şükela:  tümü | bugün
279 entry daha
  • üniversitelerin açılmasını isteme sebebini sadece sekse indirgemek ne kadar komik. bir süredir ara ara bu başlığa bakıyorum ve yazılanları okuyup sinirleniyorum. okullarımızın açılmasını istemekte o kadar haklı sebeplerimiz var ki.

    istediği bölüme girmek için herkes en az bir yıl canını dişine takıp çalıştı. çöp gibi bir sene geçirdi. şimdi ulaşmak için çabaladığımız güzel günleri yaşamamız gerekirken ekrana bakıyoruz.

    herkes normal hayatlarına devam ederken biz evde durmakla meşgulüz. işe gidenler işine gidiyor. otobüsler dolup taşıyor. buralarda corona virüs yayılmıyor tabii o yüzden sıkıntı yok.

    evde ders dinlemek bir meşguliyet olarak sayılmıyor ailelerimiz için. sürekli şikayet ediyorlar. yok ben evde tüm gün dursaydım evi pırıl pırıl yapardım ama sen hiçbir şey yapmıyorsun vesaire. ki yine birçok ev işini yapıyorum. sadece daha çoğu bekleniyor. neredeyse tüm kız arkadaşlarım da bu konuda benimle aynı sorunları yaşıyor.

    online eğitimde çok büyük haksızlıklar var. beş altı kişi discord'da toplanıp bir kişinin sınavını yapıyor. çocuk hiçbir şey yapmadan anatomi'den yüz aldı. biz o dersi geçmek için ne kadar çalışmıştık hatırlıyorum ve üzülüyorum. çoğu kişi derslere bile girmiyor. sınavdaki soruları google'da kopyala yapıştır aratıyor sadece bunu yaparak geçer nottan yüksek alabiliyorsun zaten. gerçekten çalışmak hiçbir anlam ifade etmiyor.

    ailesinin yanında okumayan öğrencilerin farklı bir şehirde farklı hayatları vardı. sevgilim, arkadaşlarım, yurdum, bir nebze özgür olabildiğim sevdiğim bir hayatım vardı. bunların hepsi gitti. türkiye'deki ailelerin çocuklarını kısıtlamadıkları çok özgür bir hayat sunduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. paranı ben veriyorum o yüzden ne yapacağına karışmaya hakkım var gözüyle bakıyorlar. bunun üzerine geriye benim laf edebileceğim pek bir şey kalmıyor. canım istediği zaman dışarı çıkabilmeyi, arkadaşımla konsere gitmeyi, sevgilimle sokakta okulda yürüyüp konuşmayı özlüyorum. bu kadar basit şeyler bile aslında çok değerliymiş.

    üniversite okuduğum şehre kar yağdığı haberi önüme düşüyor üzülüyorum. hayatı kaçırıyoruz. yirmi bir yaşına girdim bu sene. yirmi yaşından ne anladın diye soracak olursan cevabı koca bir hiç. psikolojim ara ara gidip geliyor. geçen haftalarda artık tek kurtuluşun bir an önce çalışma hayatına başlamak olduğunu düşünüyordum. çünkü para kazanıyorlar, istediklerini yapabiliyorlar. virüs onların hayatlarını etkilemiyor. yurtdışı, yüksek lisans, akademisyen olma hayallerini direkt çöpe atıp bir an önce kpss'ye girip atanmak istiyordum. böyle bir hale geldik artık. konu okulların açılmasına gelince öğrencilikle alakası olmayan herkes, açılır açılır da şimdi onun zamanı değil, hastalık var, insanlar ölüyor minvalinde laflar ediyor. üniversitelerin açılmasının virüsün yayılmasına bu kadar çok etki etmesi gerçekçi mi? normalleşme olacak deniliyor hop kafeleri aç haftasonu yasaklarını kaldır. karantina olacak hop kafeleri kapat iki günlük sokağa çıkma yasağı getir. kimsenin yaklaşık bir senedir kapalı olan üniversiteler aklına gelmiyor bile.

    görünen o ki bu böyle devam edecek. bahar dönemini geçtim güz dönemi için bile umutlu değilim. artık hiçbir şey için umutlu değilim. finallerime çalışıyorum. biliyorum ki hiç çalışmayan ders dinlemeyen insanlar da benimle aynı notu alacak, alsınlar. bir anlam ifade etmiyor. ben kendime karşı olan sorumluluklarımı yerine getirmeye devam edeceğim. devam etmeye çalışacağım.
68 entry daha