şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • kameranın karlı tepelerden şehre doğru indiği filmin açılış sahnesindeki maket biraz göze batmaktadır. özellikle tren istasyonundaki kıpırdamayan 3 adam (kibrit çöpünden olmaları muhtemel) ve sürücüsüz ilerleyen araba gerçeklik hissinden biraz uzaktır. iki yıl sonraki rebecca filminde ise hitchcock maket olayını bitirmiştir. ben şahsen o filmdeki manderlay'in maket olduğunu farkedememiştim.

    --- spoiler ---

    ikinci dünya savaşının arefe günlerinde çekilen bir film olarak, dönemin ingiltere hökümetinin almanya tehditine karşı yatıştırmacı politikalarına* ve pasifist tutumuna getirdiği eleştiri itibariyle taşı gediğine cük diye oturtmuştur. diyesim var ama, trendeki ölümüne çarpışma sahnesini fazla fantastik buldum. bilmediğin bir ülkede, bir vagona tıkış halde, elinde iki altıpatlarla neyin savaşını veriyorsun arkadaşım? adamın götünden kan alırlar kan!

    ayrıca son sahnedeki müstakbel damadı satış olayı da pek tasvip edilecek cinsten değil. yine genel gerilimi itibariyle izlenesi bir film. özellikle redgrave'in karşı yönden gelen iki trenin arasında kaldığı sahne nasıl kotarılmış meraklar içindeyim.

    bir de hitchcock'un cameo'su bir garip bu filmde. sonlara doğru kalabalıkta çok bariz belli ediyor kendini. purosu ağzında yürürken edebiyatçı deyimiyle omuz silkiyor ama pek bir garip, ağzı suratı da garip bir şekil alıyor. çarpılmış gibi. neyse.

    --- spoiler ---
18 entry daha