şükela:  tümü | bugün
167 entry daha
  • yıllar yılı fuhuş sektörü varken, hatta bu sektör çok ilerleyip artık premium plus full ultra hizmet verdiğinden (ya neler varmış hiç haberimiz yok biz daha uyuyalım peh) bu müesseseye bir mana veremiyordum. çünkü bana göre zengin bir erkek bile bile keriz yerine konmak yerine, eğer muzır faaliyetlerde de gözü varsa, bu işi pekala yine parasıyla ama bu sefer mertçe, özü sözü bir bir vaziyette halledebilirdi.

    lakin bir gün dostoyevski okudum ve bütün fikirlerim değişti. dostoyevski karıya kıza para yediren bir insan değildi yanlış anlaşılmasın, onun zaafı daha çok ruleteydi. dostoyevski okumak bana insan üzerine düşünmek merakı kattı dostlarım. ve ben de ilk iş olarak senelerdir aklımı kurcalayan bu soruya verdim kendimi.

    dostoyevski okuduktan sonra fark ettiğim ilk şey (freud'un da katkıları var tabii) benim karıya kıza para yedirenleri boklarken aslında belki de benim de karıya kıza para yedirmek istiyor oldugumdu. fakat maalesef benim param bir kıza 1.5 ciğer, 1 hadi bilemedin 2 ayran ısmarladıktan sonra bitmese bile kızı minibüsle eve bırakmaya anca yeterdi. hatta minibüsü de ikimizin evine yakın, hadi bilemedin kızın evine yakın benimkine de yurunebilir mesafede olan bir hattan seçmek gibi ince dokunuşlar da yapamam gerekirdi. ekonomik durumumu size daha fazla açacak değilim.....

    bu gerçeği kabul ettikten sonra düşüncelerimde daha liberal olmaya başladım. belki de bu erkek türünün genel bir zaafiyetiydi. peki bunun sebebi neydi, hangi ilkel duygular erkekleri böyle şeylere itiyordu???

    insan rasyonel bir varlık değildir dostlarım. akıllı kararlar vermez. akıllı olabilir ama akıllı kararlar vermez: nükleer bomba yapabilecek kadar zeki ama bunların kodlarını da sarı kafa trump gibilere verebilecek kadar salak bir varlıktır insan. ve bunun dünya barışı için iyi olacağına inanmak isteyecek kadar mal.

    yani aslında olmayacağını biliyor ama yine de olsun istiyor. dayaklık bir mal. şimdi sizi 1964 küba krizine kadar neden götürdüm??? şunun için:

    bir erkek, artık kendini kime kanıtlayacaksa, tahakküm kurmak ister. tahakkümü fiziksel olarak algılayıp beni linç ettirmeye çalışacaklar gelmeden söyleyeyim bunun onunla bir alakası yok. tahakküm derken kastım kadının kendi isteği ile, hiçbir etki altında kalmadan, sırf erkegimizin errrkekliginden etkilenerek erkegimizle yek vücut olması, erkeğinin kollarına kendini bırakması, kendinden geçmesi, oh bebek... ya da en azından erkeğin öyle sanması. veya sanmak istemesi. kilit nokta bu. küba kriziyle de böyle bağlantı kurarlar işte.......

    bu ihtiyacın aslında elle tutulur hiçbir yanı yoktur. bilinç düzeyinde bunu isteyecek bir insan zaten bilinç düzeyinde değildir de yine de söyleyeyim: bunun ne sana ne insanlığa hiçbir faydası yoktur. bunun alakası tamamen duygu durumu ile ilgilidir.

    işte foyamizi ortaya çıkaran şey tam da burada devreye giriyor: salak salak bilinçaltı düşünceleri, hormonlar, ilkel güdüler bizi farkında olmadan böyle şeyler yapmaya itiyor, bununla başa cikamayanimiz ise kadın düşkünü oluyor.

    erkek aslında gold digger'ın gold digger olduğunun gayet farkında. ama o bir yalana tutunuyor, farkında olsun olmasın, erkekliğini kendine kanıtlıyor. pavyon ortamını gördünüz mü hiç? pavyon anadolu insanının gold digger ihtiyaçlarını gecelik ve uygun bütçeli karşılayan mekanlardır. bir kıza birkaç ay para yedirecek kadar parası olmayan kanaatkar anadolu insanı güdülerini buralarda tatmin eder. bu arada pavyondaki kadınla sevismek zordur, yani en azından dayılar için. pavyondaki kadına içki ismarlarsin, o sana hihihi nurettin ck ttlisn yapar, sarilirsin, eğer dayiysan karını sarmadigin gibi sararsin, belki de çok çok bir iki çatal görüp bacak oksarsin. bu arada ben bunları yapmadım, pavyon ile şaka yollu bile aynı ortamda anılmak istemezdim ama şerefsiz arkadaşım fırat, emrivaki fırat, haşarı fırat... beni oldu bittiye getirip pavyona götüren it fırat...

    orada fark ettiğim şey şu oldu: o dayılar errrrkek hissetmek için bu kadınlara para yediriyor; gecenin sonunda ablayı kendi rızası ile yatağa atmak istiyordu. çünkü her ortalama erkek hayatında bir kere bir orospu ile parasız sevisme hayalini kurmuştur.

    "kadınla öyle bir sevişiyorum ki aslanım diyor senden para almam artık her gün gel diyor arkadaşım var onu da çağ"

    sus allahin belası, senin ne iğrenç bir bilinçaltın varmış öyle. neyse efendim, gold diggerlik da bunun aynısı değil mi? aşırı güzel kızlar seninle sana aşık olmuş gibi, erkekliginden etkilenmiş gibi takılıp paranı yiyorlar, ama sen ona hediye alıyorsun sanıyorsun. senin derdin güzel kız olsa o paralara çok daha güzel kızlara erişirdin, lakin senin derdin farklı. sen arzulanmak istiyorsun, fakat aslında arzulanmadigini da biliyorsun, yine de ablaların 5 yıllık kalkınma planına katkıda bulunuyorsun. soruyorum sana, bunun neyi rasyonellik?

    peki, can alıcı soruya geliyoruz dostlarım: peki eğer turumuzun kararlarını böyle bilinç dışı süreçler, hormonlar, efendime söyleyeyim güdüler belirliyorsa burada özgür iradeden söz edilebilir mi? eylemlerimizde ne kadar özgürüz???? ıçinize şüphe tohumları ekip gidiyorum.*
1 entry daha