şükela:  tümü | bugün
  • avrupa ligi grup maçlarının son haftasındaki en kritik maçtı. 2-2 berabere bitmesiyle molde gruplardan çıkmayı başardı.

    iki takım da 4-2-3-1 gibi başladı; rapid wien'e mutlak galibiyet gereken, molde'ye ise beraberliğin yeteceği bir maç olduğu için rapid saldıran, molde fırsat kollayan taraftı. bu yüzden doğal olarak kalabalık hücum etmek isteyen bir rapid, alan kovalayan bir molde izledik. ancak 11. dakikada molde, kalecinin serbest vuruşu kendi sahasından ileriye uzun gönderdiği bir pozisyonda seken topu, rakip sahada kalabalık olmanın verdiği üstünlükle kaptı ve içeri girmeyi başarıp golü buldu.

    golden sonra iki takım da değişime gitti:

    rapid wien sağ bek filip stojkovic'i sağ stopere çekip, sağa çeken (yani stojkovic'in zaman zaman sağ beke destek olması için) asimetrik bir 3-4-2-1'e döndü. sol açıktaki kelvin arase'yi zaman zaman kenarda tutup (top soldayken) , zaman zaman içeriye yönlendirip (forvet arkasındaki christian knasmüller'in yanına) topla merkezde buluşmalarını istese de molde'nin yerleşik savunmasına karşı birebirde üstünlük kuramadılar. bir süre sonra bu durum, forvet arkası ikilisinin halfspace'lere sızma koşuları yapıp molde'nin savunmasını geriye gömüp, kanatları da iyice öne attıktan sonra komutayı göbekteki ritzmaier - grahovac ikilisine vermeye döndü. bu andan itibaren oyun üstünlüğünü tamamen ele aldılar.

    molde ise attığı golden sonra magnus wolff eikrem'i daha öne atıp 4-4-2'ye dönmek istedi, yine fırsat kollayan takım, kaptığı her topta, rapid'in sağa çalan düzeninden faydalanmak adına, zaman zaman gezerek oynayan forvet leke james'i, zaman zaman sağ kanat eirik hestad'ı rapid'in geniş alanda oynamak zorunda kalan sol stoperi mateo barac'la birebir bırakmak üzerine bir kontra planına geçti. savunmada ise; bekleri iyice daraltarak ceza sahasını 4'leyip (rapid'in forvet arkasını ikilemesinin de etkisiyle), rapid'in öne çıkan kanatlarını ise kendi kanat-forvetleriyle savunmaya geçti.

    rapid oyun üstünlüğünü iyice ele aldığı 35-45 arası baskısını arttırdı ve molde'nin kanat-bek arasındaki bölgeyi sürekli koşularla dolduran rapid kanatları, sürekli pozisyon yaratma tehlikesi oldular. bu yüzden ikinci forvet gibi konumlanan wolff eikrem'in, arkadaşlarının orta blokta boş bıraktığı alanları doldurmaya çalışmak için sürekli geri koşmak zorunda kalmasının da etkisiyle ambale oldu, bir süre sonra bölge hakimiyetini kaybetti. nitekim rapid golü böyle bir anda buldu; ilk yarı bitimine yakın buldular, molde'nin sol kanat-bek arasında topla buluşan sağ kanat schick, iyice ceza sahasına gömülen molde savunmasının önünde-ceza yayında bomboş bekleyen (eikrem'in ilerde kaldığı) marcel ritzmaier'i gördü, o da güzel bir plaseyle 1-1 yaptı durumu.

    ikinci yarının daha 20. saniyesinde molde, santradan aldığı topu uzun oynadı, hızlıca kalabalıklaştıkları rakip sahada seken topu kaparak şok bir gol buldular ve 2-1 öne geçtiler. zaten savunma çizgisini iyice öne çeken rapid'in savunma kenar/arkasına hızlıca sızmayı deneyen molde, golden sonra iyice öne çıkan rakibi karşısında bu fırsatları daha kolay bulmaya başladı ve uzun toptan sekenler içinde kazanmayı başardığı her ikinci topta hızlıca rapid'in ceza sahası civarına indiler.

    rapid ise, gol yemeyi asla ummadığı ikinci yarıya kelvin arase'nin yerine yusuf demir, knasmüller'in yerine ise taxiarchis fountas'la başlamıştı. böylece forvet arkasını tamamen yenileyen takım, kalabalık savunmaya karşı topla buluşma konusunda çok daha maharetli olan bu ikiliyle merkezden daha aktif bir oyun çıkardı. tabii bu topla buluşmalarda, erkenden 2-1 öne geçince yine gömülmeye başlayan molde'nin orta sahasının da payı vardı. başta fountas olmak üzere rapid ciddi pozisyonlardan yararlanamadıkça direnci artan molde, rapid'i ileri-geri sürekli yoran kontra tehditleriyle yavaş yavaş hücum gücünü emmeyi başardı. son dönemeçte içeriye orta/uzun top harici girmeyi neredeyse hiç başaramayan rapid, 2-2'yi bulan golünü sonradan oyuna giren oyun kurucu melih ibrahimoğlu'nun uzaktan çektiği şutun defansta çarpıp içeri şandellenmesiyle bulabildi.

    başta dediğim gibi, avrupa ligi gruplarının en kritik maçıydı, o yüzden özellikle izlemek istedim. tahmin ettiğim gibi keyifli bir maç oldu, özellikle iki hoca dietmar kühbauer ve erling moe satranç oynadı resmen. uzun lafın kısası; bu maçta iki hocanın da yaptığı taktik değişimlerin, görev dağılımlarının hiçbirini türkiye ligi'nde izleyemeyiz/izleyemiyoruz.
2 entry daha

hesabın var mı? giriş yap