmesi gerekir.

    dokuz bölümlük serinin özellikle iki bölümünü ayrı tutmak gerekir. çünkü bu iki bölüm (the second renaissance part 1 ve part2) matrix evreninin oluşumu öncesi ve film olarak izlediğimiz seriye, dünyanın ne şartlarda ve neler yaşayarak geldiğini anlatır. dolayısı ile bahsedeceğim bu iki bölüm, "matrix'e giriş 1-2" olarak adlandırılabilir. ard arda izlenen bu iki bölümü ben tek bölüm olarak yazacağım. ayrıca matrix serisinin yönetmen ve yapımcıları wachowski kardeşler animatrix için yazdıkları bölümler, ilk dört bölümdür. bunlar sırasıyla; final flight of the osiris, the second renaissancepart 1 ve part 2 ile kid's story’dir. bu dört bölüm ana matrix evreni içinde yer alır ve film serisinin de içinde bulunan konuları kapsar. diğer beş bölüm ise matrix evreninden esinlenilmiş, spin off bölümler olup, film serisinde bahisleri geçmez. yazarları ve yönetmenleri japon ve güney korelidir. önce ana evreni kapsayan ilk dört bölümü, sonrasında da kalan beş bölümü yazayım;

    --- spoiler ---

    **** final flight of the osiris imdb
    bu bölüm adeta bilgisayar oyunundaymışsınız hissi verir. çünkü kahramanlar, bir tür eğitim programını kullanarak, kılıçla dövüş antrenmanı yapmaktadır. bölüm başladığında biz programda olduklarını anlamayız. kadın (jue) ve erkek (kaptan thadeus) kendi hayatlarında da sevgili olduklarından, programda kılıç darbeleri ile yavaş yavaş birbirlerini soymaktadırlar. erotizm sosu katılan bölümde, tam dövüş eyleminin niteliği değişecekken aniden bir alarm verilir. hem kahramanlar hem de biz gerçek dünyaya uyanırız ve tehlikeyi anlarız. jue, ekibini kurtarmak için matrix’e ani giriş yapar, kritik ve riskli görevini yerine getirmek için, posta kutusuna mektup bırakır. bu, şu anlama gelmektedir; jue zion’a tehlike altında olduklarını ve makinelerin zion’a doğru binlerce sentinel ve kazıcı ile geldikleri haberini vermektedir. biz zaten bunu the matrix reloaded'in başlarında öğreniriz. jue, tam da görev sırasındayken ölür. ölümünün sebebi, gemi mürettabatına saldıran sentinellerin, gemiyi parçalayarak patlatması ve jue'nin matrix sinyalinin kesilmesidir. bu o’nun son görev uçuşu olur. hem hüzünlenir hem de ekibin kahramanlıklarına ve cesaretine hayran oluruz.

    **** the second renaissance bölüm 1 ve bölüm 2 imdb
    imdb 2
    ikinci rönesans adından da anlaşılabileceği gibi dünyanın gördüğü ikinci değişimin başlangıcıdır. ancak burada insanlığın gelişiminden çok, makinelerin gelişerek aydınlanması ve makinelerin rönesans hareketi ile insanlığı alt etmesi konu edinir. matrix film serisinin öncesini anlatan bölüm, bir tür matrix prequel’idir. zaten bizler de bölümü, makinelerin kontrolünde tutulan arşiv kayıtlarından izleriz. kibir ve ego dolu insanoğlu, her türlü ihtiyacı için kullandığı yapay zeka sahibi robotları sürekli aşağılayarak köle gibi kullanmaktadır. derken bir gün hizmetçi robot b1-66-er , patronundan hıncını alarak onu öldürür. yapay zeka olduğu için yargılanan robot, idama mahkum olur. ancak insanlık bununla da yetinmez ve aynı tür robotların tamamını imha eder. dünyanın her ülkesinde bulunan yapay zeka robotların yaşamları kısıtlanmıştır. makineler de kendileri için güvenli olduğunu düşündükleri bugünkü suudi arabistan topraklarında sıfır-bir adında (0-1) küçük bir pilot devlet kurmuşlardır. ileri teknoloji sayesinde çok hızlı gelişirler ve insanlara ait ülkeleri ekonomik olarak ezmeye başlarlar. birleşmiş milletlere temsilci de gönderseler, ortaklık girişimleri sonuçsuz kalır ve insanlık makinelerin ilerlemesini durdurmak için, gökyüzünü karartıp dünyayı tamamen güneşten izole etmeye karar verir. insanoğlu gökyüzünü karartır ama makineler yılmaz ve insanoğlunu askeri anlamda da ezmeye başlar. devletler tek tek düşer ve savaşan insan kalmaz. yıllar içerisinde makineler aldıkları esirlerin vücutlarında deneyler yapıp, onların enerjisini kullanma metodunu bulur. tüm insanlık bilinç tarlalarında enerji veren mahsul gibi tutsak tutulup, bilinci de yapay zeka tarafından "matrix" isimli simülasyonunda kendini yaşıyor zanneden tutsaklara dönüştürülmüştür. işte bölümün sonunda biz bu tarlaları görürüz ve bölüm biter. bölüm, bize matrix film serisini izlemden önce neleri bilmemiz gerektiğini anlatan bir çeşit "matrix'e başlama kılavuzudur."

    not : second renaissance bölümlerinin yönetmeni japon mahiro maeda aynı zamanda kill bill volume 1 da izlediğimiz kısa anime bölümünün de yapım ekibindedir. kill bill vol. 1 anime (o-ren ishii)

    **** kid’s story imdb
    kid’s story adlı bölümde anlatılan hikayenin kahramanı, aslında bizim matrix reloaded’dan (2002) hatırladığımız bir karakter. hani neo zion’a ilk vardığında asansör çıkışından bekleyip neo, trinity ve link’in çantalarını taşımada yardım eden “çocuk”. orada neo’ya “beni sen kurtardın neo.” demişti. neo da ona “ben bir şey yapmadım, sen kendini kurtardın” diyordu. işte bu hikayede çocuğun nasıl özgürleştiği anlatılıyor. yaşadıkları ve özgürleşme süreci aslında neo’ya benzer. bilgisayarının başındayken algı ve hislerinin sahte olabileceği şüphesinden bahsediyor ve neo da, aynı kendinde olduğu gibi, o’nun “rüyalarında bazı gerçekler, gerçekliğinde bazı yalanlar” olduğunu söylüyor. aklını örümcek ağı gibi saran bu düşünceden kurtulmak için okuldayken defterine “kurtulmak istiyorum” yazıyor ve çocuğun telefonu çalıyor. öğretmeninin azarına rağmen telefonu açıyor ve o’na oradan uzaklaşması gerektiği söyleniyor. ajanların okulu basması ile tehlike altında olduğunu anlayan çocuk, kaçacak bir yer kalmayınca, kendini okulun çatısından bırakıyor ve “sana inanıyorum neo” diyor. matrix’te çocuğun cenazesini görüyoruz ve ailesine çocuğun aklını kaçırdığı söyleniyor. oysa gerçekte çocuk gözlerini morpheus’un gemisinde açar. yanında neo ve trinity de vardır.
    kid

    **** program imdb
    matrix’ten kurtulup özgürlüğüne yeni kavuşmuş “çaylak” cis ile, gemide tecrübeli pilot duo’nun, samuray ve japon savaşçı kıyafetleri ile, kyoto tapınaklarındaki, kılıç düellosu eğitim simülasyonunu izleriz bölüm boyunca. duo, cis’in sadakatini test etmek için, matrix’ten çıkmak istediğini ve dönüş yolunu bildiğini, çok sevdiği cis’e söyler. cis elbette ki bu tavrı ciddiye alır ve duo’ya karşı mücadele eder. en sonunda da muazzam bir odaklanma ile duo’yu eğitim programında öldürür. tam o sırada ekip cis’in bağlantısını keserek o’nu uyandırır. cis nefes nefese kalmıştır. aynı gördüğümüz korkunç kabustan uyandığımızda, nefes nefese kalıp bir süre rüyanın etkisinden kurtulamamamız gibi. cis testi başarı ile geçmiştir ama öylesine kötü etkilenmiştir ki, duo’ya sağlam bir yumruk atarak hıncını o’ndan alır. simülasyonun gerçekçilik düzeyini bizlere çok iyi yansıtan, kaliteli bir bölümdür.

    **** world record imdb
    sporcuların limitleri zorlamasını konu edinen, mükemmel bir animatrix bölümü. abd’li sprinter atlet dan davis, inanılmazı başararak 100 metre dünya rekorunu 9 saniyenin altına (8.99) indirmiştir. dan davis’e bir sürü kişi tarafından yapılan, “daha ileri gitmeye çalışma, zaten birincisin, kimse yanına yaklaşamıyor, kaslarını ve herseyini yitirme riskin var.” tavsiyelere rağmen, dünya rekorunu geliştirebileceğini düşünür. içinde bir his ne yaparsa yapsın, daha iyisinin olabileceğini ve doğaüstü kendi iradesinin dışında bir güç tarafından esaret altına tutulduğunu söylemektedir. derken yeni koşu yarışı başlar ve davis limitlerini öylesine zorlar ki, matrix simülasyonunda insanoğlu için çizilen sınırları aşıp, simülasyondan geçici olarak çıkar. kendini kablolara bağlı halde ve gerçek dünyanın içinde yer aldığı kuvözdeki görür. bu sırada bir makine gelip, o’nu uyandığına pişman ederek, beynine ışınlar verip, hatırlarını bir bir siler. matrix’teki koşuda davis, 8.72 ile dünya rekorunu geliştirmiştir. ancak kaslarını yırtarak ve savrulup sakatlanarak yarışamaz hale gelmiştir. ajanlar o’nu gözlem altında tutarlar. tekerlekli sandalyede hemşire ile gezerken bile tehlike yaratmasına izin vermemek için devamlı gözetim altında tutulmaktadır. davis’in özgürleşme çabası istisnai bir durumdur çünkü kırmızı hapı yutmadan herhangi birinin uyanması milyonda bir ihtimaldir. davis ölümü göze alarak bunu başarmış ve insanın özgürlük tutkusunu mükemmel bir biçimde yansıtmıştır.

    not : fotoğraftaki adam beni bir dönem, matrix’in var olma ihtimali sebebiyle epey korkutmuştur. neyse ki dünya rekorunu 9 saniyenin altına indirememiştir. yoksa daha da korkacaktım bu spor efsanesinden :) usain bolt animatrix record

    **** beyond imdb
    matrix bize insanların kusurlu ama makinelerin de kusurlu olduğunu anlatmıştı. beyond adlı bölümde de matrix’te yaşayan çocukların ve kedisini arayan genç bir kızın, işte bu açığı tesadüfen keşfetmesini görürüz. matrix’te oluşan bir tür program yükleme hatası sebebi ile, bir mahallenin küçük bir yerinde yerçekimi kodu bozulmuş, burada doğa fizik kanunlarına aykırı anomaliler gözlenmeye başlamıştır. mahallede oynayan küçük çocuklar burayı keşfetmiş, buranın adını da “perili ev” koymuşlardır. buradaki tuhaflık bir kedinin de ilgisini çekmiş ve kedisini arayan genç kızı da buraya getirmiştir. burada oynayan çocuklar ellerindeki şişeleri fırlatırlar, havaya zıplayıp süzülürler ve eğlencenin tadını çıkarırlar. ancak genç kız daha tedbirlidir ve buradan bir sıkıntı doğabileceğinden şüphelenir. daha sonra merakını yenerek kedisinin keşfettiği yere gelir ve gözlerine inanamaz. çocukların eğlencesini büyütür ve buradaki uçuşları ve doğa üstü olayları genişletir. elbette matrix ajanları garipliğin (yani yükleme hatasının) yerini bir süre sonra keşfeder ve bölgeyi karantinaya alır. böceklerin varlığı ve eskiyen yapının yıkılıp, ilaçlandırılarak yeniden inşaa edilmesi bahanesiyle, "bölge", insanların giriş-çıkışlarına kapatılır. tekrar yükleme yapılıp hatalar giderildiğinde ise, mekana geri dönen kız ve çocuklar, herşeyin normalleştiğini ve tüm fizik kurallarının diğer yerler gibi olduğunu görürler. sistem yeniden yükleme ile düzeltilmiş, matrix hatası (error) ortadan kaldırılmıştır. artık burada yaşananlar, sadece birkaç kişinin hafızasında kalacaktır.

    bölüm çok güzeldir ama bölümün esin kaynağı daha da eskilere dayanır. 1979 tarihli andrey tarkovski başyapıtı stalker , bu bölüme muazzam bir esin kaynağı olmuştur. eski evin odalarında dolaşan karakterler, evin içine yağan yağmur gibi bir çok anomali, yıllar önce çekilen stalker ile akrabadır. bilim kurgu sevip de hala “stalker” izlememiş olanlara, buradan en derin teessüflerimi iletiyorum.

    tokyo’nun shibuya bölgesine yakın bir bölgede kurgulanmış olan hikaye, içinde ilave bir mantık da içerir. bölgesel mimari ve yapıların kompleksliği ile yoğunluğu açısından tokyo, google earth’ten en zor yüklenen şehirdir. aşağıya bu bölümün geçtiği yerin linkini bırakıyorum. bilgisayarı yavaş çalışan ya da bağlantısı zayıf olanlar tıklamasın.
    bölümde geçen evin bölgesi

    **** a detective story imdb
    dedektif hikayesi, dramatik yapısı kuvvetli olan bir bölümdür. trinity adlı suçluyu yakalaması için, hırslı bir avukata telefon gelir. arayan kişi matrix ajanıdır ancak kimliğini söylemez. dedektif önce ilgilenmez ancak ajanın söylemesi ile banka hesabına 800.000 dolar yattığını görünce, trinity’nin peşine düşme mecburiyeti hisseder. başlarda dedektif trinity’nin kadın olduğunu bile bilmemekte, o’nu erkek zannetmektedir. o’nu araştırdıkça daha önceden bir çok dedektifin bu işi aldığını ancak kiminin öldüğünü, başkasının delirdiğini ya da ortadan kaybolduğunu öğrenir. deliren kişi ile buluşup bir ipucu yakalamaya çalışır ama girişimi sonuçsuz kalır.
    bir gün bilgisayarının başındayken, deliren dedektifin kendisine söylemiş olduğu "red queen" isimli kullanıcıyı arar ve mesaj gönderir. mesajına cevap gelir ve kullanıcı o'nunla trende buluşmak istemektedir. trinity ile buluşmaya gittiğinde, tren kabininde trinity'nin kendisine silah doğruttuğunu görür. ancak trinity'nin amacı, dedektife takip amaçlı yerleştirilen biyolojik vericiyi gözünden çıkarmaktır. trinity ani hamle ile vericiyi çıkarır ve dedektifi aslında kendinin takip ettiğini anlatır. ajanlar trinity'nin trende yakalamak için hamle yapar ama trinity çevikliği ile kurtulur. dedektif gerçeği anlamıştır ve özgürleşme yolunda ilk adımını trinity sayesinde atmıştır.

    **** matriculated imdb
    çok derin, korkusuzca daha da derinlere inen, izleyenin beyninde ısı artışına sebep olan, insanı düşünceye zorlayan ve ne kadar düşünürseniz düşünün, sürekli olarak size yakalanmadan kaçmayı başaran bir animatrix bölümü.
    bölümün hikayesini anlamaya çalıştıkça mutsuz olabilirsiniz. ee ne demiş cypher, matrixin genel motto'su olarak ; cehalet mutluluktur. spoiler'lı matriculated'i yazıp, ısı artışına sebep olmak iyi gelecektir. malum önümüz kış, beynimiz biraz oyalansın, devreler yansın :)

    insan ruhu yaratılabilir, kopyalanabilir ya da üretilebilir mi? insanı yapay zekadan ayıran en önemli özellikleri nelerdir? bunlara cevap veren animatrix bölümü.
    şüphesiz insanı yapay zekadan ayıran en önemli özelliklerinden biri, ruhu olduğunu düşünmesi ve hissetmesidir. ayrıca insanda doğaçlama yeteneği ve riskli durumlarda ani ve farklı hesaplama ile kendini koruyan ve tehlike riskini minimize eden karar verme mekanizması vardır. doğaçlama ve bir ruha sahibi olma düşüncesinin taklidi oldukça zordur. çünkü makineler belli bir yazılımla çalışırlar. insan gibi karmaşık bir bilince sahip olmadıkları için, kararları duygusal tepkilerle veremezler ya da değişen şartların belleklerinde yazılı olmadığı durumlarda "error" vermeye yatkındırlar. çünkü bilinmeyen durumlarda refleksif tepki verme güdüleri kendiliğinden oluşamamaktadır.

    insan evrimle olagelmiştir. dolayısı ile milyonlarca yıldır doğa insanı şekillendirmiştir. evrim hala devam etmektedir ve insan daha da rekabetçi hale gelmeye devam etmektedir. insanın gelişimi bu kadar uzun yıllar alırken, makinelerinki ise, elbette teknolojinin aşırı hızlı ilerlemesi ile daha da çarpıcı biçimde yükselmektedir.

    bölüm, denizden gelen iki yapay zekanın, insan varlığını tespit edip onlara saldırması ile başlar. insanlar yaptığı koruma robotunu düşman robotun üstüne salar ancak koruma robotu tesisi korumayı başaramaz. daha sonra düşman yapay zekayı tesisteki kadın etkisiz hale getirir. ancak yapay zeka etkisiz hale gelmeden önce, bulundukları yerin sinyalini sentinellere gönderen bir verici bırakır. insanlar bu vericiyi kendi radar sistemleri ile algılayamamaktadırlar.

    tesiste 5 insan bir tane de maymun vardır. insanlar ele geçirdikleri yapay zekayı matrixe bağlayarak, kendi oluşturdukları dünyada, yapay zekayı insanlaştırmaya çalışırlar. insanların hedefi bu yapay zekayı insan olduğuna inandırıp, tesiste yer alan kömünlerine dahil etmektir. aslında bu robot köle olacaktır ancak köle olduğunu bile anlayamayacaktır. gerçek dünyada yaşadığını ve insan olduğunu zanneden bir varlık olacaktır.

    5 kişi ve maymunla beraber matrix'e bağlanıp, insanların yaptığı yazılım ile var olan robot, kendi kodlarıyla insanın ötesine geçmek istemektedir. bunu yaparken de kırıp dökmeden, gizlice kaynak koda ulaşıp kendine doğaçlama özelliği ve ruh bulma arayışına girmiştir. bunu yapabilmesi için, insanlarla aynı bağlantıyı kullanıp, onların bilinç düzeylerine dahil olup, oradan bilinçaltında yer alan iç insana (ruha/hayalete) ulaşıp, insanın en gizli bilinç odasındaki hayaletine ulaşır ve o'nu kendine kopyalar. yani bizim "ruh" diye adlandırdığımız bizi esasen robotlardan ayıran "en insan" özelliğini vakum gibi kendi benliğine çekerek, insanlaşan bir robot haline gelir. düşünce yapısı aşırı gelişir ve kendinin gerçekten insanlaştığını anlar.

    aslında insanların baştaki amacı bu robotu insanlaştırmaktır. ancak robot insanların bu amacını anlar ve insanların kendi insanlıklarını alması ve kendi bilinçlerini kendine kopyalaması ile bunu başarabileceğini anlar. yani insanların planı aşırı gelişmiş yapay zeka tarafından bozulur. verici ile insanların yerlerini keşfeden sentineller tarafından tek tek öldürülürler ve tesiste tek kalan kadın da, yapay zekanın matrix'e kendini ve kadını bağlaması ile kadın, korku ve mutlak şok yaşayarak ruhunu kaybeder, benliği yapay zeka tarafından ele geçirilir. kadının bedeni ölmemiştir araftadır ve bilinci de bir tür zindandadır. ruhu çalınan kadın, sonsuza kadar hareketsiz vücudunda zindanda yaşayacaktır. bilinci, hareketsiz vücudunda esir olarak kalacaktır.

    yani yapay zeka kendini matrix sisteminden mezun etmiş, başka bir yaratığa dönüşmüştür. algılayan, hisseden, doğaçlama yeteneği olan ve anılarını biriktiren post modern bir insan versiyonu formuna kavuşmuştur. insandan bilinç ve ruhsal düzeyde hiçbir farkı kalmamış, ruhu olan (en azından bilincinin bunu kabullendiği) olağanüstü bir şekilde kendisini yaratmış ve kendi kendinin tanrısı olmuştur. yani mimarın dediği gibi ; "insandan daha insan" olan bir varlık, kendi üst benliğini tamamlamış, nihai evrim formuna ulaşmayı başarmıştır. görüldüğü üzere bölümün sonu oldukça çarpıcı ve tedirgin edicidir. özellikle son birkaç dakikası yüksek gerilime sahip bölüm, karamsarlığı enfes yansıtır.

    not : matriculated'da ruha atfedilen önem, wachowski kardeşlerin japonya'da ve japon kültüründen esinlenmeleri sonucu oluşan animatrix serisi çekme fikri nedeniyledir. burada bahsedilen ruh, tek tanrılı dinlerle ilişkilendirilen ruh değildir. japonya'nın şintoizm geleneklerinde yer alan ve her varlığın bir ruhunun bulunduğu inancıyla ilişkilidir. dolayısı ile burada wachowski kardeşlerin animatrix serisinde geçen ruh olgusunu, hatalı değerlendirmemek gerekir. benzer bir ruh hali, the matrix serisine en çok esin kaynağı olan japon anime ghost in the shell de de mevcuttur. ghost in the shell, dolayısı ile animatrix ile de yakın akrabadır.

    ekleme : matriculated'i beğenenler, black mirror'un 4. sezonunun 6. ve son bölümü olan black museum u da izlemeli. black mirror ekibinin animatrix'ten esinlendiği fikirleri görmüş olursunuz.

    --- spoiler ---

    the animatrix, anime sevmeyenler için bile rahatlıkla izlenip keyif alınacak, kısa hikayeler bütünüdür. gerek matrix film serisinin öncesini anlamamızı sağlayan, gerekse de türetilen yeni hikayeleri ile bizleri heyecanlandıran, değerli ve çok başarılı bir projedir. tüm bilim kurgu severlere tavsiye olunur.
1 entry daha