şükela:  tümü | bugün
69 entry daha
  • zamanın kısa tarihi

    genişleyen evren:

    evrenin genişlemekte olduğunun ortaya çıkarılışı, yirminci yüzyılın en büyük düşünsel devrimlerinden biridir. evrenin statik/durağan olduğu inancı o denli güçlü bir inançtı ki, yirminci yüzyıla gelinceye kadar yıkılmadan dayanabilmişti.

    aslında gerçeğin 1915 yılında ortaya çıkmış olması gerekirdi. çünkü einstein'ın bu tarihte ortaya koyduğu genel görelilik kuramından çıkan sonuçlardan biri de, evrenin statik olmadığıydı. ancak dönemin fizikçileri bu sonucu görmezden gelmişlerdi, einstein bile.

    yalnızca bir kişi, rus fizikçi alexander friedmann, genel görelilik kuramının hakkını vermiş ve evrenin genişlemekte olduğu sonucunu çıkarmıştı. friedmann, edwin hubble'ın birkaç yıl sonra gözlemle bulacağı sonucu, bu denklemlerden hareketle bilebilmişti.

    1929 yılında edwin hubble, bir dönüm noktası olan gözlemini gerçekleştirdi: hangi yöne bakarsak bakalım uzak yıldız kümeleri (galaksiler) hızla bizden uzaklaşıyordu; başka bir deyişle evren genişliyordu.

    big bang:

    evren genişliyorsa, bu demekti ki, eskiden evrendeki gök cisimleri birbirine bugün olduklarından daha yakındılar. ve öyle görünüyordu ki, yaklaşık 10 ya da 20 milyar önce tüm gök cisimleri tek bir noktadaydı.

    işte bu düşünce, önceleri teoloji alanına girdiği düşünülen "evrenin başlangıcı" sorusunu en sonunda bilimin alanına soktu.

    hubble 'ın gözlemleri, evrenin sonsuz küçüklükte ve sonsuz yoğunlukta olduğu bir anın varlığını gösteriyordu. günümüzde "büyük patlama" ya da "big bang" denilen bu anda, bilimin bütün kuralları işlemez oluyordu.

    ve zamanın, daha önceki zamanlar tanımlanamayacağı için, büyük patlama ile başlaması gerekiyordu.

    deneysel ve kuramsal tanıtlar dağ gibi üst üste yığıldıkça, konu gitgide açıklık kazandı ve sonunda 1970 de ben ve penrose, evrenin zaman içinde bir başlangıcı olması gerektiğini kanıtladık.

    zamanın oku:

    masadan yere düşüp kırılan bir bardak düşünün. bunu filme çekerseniz, filmin ileri mi yoksa geri mi oynatıldığını kolayca söyleyebilirsiniz. filmi geri oynatacak olursanız, yerdeki parçacıkların bir araya gelip bardağı oluşturduğu ve bardağın masanın üstüne geri zıpladığı görülecektir. bu tür bir olayla hiç karşılaşmadığınız için, filmin geri oynatıldığını hemen söyleyebilirsiniz.

    yerdeki kırık cam parçacıkları neden bir araya gelmez? çünkü böylesi bir olay, termodinamiğin ikinci yasası tarafından yasaklanmıştır. bu yasa, kapalı bir sistemde düzensizliğin yani entropinin her zaman arttığını söyler.

    basitçe açıklarsak, masanın üzerindeki bardak bir yüksek düzen durumu iken yerdeki kırılmış bardak düzensizlik durumudur. ve ikinci yasa uyarınca beklenen şey düzensizliğin artışı olduğundan, masanın üzerindeki bardaktan, kırılmış bardağa geçiş kolayca meydana gelir ama tersi doğru değildir. bardak "geçmişte" masanın üzerinde, fakat "gelecekte" yerde kırılmış halde olmalıdır.

    entropinin bu şekilde zamanla artması, "zaman oku" denen kavramın bir örneğidir. bu ok, zamanın yönünü belirterek, geçmiş ve geleceği ayırır.

    zamanın üç oku vardır: birincisi entropinin arttığı "termodinamik ok", ikincisi zamanın bir şekilde geçtiğini hissettiğimiz, geleceği değil de geçmişi anımsadığımız "psikolojik ok" ve üçüncüsü de evrenin genişlemesiyle ilgili "kozmolojik ok"tur.

    birleşik kuram:

    elimizdeki fizik kuramları "kısmi" kuramlardır. ancak eninde sonunda, bu kısmi kuramların tümünü içeren, tutarlı ve tam bir "birleşik kuram" bulunması umulmakta. einstein son yıllarını böylesi bir kuram aramakla geçirmişti, ama daha zamanı gelmemişti.

    günün birinde böylesi bir kuram bulursak, bu, yalnızca birkaç bilimci tarafından değil, herkes tarafından anlaşılır olmalı. işte o zaman hepimiz, "neden varız?" sorusunu tartışabileceğiz. hele bunu yanıtlayabilirsek, insan aklının en yüce zaferi olacak.

    (stephen w. hawking, "zamanın kısa tarihi")

    dc2l
13 entry daha

hesabın var mı? giriş yap