şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
170 entry daha
  • evrim ağacı'nın, 24 ocak 2021 tarihinde yayınladığı video ile "neden korku filmi izliyoruz? korku filmi izleme sebeplerimiz ne? korku duygusu bizim için nedir?" gibi soruları cevaplayarak sinemaseverlerin bu türü neden tercih ettiğini evrimsel ve psikolojik süreç üzerinden anlattığı film türüdür. o videoyu seyretmek için buradaki bağlantıya tıklayabilirsiniz: geçen yaz ne yaptığını biliyorum! | korkunun çekiciliği

    belki gerçekten de "bir insan neden korku filmi seyreder? niye kendini korkutmak ister?" gibi düşünenler vardır. ben de bu entrynin içinde, kendi özelimde bunu cevaplandırarak ve biraz da bu türün tarihine girerek naçizane bir şey yazmış olayım.

    öncelikle evrim ağacı'nın videosunun isminde geçen "i know what you did last summer" filminin ismi güzel bir gönderme olmuş. ben pek beğenmesem de yine de izlenmesi gereken korku sineması filmlerinden olduğunu düşünürüm. korkunun tarihi (belki de belli bir dönemin öncesindeki filmleri çok fazla değerlendirmeye almadığımız ve görece yeni filmleri izlediğimiz için) genellikle the exorcist ile veya o'nun çekildiği yıllara yakın dönemler ile başlatılır. aslında korku, bizim en temel ve en eski hikayeleri oluşturarak anlattığımız türlerden bir tanesidir. binlerce yıl önce insanlar ateş başında oturduğunda, birbirlerine komik olaylar ya da macera içeren hikayeler anlattığı gibi, korku hikayeleri de anlatmıştır ki bunun rivayetleri veya efsaneleri günümüze kadar ulaşmıştır. şahmeran, gulyabani, koca ayak, yeti, hortlak, zombi, canavar, şeytan, cin, peri, hayalet, öcü, yatır, seri katil vesaire gibi hem bizim kültürümüzde olan, hem de diğer kültürlerde bulunan birçok karakter, eski çağlardan beri çeşitli yerlerde anlatılır ve insanlar korksalar bile bu hikayeyi büyük bir heyecan ve merakla dinler. bu açıdan baktığımızda aslında korku filmlerinin temelini oluşturan efsaneler, karakterler, semboller, biçimler çok çok eski tarihlere dayanmaktadır. zaten korku filmlerinin tarihi de epey eskidir.

    mesela internette "list of sci-fi movies", "list of adventure movies", "list of mystery movies" diye arattırdığınızda bu filmlerin her 10 yıllık süreç olarak tasniflenmiş listelerine ulaşabilirsiniz. yukarıda saydığım film türleri 1910, 1920 ve 1930'lu seneler ile birlikte çekilmeye başlanmıştır. ilk korku filmi ise 1890'lı yıllarda (hatta tam tarih verecek olursak 1896 yılında fransız sinemasında çekilen the house of the devil filmi ile) ortaya çıkmıştır. otoriteler tarafından "ilk korku filmi" olarak kabul edilmektedir. film olarak baktığımızda sanki görece daha yeniymiş gibi geliyor ama korku filmleri, sinema tarihinin en eski film türlerinden birisidir ve her dönem kendine büyük bir izleyici kitlesi toplamıştır.

    evrim ağacı'nın anlattıklarını burada konunun içine alacak olursak; korku duygumuzun bizi çeşitli tehlikelerden nasıl koruduğunu, o tehlikelerden uzak durmamız ve kaçmamız için ne kadar gerekli olduğunu zaten bu video çok güzel anlatmış. esas önemli olan nokta şu ki zaten videonun içinde değinilmiş; gündelik yaşamımızda ya da vahşi doğada, ortaya çıkan korku durumunu veya bu duyguyu harekete geçirecek unsuru her zaman biz yaratamıyor veya kontrol edemiyoruz. mesela bir köpek saldırısına uğramak, fobinizin olduğu bir şeyle karşılaşmak, safari esnasında bir çita saldırısına uğramak gibi korku duygusunu tavana çıkartacak olan şeyi biz kontrol edemiyoruz. iş filmlere geldiğinde, buradaki her şeyin kontrolünün bizde olduğunu biliyoruz ve belki de bu bizim o korku durumundan zevk almamızı sağlıyor. en azından istediğin zaman filmi kapatabileceğini bilmek, oradaki karakterin ya da yaratığın sana zarar veremeyeceğini bilmek, konfor alanında ya da güvenli bir yerde olduğunu bilmek bize büyük bir rahatlık veriyor. videodan çıkartabildiğim kadarıyla da buradan iki tip izleyici doğuyor: bunu bilmesine rağmen bu tarz filmlerden haz etmeyenler, bunu bildiği için bu korku durumundan mutluluk aldığından dolayı filmi seyredenler.

    işin psikolojik ve evrimsel sürecini evrim ağacı çok güzel anlatmış, kendilerine teşekkür ediyorum. ben de biraz sanatsal yönünü eşeleyecek olursam, şunları söyleyebilirim: korku sineması, gerçekten bir sanat icra eden ve aslında en aykırı, en marjinal, en zevklere ve tercihlere dayalı sinemalarından birisi. tabii filmlerin neredeyse hepsi öyle ancak o türü pek haz etmeyen bir arkadaşınıza bile dram, komedi, macera, polisiye, romantik komedi, aşk filmlerini tavsiye üzerine izletebilirsiniz ya da bunu yapma oranınız görece daha yüksek olur. ancak karşınızdaki kişi korku filmlerinden hoşlanmıyorsa, korku filmlerinden hoşlanmıyordur. buradaki tavrı daha net olacaktır ki zaten önerdiğim bazı filmlere "ben korku izleyemiyorum ya" diye gelen tepkilerden dolayı da bununla çok karşılaştım. tabii elbette bunun istisnası, genel yüzde değişimi, çoğunluğu azınlığı vardır ama ben yine de bir sıralama yapıldığında korku filmi tercihlerinin çok düşük olduğunu düşünüyorum.

    zaten evrim ağacı'nın bugün twitter'da başlattığı "korku filmleri izlemekten hoşlanıyor musunuz?" sorusuna gelen "%37 evet, %63 hayır" cevabı da bunun arasındaki ayrım uçurumunun ne derecede olduğunu gösteriyor.

    evrim ağacı (twitter) - "korku filmleri izlemekten hoşlanıyor musunuz?" anketi

    ayrıca korku ve gerilim filmleri, esasında iyi yapıldığında çok güzel yerlere gelebilen ve kültleşebilen yapımlardır. mesela (her ne kadar tür olarak pek fazla gerilim ve korku olarak geçmese de) the green mile ve the shawshank redemption filmlerinin yazarı, korku kitaplarının en büyük üstatlarından birisi olan stephen king'in eseridir. ayrıca the shining de bir gerilim filmi olarak klasik eserlerden birisidir ve onu da stephen king abimiz yazmıştır. bunun dışında korku ve gerilim filmlerinin müzikleri, genel anlamda sinema tarihinin de en akılda kalıcı ve kültleşmiş müziklerinden olmaktadır. the exorcist, jaws, halloween, saw ve daha birçok filmin müziği, film müzikleri tarihinde önemli bir üne, bilinirliğe ve şöhrete sahiptir. bu filmlerin hiçbirisini seyretmemiş birisine şu müzikleri dinletin muhtemelen en azından 4'de 2'sini falan tanıyacaktır. reklamlardan tutun, birçok internet videosuna ya da başka başka kişilerin montajlarına kadar birçok yerde çalınan değerli ve kıymetli müziklerdendir.

    şimdi "neden müziklerden bu kadar bahsettin? the godfather'dan tut the good, the bad and the ugly filmine kadar birçok yapımın efsane müziği var zaten." diyebilirsiniz ancak korku filmleri için müziğin önemine de üstte paylaştığım videoda değiniliyor. korku filmlerinin gerçekten önemli bir kısmı da "ana film müziği" dışında çalan o altyapı müzikleridir. doğru yerde verilen gerilim ve korku müzikleri, o sahnenin korkutuculuğunu ve psikolojideki yerini pekiştirebilir. mesela o "dırımm, dırıımm" seslerini duyduğumuz anda artık aklımıza bir köpekbalığı saldırısının olacağı nasıl işlenmişse ya da "ch ch ch ah ah ah" sesini duyduğumuzda birazdan jason voorhees'in birilerini keseceğini nasıl anlıyorsak, korku filmlerindeki müziklerin önemini de böyle düşünebiliriz.

    bunun dışında yarattığı travmalar da korku filmlerinin etkilerini göstermektedir. koca bir nesle, köyde denize 150 kilometre uzakta büyümüş ya da dağın tepesinde yetişmiş kişilere dahi "köpekbalığı fobisi" işletmiş bir film mevcut. öte yandan katil temalı filmler ile, aslında bir anti kahraman yaratarak polisiye filmlerinin tam tersini yapıp katilin bakış açısından devam eden bir film türünü de yaratmıştır. tabii korku filmlerinin en unutulmaz ve ikonikleşmiş yanlarından bir tanesi de, nesnelerdir. genellikle maskeler çok meşhurdur ancak maskelerin yanı sıra bıçaklar, palalar, bıçaklı eldivenler, sopalar, hançerler, kancalar gibi birçok ikonikleşmiş saldırı aleti de mevcuttur. tabii en temel ve geçerli olan noktalarından birisi de, keyif almak ya da kafa dağıtmak için izlenen aktivitelerin neredeyse başında gelen bir film türünde sizi korkutmak için kendini tercih ettirebilecek kadar başarılı olabilmesidir. korkmak, gerilmek, belki önemli bir süre travmasını atlatamamak, kabuslarla uyanmak, gece ışık açık yatmak gibi birçok şeyi elbet duymuşsunuzdur. mesela zamanında yazılan ve sonrasında da filmi çekilen it yapımı, bir dönemin çocuklarını palyaçodan korkar hale getirdi. jaws filmi yine yukarıda anlattığım gibi bir nesli, hayatında köpekbalığı görmemiş kişileri köpekbalığından korkar hale getirdi. the dentist filmi, çoğu kişinin kafasında zaten korku ile özdeşlemiş olan dişçileri daha da korkunç hale getirdi. ve bu kadar travmaya, bu kadar korku ögesine, bu kadar dehşete rağmen hâlâ korku sineması büyük bir tercih alanıdır ve aslında tercih sınırları da çok keskindir. ya izlersin, ya izlemezsin.

    tabii üsttekilerin tamamı, naçizane bir korku-gerilim filmi sever olarak benim tecrübe ettiğim olaylar ve neticeler sonucunda ortaya çıkan şeylerdir. elbette herkesin farklı farklı düşünce ve tecrübeleri, referansları mevcut olabilir. yine de hangi yaşta olursam olayım muhtemelen seve seve izleyeceğim bir film türüdür.
17 entry daha