şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • norbert elias'ın 1989'da yayımlanan ''almanlar: on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda habitusun gelişimi ve iktidar mücadeleleri'' (the germans: power struggles and the development of habitus in the nineteenth and twentieth centuries) çerçevesinde işlevsel kıldığı habitus kavramı özcü olmayan bir biçimde kullanılmıştır.

    elias habitus kavramı vasıtasıyla ''somutlaşmış sosyal öğrenme'' (embodied social learning) süreçleri ile bir tür ''ikinci doğa''ya ya da mizaca (second nature) referans vermektedir. özellikle kavramın ''somutlaşmış sosyal öğrenme'' boyutundan sezebileceğimiz üzere, norbert elias'ın kavramı bir sürece, dolayısıyla dinamik karakterli bir sosyal yapı-davranış-karakter kombinasyonuna atıfta bulunmak için kullanmış olmasıdır. elias'ın statik analizin tuzaklarından kurtulmak için araçsallaştırmaya çalıştığı habitus kavramı paradoksal bir biçimde böylesi bir analize uygun şartları yeniden üretebilecek makro bir düzeyde kullanılmıştır: elias bize ''alman ulusal habitusu''ndan bahseder. burada kavram, anlaşılacağı üzere, fazlasıyla statik bir kavram olan o bildik ''ulusal karakter''in ikamesi olarak düşünülmüştür. elias'ın deyimiyle ''ulusların kaderi yüzyıllardır o ulusun üyelerinin habitusları içinde tortusallaşmıştır''ve dolayısıyla bireylerin habitusları ile birlikte uluslarınki de değişir.

    norbert elias'a göre ''bir halkın ulusal habitusu biolojik olarak verili ve değişmez değildir. ulusların habitusu maruz kaldıkları devlet-formasyonunun ortaya çıkış süreci ile çok yakından ilişkilidir. kabileler ve devletler gibi, ulusların habitusları da zamanla değişir ve gelişir. irksal ortaklıklara rağmen ulusal habituslar önemli farklılıklara yol açmaktadır''. norbert elias için ulusal habitusu anlamak için kritik olan süreç devlet-formasyonunun oluşum sürecidir. burada vurgulanması gereken nokta elias'ın habitus kavramıyla yakalamaya çalıştığı ilişkisellik mantığıdır. ulusal habitus, öyle anlaşılmaktadır ki, hem devlet-formasyonu tarafından biçimlendirilmekte hem de bir biçimde ve etkisi sınırlı olmak kaydıyla devlet formasyonun şekillenişi üzerinde etkili olmaktadır. bu karşılıklı etkileşim mantığı yapısalcı ve öznelci yaklaşımlara bir alternatif oluşturmak niyetiyle kurgulanmış gibi gözükmektedir. bu yönüyle habitus kavramsallaştırmasının elias'taki kullanımının elias düşüncesindeki temel temalara uygun olduğu da söylenebilir. zira elias için uygarlık henüz tamamlanmamış bir süreçtir ve uygarlığın alamet-i farikaları olan utanma ve sıkılma sınırları, temizlik pratikleri, özdenetim mekanizmalarının işlevselleşmesi gibi unsurlar, açıktır ki, bir ''somutlaşmış sosyal öğrenme'' süreci ile birlikte vücuda gelirler.

    ''yapı ve özne''nin arasında bulunan bir belirsizlik mıntıkası gibi duran elias'ın ulusal habitus kavramsallaştırması bana e.p.thompson 'cu çağrışımlara sahipmiş gibi de geliyor. thompson da deneyim ve etkileşim vurgusuyla, toplumsal aktörlerin algılama biçimlerine özel bir önem vermektedir ve bu açıdan da elias'ın çabaları ile de yakınlaşmaktadır. şimdi ulusal habitus üstüne düşünmemizin neden önemli olabileceğini sözlükten birtakım entryler ile örneklemek isterdim ama gerek yok. yani herhalde....
31 entry daha