51773 entry daha
  • son olarak şöyle bir açıklamada daha bulunan t.c cumhur başkanı nam-ı diğer son diktatör.

    hiçbir denetimin olmadığı, keyfiliklere açık, hukukun dışında bir alan olarak algılandığında dijitalleşmenin bizi götüreceği yer faşizmdir. dijitalleşme, özgürlüğün alanını genişletirken yeni adaletsizliklere, haksızlıklara, yeni ötekileştirmelere yol açmamalıdır."

    komik bir açıklama. cumhur başkanlığını denetleyen hehangi konuda ona dava açma hakkı bulunan bir kurum yok şu anda. cum hur başkanı keyfi biçimde kanun çıkartailiyor, khk larla istediği kararı meclisin onayı olmadan alabiliyor, adalet mekanizmasına savcılara talimat verebiliyor ve devamlı olarak kendisi ile "dava arkadaşı" olmayanları ötekileştiriyor.

    neymiş faizm?

    islam karşıtları diye tuturdu yine bu aralar, ekonomik durum iyice kötüye gidiyor anlaşılan, islam çığırtkanlığı ile paçayı kurtarırım nasıl olsa düşüncesinde gene.
    ülkesinde artık konunun cumhurbaşkanı olduğu bir karikatür dahi çizilemediği için yabancı basındaki karikatürlere bile siniri bozulmakta.
    az bile yazıp çiziyorlar, sen ne kadar kendi ülkende kabadayılığa ve zorbalığa bel bağlar, nasıl olsa savcılar emrimde, adalet emrimde, muhalefet ne dese devlet dede(bahçeli ya da türkiye.. ikisi aynı huysuz moruğa dönüştü şu aralar, koltuk ve yetki verilince gaza da geldiler epey.) kürsüden ağzına lafı tıkıp, terbiyesizlikle vatan hainliği ile suçlayabiliyorsan, onlar da seninle ilgili istedikleri gibi düşünme hakkına sahipler. sanki dersin devlet bahçeli ve erdoğan bizinm, babamız biz ne desek onların eline baktığımız için saygıda kusur etme onları beğenmeme ve eleştirme hakkı olmayan çocuklarıyız, bir de kim ne laf etmiş onu düşünüp korumak kollamak, avrupalılara da başkanımız hakkındaki bu olumsuz fikirleri nedeniyle çemkirmekle mükellefiz. öyle de bir şımarıklık hali. cumhurbaşkanı rizeli recep, rizedeki köyünü ve sülalesini ankaradaki saraya taşımız millete de kapısındaki çalışanlar eline bakan insanlar muamelesi çekiyor her gün.
    ortaçağ feodal kafasından çıkamamış bir toplum da bunun adını devlete saygı milliyetçlik koanların peinden feodaliteyi besleyip yüceltmeye medyasıyladizileriyle yandaş yazarları ile çanak tutuyor. bir tane bile modern insan, çağdaş medeniyet savunucusu kalmamış memlekette, millet olarak hep beraber erdoğanın dedesinin yaylasında onun kendi ile olan övüncüne kulak kabartmış, içinde doğru bir laf devlet ve millet adına yerinde bir tespit arıyoruz. ama hiç yok, derdi değil çünkü.

    ben gerçekten çok şaşırıyorum, bu ülkede insanların politikacıların işgal ettikleri makamlar sebebiyle ifade noktasında da onları dokunulmaz olarak görebilmesine. beni ve muhtemelen avrupalı bir gazeteciyi çok şaşırtan(yine mi erdoğan kazanmış seçimi şaşkınlığı. çünkü arupada bu tip anti realist politik görgüden uzak uçuk adamlar aşırı sağcı boş konuşanlar statüsündeler sadece birkısım kendini ortaçağda yitirmiş manyak bunları ciddiye alıyor sadece ) türkiyede ise siyasetçi bu kurala uymadığında şaşırılan biri veya manyak siyasetçi oluyor.
    eleştiri için daha ağzını açmadan çevrende birileri toplanıp ağzını kapamaya "dur başına iş alma, iftirayla başına bela olurlar, fetöcü derler, işini kaybedersin" demeye başlıyorlar. (lan dur daha konuşmadım ki, kürsüde miyiz ne oluyor, ben mi fetöcü olacağım, ne demek duyuyorlardır, bilgisayarın yanında konuşma? oha ya oha ne kadar da güzel korkutmuşlar hepinizi! )

    erdoğan, yukarıdaki gibi yaptığı bu tip tanımlamalar ile başkalarını suçlamaya hedef göstermeye çalışırken aslında kendisini ve ne amaçladığını tanımlayan bir kişidir. her zaman. yani ne dünyanın ne avrupanın derdi islam veya türkiye ya da dijitalleşmede var olan sorunun dijital ortamın denetimsizliği olduğunu düşünen yok, bunlar sadece erdoğanı rahatsız ediyor. (köy muhtarı olsaydı köyde interneti yasaklar veya gerekli alt yapıyı kurdurmazdı. türkiyeyi yönettiği için interneti yasaklayamaz onun yerine internete de sadece kendisine bağlı işleyen bir devlet sistemi kurmaya çalışıyor, vergi toplayıp yandaşlarla doldurup, oradaki muhalefeti de yabancı dizi merakını susturmak durdurmak, netflix yerine trt world ve erdoğan izlensin istiyor)

    yani cumhur başkanı erdoğan, kimseyi faşizm ile suçlayabilecek veya faşizmi bir tehdit olarak gösterebilecek bundan ötürü rahatsız olacak biri değildir bunlar demogojisine malzeme olarak kullanmayı iyi bilir sadecekişi kendinden bilir işi heabı kendi paranoyalarını dünyanın içinde olduğu sorunlar gibi gösterme telaşına düşüyor sık sık.
    konunu ironik kısmı recep sevdalıları ve ak parti tabanı bu tip söylem ve eylemleri görünce mutlu oluyor. erdoğan gene karizmasını konuşturdu, yine avrupaya ders verdi, dünyaya örnek oldu, türkiye çok güçlü bir ülke imajı çizdi sanıyor.
    o kadar saf bir millet var ki, düne göre bugün güçlenmek adına ne yaptık, dünyaya ne sattık, dünya bize hangi konuda bel bağladı ve hangi sorunu çözdük?" diye sorsak buna karşı verebilecekleri verecek hiç bir akılcı pozitif cevapları yok ama buna inanmak ve ikna olmak istiyorlar.

    eğer gerçekte her şey erdoğaın dediği gibi olsaydı ve sayın erdoğan için gerçekten faşizm ihtimali çok kötü bir senaryo olmuş olsaydı, savcılarına kendisi hakkında tweet atan zavallı insanlar hakkında soruşturma açtırmaz, vatandaşına saygıda kusur etmez ona tepeden bakmaz, söylediği hoşuna gitmediğinde yaka paça korumalarına tartaklatarak huzurdan kovmaz, alçak gönüllüce ilgilenir, gerektiği yerde pardon der, kaç zamandır mhp ile de böylesi bir kirli koalisyonun içine hiç girmezdi. yapabildi mi? hayır?

    herkesi siyasi çıkarları için her kötülüğü göze alan namussuzlardan sananlar yanılıyorlar. türk insanı gerçek lider gerçek bir devlet adamı nasıl olmalı onu iyi bilir, (çok iyi bir örneğine sahipti çünkü) bu insanların tek sorunu da zaten kendilerine ve geleceğe hiç güven(e)memeleri yıllardır. (şahsen ben de hiç güvenmezdim, haklı da çıktım, çünkü her şey hep daha da çok boka sardı)

    misal erdoğan diyor ki, avrupadaki aşırı sağcılar islam düşmanıymış... senin ülkendeki mhp liler ile ak partililer hıristiyan yunan ve ermeni dostu mu, böyle mi düşünmeliyiz? hangi çağda yaşadığını bilmiyor maalesef bu oyunun nasıl oynandığından hiç haberi yok. o yüzden muhalefet bir siyaseti eleştirdiğinde bahçeli ile ağız birliği yapıp düşmanın dilini kullanmak terimi vasıtasıyla dış dünyayı türkiyenin ve islamın düşmanları olarak tanımlarken devamlıhiç gocunmuyor bile nasıl olsa bu lafa alkış tutan maç fanatiği kafasında bir kitle var. (futbol fanatikleri bile takım başarısız olduğunda ille de hakeme küfretmiyorlar iş yönetime gidiyor bir şekilde. ama erdoğan fanatikleri kural ihlalinden akp oyundan düşünce hakeme küfrediyor her defasında, maç tekrarlansın istiyorlar karşı takım diskalifiye olmalı diyorlar)

    cahil köylünün yüzü kitap görmemiş beylik laflarını, devlet ağzı yapa yapa öğrenilen yeniden literatüre sokulan eski osmanlı terimleri üzerinden devamlı kullanmak suretiyle durmadan herkese akıl veren bir dede gibi recep tayyip erdoğan devlet başkanı değil benim gözümde kusura bakmasın, kendisini, makamını ve ünvanlarını tanımıyorum.

    bizim ilginç ve sadece lafta modern ülkemizde böyle sözler sarfetmek biraz göt ister biliyorum. ama gelişmişliğin ölçüsünü belirleyen şey dünyanın hiç bir ülkesinde devlet başkanının kişisel karizması ve onu korumak için devlet kurumlarının birbiri ile yarışması değil işte. yani ben bir siyasetç,yi devlet başkanı diye sevmekle mükellef değilim saygıdan kasıt da bu değildir kimse klimsenin saygı ölçeri değildir hele de siyasal kurumlar.

    yani bir abd vatandaşı başkan donald trump a "sen göt herifin tekisin" dediği için en fazla kendisine trump un avukatı hakaret davası açabilir. bizde o iş öyle değil. bizim başkan ve daha ziyade de adamları çok çirkef, çünkü bizde yetkilileri seçilmişleri ve liderleri uçan sinekten koruyan yasalar, onlara istedikleri kadar çirkefleşebilme hakkı tanıyor. terörden vatana ihanetten bilumum en büyük suçlardan soruşturma yiyebiliyorsun, sadece hakaret davası ve tazminat ile yırtabilmen için dokunulmaz olman ana muhalefet lideri olman gerek. (bu da batıyor hükümete şu ara hemen azdılsar erdoğan değil kııçdaroğlu demokrasi sorunuymuş. hayır sorunun kaynağı erdoğan ve ifade dokunulmazlığıdır)
    küfretmenize de gerek yok. çizdiğiniz karikatürü veya gazetede yayınlanmış sert bir politik eleştiriyi erdoğanın görmesi yeterli, hatta o görmeden savcılar devlet adına harekete geçerler. hatta yazıyı yazan ertesi sabah işinden kovulur.

    son tartışmadan buyrun. biri diyor ki "orduyu satmışsınız katar a" öbürleri bu satma olayıyla falan hiç ilgilenmiyorlar bile. sen nasıl orduya öyle bir şey "satılmış" iması edersin hakaret edersin, savcılar göreve diye bağırıyorlar hep bir ağızdan. genel kurmay başkanına bile açıklama aptırmışlar hukuk gereğini yapacak umuorum diyor. genel kurmay hukuk gereğini yapsın diyor yani. akp yi savunuyorsa generallerin siyasete karışabilme ve savcılara görev çağrısında bulunabilme hakkı var sanki. balık baştan kokuyor, erdoğan da yapıyor sürekli bunu diktatör denilince de alınıyor. hükümet veya cumhur lehine bir karar çıkıp muhalefetin itirazı reddedilince adalete karışma diye bağıranlar, aksi bir karar çıktığı an daha ilk söylemde bu krarın çıktığı mahkemrnin işleyişini değiştirmek gerektiğini beyan ediyorlar.
    faşizmi hala dışarıda mı arıyordunuz, buyrun size işbaşındaki hali işte? dünya değişti artık diktatörler idam sehpaları kurup çok kan dökemiyorlar, ekonomik olarak bitiriyorlar rakiplerini ve muhalefeti.

    aslında modern bir toplumda yaşayan sıradan bir birey bu tartışmalara bakınca çok sessiz falan da kalmaz, iddia sahibine fütursuzca saldıran dalkavuklara hadlerini bildirir, taşak geçer, kimse de onlara sen nasıl başkanımızla taşak geçersin diyemez. (macronun ağzına sıçtılar işte ve bu macron geldiğindn beri ilk değil,halkı macron değil, halk macron a ne yapacağını, ne yapamayacağını söylüyor. mükemel özgürlük eitlik yok elbet hiç bir ülkede ama, püf nokta şu. kendini kurtarmak adına, polisi orduyu devleti şirketi, ekonomiyi vs korumak bahanesiyle halkı suçlu pozisyonuna düşürecek, refsh düzeyini düşüecek, kazanımş halarını törpüleyecek yasa çıkarmaya çalışana izin veren göttür! avrupalı böyle ve oldukça da terbiyesiz bu konuda devletine karşı. ne o sen ondan daha mı akıllısın şartların daha mı ityi yüksek devlet terbiyen sayesinde sence?enayiliğini sakın savunma. )
    orduyu polisi devleti makamı koltuğu korumak size mi kaldı ya derler hrmen, yunanlı bile diyor bunu. zaten o mevkiler bizim, bize hizmet için varlar derler. sen tam tersini yapıyorsun türksün diye.

    o yüzden avrupadaki hiç bir politikacı yıllardır bunu defalarca deneseler de adalet mekanizmasının otoritelerini, kolluk güçlerini, orduyu veya çalışanından daha fazla şey bekleyen işadamlarını arkalarına alıp "yeni düzenleme, yeni önlemler" adı altında halka karşı halkın aleyhine çalışnların aleyhine yasalar çıkaramıyorlar, buna girişimde bulunan bir iktidar lduğu an hemen sokağa dökülüyorlar. bizde ise devletin temsiliymiş, kendisine devlet ismi vermişler diye kendini gerçekten devlet zanneden bahçeli, her türden iktidar protestosuna terör girişimi muamelesi çekip pandemi sürecinde türk tabipler odası hakkında akla hayale sığmaz suçlamalarla saldırıda bulunabiliyor. ne için? iktidara yaranabilmek adına.
    hala gezi komplosu diyor erdoğan. hala avrupalı ile bizi kıyaslayıp gezi olaylarında bize haksızlık edildi, fransa da polis şiddeti var diyor.
    türkiyede sokakta yıllardır hükümeti protesto edemiyorsun arkadaş bu neyin kıyaslamasıdır? gezi olaylarını tamamen fetö kumpasına bağlayıp resmen her türden gösteri ve yürüyüşü kitle protestosunu yasakladı iktidar teröre davetmiş diye. böyle bir gerçek yok, gezi olaylarında olayı provoke eden fetöcü polis ise onu suçla? gösteriler esnasında polis kurşunu, dayağı ile ölen gençlere de terörist diyor erdoğan kim terörist değil memlrkette hep vatandaş ve hükümete karşı olanlar mı terörün yeni tanımı?
    şu andaki iktidarın terörü tanımlama biçimi bir faşist rejim manifestosudur zaten.

    bahçelinin böyle çıkışlarda bulunması doğal çünkü o zaten bir faşist. hitler de aynı böyle bir adamdı çok uzaklarda aramayın benzerlerini, hitlerin çok akıllı olduğunu da düşünmeyin. zaten kitlesel soykırımlardan haberdar olup olmadığı o emirleri verip vermediği oldukça şüpheli. (yahudilerden, bilumum yabancılardan nefret ettiği yalan değil, kitabında da yazmış bir bir, böyle birinin güçlü bir şekilde iktidara geldiğini, devlet yönettiğini ve çevresinde ondan ve imkanlarından beslenen binlerce dalkavuğunun olduğunu düşünün işte, avrupalı yahudiler kim ki?günah keçisi olmaya çok uygun bir nesne)

    ak parti kurmaylarının ve parti örgütünün muhalefeti devletin kurumuna ordusuna hakaret söyleminin arkasına sığınma çabası ve başkan erdoğanın buna çanak tutması da doğal, çünkü şoven politikacılarla onların saadet zincirinden pay alan dalkavuk çeteleri bu konudaki eleştirileri kaldıramıyorlar. tank palet fabrikası onusnu da hiç açma diyorlar örneğin, sanki bu siyaset dışı bir konu, öyle demeye çalışıyorlar. (siyasette neyi konuşacak muhalefet bunları konuşamayacaksa)

    işte bu noktada konunun belirleyicisi olan kitleye dönmek ve ne okuduğuna, okuduklarından da ne anladığına bakmak gerekiyor, halka yani.

    halk ne diyor? burada okuyoruz, erdoğan ve şürekasının çarpıtma ve trolleme girişimleri halk nezdinde karşılık buluyor hala. bunun yani bu en ucuz politik söylem şeklinin, en çirkef siyasi saldırı stratejisinin karşılık bulması bir problem ülkemiz için. yavuz hırsızlar halkı yani evsahibini bastırıyor hatta evsahibini de aynı halka şikayet ediyorlar sürekli. bunun anlamı şu, toplum olarak, anlasyış olarak hiç bir zaman medeniyeti ve demokrasiyi, insan haklarını, ifade özgürlüğünü anlamayacağımızı gösteriyor bu durum.

    böyle de bir devlet reisi varken çok zor zaten, böyle bir gündemleri bile yok, bildikleri, taıdıkları şeyler değil bunlar, başımıza sarılmış, topluu ve gençleri saygısızlığa babaya karşı gelmeye alıştıran batı icatları hep, onlar açısından bunu tamamen yok etmek istiyorlar zaen korumak gibi bir gayeleri yok asla.

    peki istedikleri olduğunda ne elde edecekler ki? cehalet ve bağnazlık sayesinde kim şimdiye dek ne elde edebilmiş ise o. breysel açıdan sülalesinin sırtı yere gelmez işte, o olur. toplumsal ahmaklık tam da böyle bir şey amerikalı bile kurtulamıyor bu faşizan, yabancı düşmanlığına dayalı gelenekçi ahmaklıklardan bazen. ama amerikaya bir şey olmaz olan bize olur.
3893 entry daha