şükela:  tümü | bugün
36 entry daha
  • başlığa kısaca göz gezdirdim, kulağım ve gözüm birden kanadı, na şurama* bir sancı girdi.
    yine ortalığın içine etmişsiniz. bira içip porno izleyince ilerici olmadığınız gibi, oruç tutuyor diye kimse gerici veya muhafazakar da olmuyor.
    muhafazakarlık, tutuculuk, gericilik, dindarlık, dincilik falan hepsi birbirine karıştırılmış. tek bir tane kavram bağlamına uygun kullanılmamış. ben de hayırsever bir işsiz olarak bu kavramları birbirinden ayırıp, tanımlayıp size gümüş tepsi içinde ikram etmek istedim. siz bu entryi okuduktan sonra ben bu başlığa tekrar uğrayıp, bu sefer okuduğunu anlama düzeyinizi kontrol edeceğim. eğer pisa haklıysa o konuda elimde reçete yok. siz bu yaştayken ebeveynlerinize kürtaj önerecek halim yok. yok ama eğer ben haklıysam o zaman size emred... şaka şaka, ben de pisa ile aynı düşündüğüm için bu entryi yazıyorum zaten. neyse, ne diyorduk? evet kavramlar:

    ****
    bağnazlık: bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmemek, mutaassıplık, fanatiklik anlamındadır. bağnazlık, bir görüş, kanı ya da tutumun tartışma ve eleştirilere kapalı tutulması ya da en aşırı biçimiyle benimsenmesi durumu, hoşgörüsüzlük durumudur. yani pasif bir duruştur bu. bireyin kendi inancına veya düşüncesine ( etraftakilerin neye inanıp neyi düşündüğünü ve nasıl yaşadığını da umursamadan) ayı gibi bağlanmasına denir. din ile alakalı bir kavram olduğu kadar fikirlerle de alakalı olabilir. siz, tartışmaya ve ikna olmaya tamamen kapalı bir sosyalistseniz bile, bağnazsınızdır.

    ****
    yobazlık: dinde bağnazlığı aşırılığa vardırmak, başkalarına baskı yapmaya yönelmek demek. yani yobaz kişisi aynı zamanda bağnazdır da. bağnazdan ayrıldığı nokta, inancını ve yaşam biçimini tebliğ etmesidir yani yaymaya, dayatmaya çalışmasıdır. müdahalecidir, hadsizdir. ramazan ayı'nda su satmayan büfe ya da oruç tutmayana saldırmak vb davranışlar buna örnektir. daha çok din yani inanç ile alakalı bir kavramdır.

    ****
    gericilik: gericilik ise toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan görüştür. muhafazarlık ile en çok karıştırılan kavramlardan biridir. iki kavram da ''yeniliğe ve ilerlemeye kapalılık'' özellikleri nedeniyle karıştırılır. en temel farkları şu;
    gericilikte, geçmişteki sabit bir tarih aralığına bağlıdır insan. bu asla değişmez. o bağlı olunan tarihsel aralığı yaşatma ve diriltme çabasıdır gericilik. mesela selefilerin asr-ı saadet dediği islamın ilk dönemine dönüş arzusu veya anadolu'daki abdülhamit dönemine duyulan hasret buna güzel örneklerdir. bin yıl da geçse, selefiler asr-ı saadet dönemini baz almaktan vazgeçmeyecektir misal.

    ****
    muhafazakarlık: insanın akıl, bilgi ve birikim bakımından sınırlılığına inanan bir tutumdur. bir toplumun tarihsel olarak sahip olduğu aile, gelenek, ideoloji, kültür, din ve devlet gibi değer ve kurumlarını temel alan, radikal değişimleri reddederek ılımlı ve tedrici değişimi savunan bir duruştur. değişimin devrimsel olanına değil, evrimsel olanına inanır. yani yavaş, yüzeysel ve biçimsel olan değişime itirazı yokken; hızlı, derinden ve özsel değişimi şiddetle reddeder. önemli nokta şu; ''muhafaza etme'' kısmı ise, gericilikteki gibi değildir. gericilikte, geçmişteki sabit bir tarih aralığına bağlılık esasken, muhafazakarlıkta bu bağlı kalınan ''an'' süreklideğişebilir. devrimci ve ilerici olan hareketlerin de muhafazakarlaşması mümkündür mesela. bu yüzden troçkistler devrim sonrası sovyetleri ''muhafazakarlaşma'' ile suçlayabilmişlerdir ki haklılar da. zira sovyetlerin devrimi koruma güdüsü ile yediği naneler, ortaya buz gibi bir muhafazakarlık çıkarmıştı. veya kemalist devrimin muhafazakarlaşması buna örnektir. zaten ''tarih'', ''ilerici devrimleri koruma'' adı altında, muhafazakarlığın kitabını yazma sanatı örnekleri ile doludur. * işte tam da bu yüzden ; değişim sürekli ise eğer, devrim de ancak sürekliyken yaşayabilir. kesintiye uğrayan devrimin ismidir muhafazakarlık.

    ****
    dincilik: toplum yaşamının din kurallarına göre biçimlenmesini ister görünen ve dini günlük siyasanın bir aracı olarak kullanan siyasal dinsel akım. siyasal islam buna güzel bir örnektir. laisizmle kavgalıdır. örgütlüdür.

    ****
    dindarlık: bu ise dini bütün yaşam biçimidir. siyasal veya toplumsal (cemaat) alanla arasında bir sınır vardır. dinin gereklerine ve emirlerine uygun yaşamı esas alır. laiklikle ve laiklerle bir sorunu yoktur. takva filmindeki muharrem karakterinin öncesi dindar iken, sonrası dincidir misal. bu filmi de önermiş olalım.

    ****
    tutuculuk: bu ise değişime tamamen kapalı olmaktır. yani ne gericilikteki gibi geriye gidişi arzular, ne de muhafazakarlıktaki gibi evrimsel değişimi arzular. değişimin her türünden ödü bokuna karışır.

    kısacası bu kavramların anlamları ve aralarındaki farklar bunlardır. bu kavramların her biri, benzer veya farklı , çok daha geniş davranış örüntülerine sahiptir tabi ki. bu kadar geniş anlamlara gelebilecek kavramları dar bir çerçeveye koymak değil derdim. ben sadece kavramların sınırları hakkında yazdım.amacım, insanı bağnaz, muhafazakar, dindar, dinci vs yapan şeylerin sınırı nerde başlar, onu anlatmaktır. insanlar gerici olup bağnaz olamayabiliyor veya bağnaz olup yobaz olamayabiliyor. amacım aradaki bu farkları belirginleştirmekti. hata, eksik, yanlış, eklem varsa düzeltmeler yapılır.
5 entry daha