şükela:  tümü | bugün
295 entry daha
  • her şeyi içeri taşıdık. oturup bir bira kaptım. tek kravatlı insan bendim. tek düğün hediyesi getiren de. aristo'nun çiğnediği bacakla duvarın arasına sakladım hediyeyi.

    "charles bukowski..."

    ayağa kalktım.

    "ah, charles bukowski!"

    "hı, hıı."

    sonra:

    "bu marty."

    "merhaba marty."

    "ve bu elsie."

    "merhaba elsie."

    "siz gerçekten," diye sordu, "sarhoş olunca eşyaları ve camları kırıp ellerinizi parçalar mısınız?"

    "hı, hıı."

    "bu işler için biraz yaşlısınız."

    "bak elsie, kafamı bozma benim…"

    "ve bu tina."

    "merhaba tina."

    oturdum.

    adlar! ilk karımla iki buçuk yıldır evliydik, bir gece misafirlerim gelmişti. karıma: "bu yarım-kıç louie, bu marie, saksofon kraliçesi, bu topal nick," demiştim. sonra gelenlere dönüp, "bu karım… bu karım… bu …" deyip durmuştum. sonunda karıma dönüp sormuştum: "neydi senin adın allahaşkına?"

    "barbara."

    "bu barbara," dediydim onlara.

    zen üstadı henüz gelmemişti. oturup bira içmeyi sürdürdüm.

    birtakım başka insanlar gelmişti. merdivenlerden çıkıp duruyorlardı. hollis'in akrabaları. roy'un bir ailesi yoktu anlaşılan. zavallı roy. ömründe bir tek gün çalışmamıştır. bir bira daha aldım.

    merdivenlerden yukarı çıkıyorlardı: sahtekârlar, düzenbazlar, sakatlar, değişik aldatmaca alanlarında çalışan pazarlamacılar. aile fertleri ve dostlar. düzinelerle. düğün hediyesi yok, kravat yok.

    biraz daha çekildim köşeme.
23 entry daha