şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • celadet ali bedirxan ın bugün için değerlendirilmesi gereken en önemli yönü ve de eseri kürtçe için oluşturup bıraktığı latin alfabesidir. bir dil için yazılan alfabenin hangisi olduğunun çok da hayati olmadığını düşünmekteyim. çünkü dilin asıl öğesi dil organının kendisidir. dil, dilin etrafında şekillenir ona göre evrilir ve onun doğallığına uygun şekilde toplumdan topluma farklı şekillenir. bundan sonra kullandığınız şekil ve ifadeler bir amaçtan öte araçtır. yani arap, latin, kiril, yunan alfabesi kullanıldığı diller açısından birer araçtan öteye gitmemekte. alfabeyi asıl önemli kılan nokta kullanıldığı dili sınırlayıp kimi doğal evrilmeler sonucunda oluşmuş farklılıkları sınırlamamasıdır. eğer bir dilde 30 ses varken, bunlar yazı diline 28 harf ile aktarılıyorsa haliyle dil zamanla kimi seslerdeki aşağı, ya da yukarı evrilme yoluyla bu sesleri kaybedecektir. örneğin konuşma dilinde var olan (kh) harfine yazılı dilde yer verilmemişse, zamanla hem yazı hem de konuşma dilinde bu ses kaybolacak ve yerini yakınındaki seslere bırakacaktır. örneğin hı için konuşursak; kelimelerdeki hı sesi k veya çoğunlukla h’ye çekilerek(shift) dildeki varlığını yitirecektir(türkçe de olduğu gibi). kısaca yazı dili, konuşma dili kadar esnek olmadığı için alfabedeki sesler iyi seçilmemişse dil yanlış bir şekillenmeye doğru yol alabilir. farklı dillerdeki kelime geçişlerinin eskisi kadar esnek olmamasının altında yatan neden kelime geçişlerinin artık sözlü olarak dilden dile değil yazılı olarak geçmesidir. [(bkz: carolus magnus/@cyrus the virus)]
    celadet bedirxan’ın bıraktığı latin alfabesi genel olarak kürtçe için yeterlidir denilebilir. kürtler’in çoğunun bugün öğrenimine, başka dilde de olsa, ilk olarak latin alfabesi ile başladığı düşünüldüğünde, ileriki zamanlarda bu alfabeye geçiş daha kolay olacaktır. zaten bu alfabenin genel olarak benimsenmesi, alfabenin kullanımı açısından genel bir eksiklik olmadığını gösteriyor.

    ama yine de bu alfabede göz önüne alınması gerektiğini düşündüğüm, eksiklik olarak nitelenebilecek birkaç nokta olduğunu düşünmekteyim. şöyleki;

    x: azerice de olduğu gibi kürtçe deki (kh) harfinin yanında, bir de ğ harfini de karşılamakta. örneğin; xem ile xêr yazı diline aynı şekilde aktarılmakta. oysa ki bunların farklı ses olduğunu şöyle de anlayabiliriz ki, bu sesin olmadığı türkçe de her iki seside içeren kökten gelen kelimeler mevcut. kürtçe ve farsça daki xem kelimesi türkçe ye gam olarak geçmiştir yani x(ğ)->g’ye evrilmiştir. oysa xayr(khayr) kelimesi arapçadan kürtçe ye xêr arapçadan türkçeye hayır olarak geçmiş ve xêr deki x harfi türkçe de h’ye evrilmiştir. bunun nedeni ilk kelimedeki(xem) x harfinin aslında ğ ikincisindekinin(xêr) ise hı(kh) olması. konuşma dilindeki bu farklılık bu haliyle yazı diline yansıtılamamakta. yani kürtçe de konuşma dilinde nadirde olsa var olan ğ ve hı(kh) sesi aynı harf x ile karşılanmakta. aslında bu sesler birbirine çok yakın sesler olduğundan kimi yerde hı olarak duyduğunuz sesi diğer yörede ğ olarak duymanız mümkün, ya da tersi de olabilir. ama yine de, zamanla muhtemelen ğ harfleri kh harfine evrilerek tek ses haline getirilecektir. ki bu doğal bir süreç sonucu olmadığı için pek istenen bir durum değildir[doğal süreç sonucu olanı ve aynı aileden farklı dillerin oluşmasına temel nedenlerden olan durum için lautverschiebung yada sound change]. çözümü de hı harfini karşılayan harfin x kalması koşuluyla, ğ yi karşılayan bir harf ya da mevcut harfin üstüne işaret koymak olabilir.

    bir diğer konu ise latince nin batı dillerine yaptığı etkiye benzer olarak arapça’nın bir diğer doğu dili olan kürtçe(ve de türkçe ye olduğu gibi) ye etkisi sonucu kürtçe’de var olan sesler. bu seslerin en önemlisi ayn harfinin farklı üç versiyonu olan ve boğazdan çıkarılan e’(türkçe de a’ya daha yakın bir ses olan e’nin boğazdan çıkanı), u’ ve de i’ harfleri. bu üç harfin de celadet ali bedirxan ın oluşturduğu latin alfabesinde karşılığı yok. fakat özellikle isimlerde, ki arapçadan geçmişlerdir, bu üç harf kürtçe de çok sık kullanılmakta. üstelik bu üç harfin karşılığının olmaması zaman zaman kimi yörelerde karışıklığa da neden olabilir. örneğin kimi yerlerde “î’s”, türkçe’deki isa nın karşılığı olan bir erkek ismi iken, “îs” türkçe’ye islim olarak geçen bir hatun kişi ismi, ama şu haliyle aynı yazılmakta. veya “e’w” türkçe’de kimliğe abdullah olarak “geçirttirilen” bir isim iken, “ew” “o” anlamındaki 3. tekil şahıs zamiri, yine yazı diline aynı olarak geçecektir. yani bu üç sesin de harf ile olmasa bile işaret ile belirtilmesi zaman zaman elzem oluyor.
11 entry daha