şükela:  tümü | bugün
762 entry daha
  • bu sezon izlediğim iki işten biri idi. çok önceden istikrarlı gidişatını bozmazsa yürür bu dizi diye bir entry girmiştim, o zamanlar dizinin 7.bölümü falan yayınlanıyordu. nasıl nazar değdirdiysem 1 bölüm sonra senarist değişikliği oldu. dürüst olmam gerekirse yeni senariste hiç önyargılı yaklaşmamıştım çünkü daha önceden senaristliğini yaptığı “arkadaşlar iyidir” dizisi hafiften life is strange esintileri taşımasıyla hoşuma gitmişti. dedim bu işe de farklı bir hava katabilir. ulan maşallah dediğim üç gün yaşamadı lan. ilk senaristin yazdığı zamanlarda dizinin ana konusu dicle’nin babasına ve sektöre kendini kanıtlarken geçeceği yollar üzerine kurulu iken yeni senarist ile birlikte dicle-kıraç ilişkisinin tıkanması çok kötü oldu. ilk izlediğimde bu ikilide bir nihale görmüştüm. sadece dram yönlü bir şeyden bahsetmiyorum.
    baba-kız ilişkisinden baya taht savaşları, çatışmaları yaratılabilirdi. bakıldığında bunun için çok sağlam bir zemin var.

    evliliğini bile gizliden gizliye ona sağlayacağı finansal avantajlar için devam ettiren, kurtlar sofrasının bir numaralı kurdu kıraç gibi bir adam var önünde. yelpaze geniş yani. dicle de kimliği tam olarak oturmamış genç bir kız. karakteri dallanıp budaklandırmaya çok müsait.

    dizi 7.bölümden sonra çok daha iyi bir ivme kazanabilirdi aslında, ama kader işte.

    dicle mesela. kız zaten aşırı seksi arzu nesnesi bir kız profiline uymuyor görünüş olarak. allayıp pullamak yerine az makyaj, hafif yırtık zincirli bir pantolon, hoş bir oduncu gömleği ile kıza biraz cabbar biraz karizmatik bir hava verecektiniz.

    dicle’nin hem ruhen hem bedenen nasıl etkilendiğini görecektik. içinde olduğu bu acımasız sektörün onu nasıl değiştirdiğine şahit olacaktık. oradan oraya savrulan bir kızdan ziyade ağırlığını koyabilen, çabuk güvenmemeyi öğrenen bir kız haline gelecekti. ajanstaki yerini sağlamlaştıracaktı. öyle şimdiki gibi ota boka kovulmayacaktı yani.

    en önemlisi babasına “dişli bir rakip” olacak kadar güçlendiğini görecektik.

    ikisi arasında karşılıklı aşık atmalar, oyuncu kaçırmalar, senaryo çalmalar olacaktı. kıraç zaman zaman dicle’yi yıldırma politikalarına girişecekti. elini güçlendiremesin diye harcamalarına kota getirecekti mesela. veya asistanlar arası rötasyon yaptırarak dicle ve feris’i ayırıp güçlerini bölmeye çalışacaktı. yapımcıları, sektörü dicle ve feris’e karşı dolduracak, onlara gelen işleri baltalayıp kendisi için bir fırsata dönüştürmeye çalışacaktı. dicle ise beren’in menajerinin asistanı olmaktan istifade ederek kıraç’ın evine gidip gelecek, gizlice dosyalarını karıştıracak hatta sözleşme bilgilerini paylaşıp oyuncularının ona olan güvenini sarsacak, onları kendi bünyesine katmaya çalışacaktı.

    dicle asistanlar arasında çok hızlı bir şekilde yükselecekti. bir asistan olarak dicle’nin her türlü hamallığı ve ekstra birçok işi yaptığını, patronundan daha fazla çalıştığını hatta feris’e oyuncular konusunda hep nokta atışı fikirler verdiğini hesaba katarsak kısa zamanda (feris haricinde) diğer menajerlere ve kıraç’ın koltuğuna rakip olması kaçınılmaz olurdu.

    tabi bazen de yalpalayacaktı, zaman zaman hırsına yenik düşüp hatalar yapacaktı. acımasız bir sektörde ayakta kalmak için acımasız olmak gerekir. sürekli çatışma halinde olmak onu yoracaktı. o noktada da barış devreye girecekti, bazen dönüştüğü bu şey yüzünden dicle’ye kızacaktı bazen de ona telkinlerde bulunacaktı.

    barış çok çalışarak ajansın en yıldız oyuncularından biri haline gelecekti. çok aranılan, ajansa çok yüksek para getiren bir oyuncu, üstelik dicle’nin oyuncusu...

    olay örgüsünü çeşitlendirmek için ayriyeten kıraç’ın iki kızı beren ile dicle’yi barış için mücadeleye sokardınız. ama beren’e öyle çocuksu entrikalar yaptırmaktan bahsetmiyorum. barış’ı kazanma yolunda dicle’ye çok dişli bir rakip olacaktı. öyle ki yaptığı entrikalar bir anda fos çıkıp ortalığa dağılmayacaktı. saman altından su yürütecekti ki dikkat çekmeyecekti, ara sıra babasına ajanlık yapacaktı. mesela barış ile dicle’nin arasını açarak dicle’yi duygusal anlamda çökertmeye çalışacaktı, bir yandan da barış’tan hoşlandığı için onu elde etmeye çalışacaktı.

    konuk oyuncuların, diğer menajer ve asistanların olay örgüsüne ekstra kafa patlatmaya gerek bile yok. orjinalinde ne varsa onu koyacaktınız. zaten orijinal diziden çok daha renkli, canlı bir atmosferi vardı bizim versiyonun. biz sadece uyarladığımız şeye biraz daha aksiyon kayacaktık. oyuncularımız da iyi iş çıkarıyorlardı. burada tek falso senaryo gibi görünüyor. maalesef...
351 entry daha