şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • iki türü var: yasal korsanlık ve yasadışı korsanlık.

    yasadışı olanında (ki ingilizce karşılığı piracy) herhangi bir izin yok, bulduğuna çakıyor ve ganimeti hüpletiyorsun. esasında bu yapılan iş deniz haydutluğu ki holywood'un pompaladığı korsanlar tam olarak bu haydutlar. halbuki tarihsel olarak bakıldığında bu tür izinsiz, yasadışı korsanlar azınlıktalar. yani jack sparrow tipi korsanlık istisna iken barbaros hayrettin, turgut reis, kılıç ali paşa türü yasal korsanlıklar kural.

    yasal korsanlar ise aslında korsanlıktan ziyade deniz akıncılığı (guerre de course, corsair) yapıyorlar. gemim/kadırgam şudur, şu kadar tayfayla, şu bölgede, şu sürede, şu milletlere karşı akında bulunacağım (gerçi yeri geldiğinde müslümanlar müslümanlara, hıristiyanlar hıristiyanlara saldırmaktan geri durmamış), gelip geçeni yağmalayacağım diye gidiyor devletten/kraldan/padişahtan izin belgeni/korsanlık beratını (la patente de courso, lettre de course, lettre de marque) alıyorsun. böylece korsanlıktan elde ettiğin ganimetin belli bir yüzdesini (ör. osmanlı'da 1/5'ini) sana izin verenle paylaşıyor ve karşılığında da onun limanını kullanıp, lojistik ikmalini falan sağlıyorsun. zaten izinsiz korsanlığı istina yapan da bu lojistik imkânlar. çünkü yiyecek içecek için mutlaka ikmal yapmak zorundasın, saldırıdan hemen sonra sıvışıp güvenli bir limana sığınmalısın. hele ki bir de hava kötüyse, fırtınalıysa ve etrafta ayak basacağın tek bir kara parçası yoksa geçmiş olsun!

    bütün bu nedenlerle izinli ve yasal korsanlık en güzeli. hatta bu tür korsanlık o kadar olağan sayılmış ki ticaret gemilerinde taşınan yüklere ilişkin bir tür sigorta sözleşmesi sayılacak commendalarda korsanlık, yükümlünün (tractator), müşteriye (commendator) karşı yükümlülüğü kaldıran bir neden olarak belirtilmiş. nitekim 12 ila 16. yüzyıl, akdeniz coğrafyasında korsanlık ekonomisinin tavan yaptığı dönemler. cenevizler, bizanslar, osmanlılar, franklar, katalanlar, pisalılar, maltalılar, berberiler, memlükler, venedikliler korsanlık konusunda adeta birbiriyle yarışmış. bugün nasıl benzin istasyonları karayollarında sıralanmışsa, denizyollarında da ana ticaret rotalarında avlarını beklemiş korsanlar. mesela türkiye civarında en ünlü korsan yatakları finike, kıbrıs, midilli, rodos gibi merkezi rotaların hemen yakınındaki yerler.

    dahası, izinli korsanlıkta hem yağmalayanlar (yani korsanlar) memnun hem de yardım ve yataklık edenler (yani devletler). üstelik devletler, izinli korsanlar sayesinde daimi bir donanma beslemek gibi masraflı bir işten de kurtulduklarından daha bile kârlılar. savaş mı olacak, hemen topla korsanları olsun bitsin. bazıları donanma komutanlığına kadar yükselen ünlü osmanlı korsanları barbaros hayrettin'i, turgut reis'i, kılıç ali'yi, kemal reis'i bugün korsan olarak değil de muzaffer kaptan-ı deryâ ya da mücahid levendler olarak tanımlamak biraz ironik. ayrıca bu durum, devlet işini mafyaya gördürmek gibi görünmekle birlikte aslında tam tersi bir şekilde, yani işi ehline vermek şeklinde de yorumlanabilir. çünkü örneğin osmanlı donanmasının en büyük hezimetlerinden olan 1571 inebahtı deniz savaşı'nda osmanlı kuvvetlerine komutanlık eden kişi denizcilikle pek alâkası olmayan yeniçeri ağası müezzinzade ali paşa. peki bu yenilgiden ders alan osmanlı, ali paşa'dan sonra kimi komutan yaptı? bingo! korsanlık tecrübesi arş-ı âlaya erişen giovanni dionigi galeni'yi ya da bilinen adıyla kılıç âli paşa'yı. nitekim kendisi milim milim tanıdığı akdeniz'de rüzgar gibi esmiş, tunus'u alıp italya ve sicilya kıyılarında göz açtırmayan bir komutan olmuş. 87 yaşında bir cariyenin kolunda can veren eskinin kulağı kesik korsanlarından giovanni reis'in ruhuna el fatiha ya da belki pater noster*