şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
3357 entry daha
  • orta gelir tuzağına düşmemiş ülke.

    japonya istese de bu tuzağa düşemez artık çünkü japonya orta gelirli bir ülke değil. zaten dünyada bu tuzağa düşmeden kalkınabilmiş iki ülke var; bunlardan biri japonya, diğeri de güney kore. biz beceremedik bunu mesela, 13.000 dolar barajına kafa atıp geri döndük.

    japonya şu anda abd ve çin'in ardından dünyanın üçüncü büyük ekonomisi ve gsmh'si de avrupa'yı domine eden almanya'dan yaklaşık 1 trilyon dolar daha yüksek. ülkede kişi başına düşen yıllık milli gelir ise 40.000 dolar civarında ki çin için bu parametre şu anda 10.000 dolar civarında.

    abd sübvansiyonlarının ise japonya'nın büyümesinde o kadar da büyük etkisi olduğunu sanmıyorum, abd ikinci dünya savaşı'ndan sonra birçok ülkeyi sübvanse etti ama japonya kendine has keiretsu modeliyle sübvanse edilen tüm ülkelerden daha hızlı kalkındı ki o sübvansiyonlar da 50 yıl sürmedi yani. 90'ların başında sübvansiyonu geçtim; ithalat-ihracat dengesi anlamında abd, japonya'ya inanılmaz açıklar vermeye başlamıştı. sonradan değişen enerji politikaları sayesinde bu açığı kapatabildi abd, japonya abd'nin eline muhtaç bir ülke değildi hiçbir zaman.

    yani önce bir tövbe edelim ve kimden bahsettiğimizin farkına varalım, japonya çok güçlü bir ekonomiye ve çok zengin bir halka sahip. ülkedeki sermaye birikimi de öyle üç günde bitecek bir birikim değil, gidin bir görün diyorum sadece. avrupa'nın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz bir refah var özellikle kanto bölgesinde.

    ha japonya'da her şey güllük gülistanlık mı? asla değil.

    japon ekonomisi son 20-25 yıldır sürekli resesyona girip duruyor, 2000'lerin sonunda bu durumu aşar gibi oldular ama o da çok sürmedi ve bir süre sonra tekrar aynı duruma düştüler. japonlar özellikle son 10 yıldır bölgedeki ekonomik ve siyasi rakipleri çin'e ve güney kore'ye karşı çok fazla mevzi kaybettiler. korona salgını da işin tuzu biberi oldu tabii ve başbakan shinzo abe'nin kellesi biraz da bu yüzden gitti, abe'nin hastalığı falan bahane yani. abe döneminde japonya, siyasi ve ekonomik olarak bölgede köşeye sıkışmaya başladığı için bir kan değişimi oldu dersek yanlış olmaz.

    ha japonya fakirleşiyor mu? hayır ama yerinde sayıyor ve bir çözüm bulamazlarsa bir süre sonra fakirleşmeye başlayacaklar. ülkenin nüfusu bir süredir azalıyor ve doğum oranları da tüm çabalara rağmen hala çok düşük. bu noktada ellerindeki en büyük silah göçmen politikasını esnetip kolay yoldan iş gücü elde etmek gibi görünüyor ama japonların yabancılara çok da iyi gözle bakmadıkları da bilinen bir durum. ülkede aslında çok sayıda expat yaşıyor ama sorun bu arkadaşların tamamının kalifikasyon gerektiren işlerde çalışıyor olmaları. japonya'nın işçiye de ihtiyacı var ve bunu elde etmek de için yapılacak eylemler iktidardaki liberal demokrat partinin oy oranını kötü etkileyebilir ki mevcut başbakan yoshihide suga da öyle çok yenilikçi ve esnek bir adam sayılmaz bu konularda.

    öte yandan japonya'nın dibindeki güney kore ve çin ise bu süreçte çok büyük atılımlar yaptılar. ha çin japonya'nın ekonomik olarak rakibi mi diye sorarsanız "hayır" derim çünkü çin korkunç nüfus gücü nedeniyle japonya'ya her halükarda 1 numara büyük geliyor. çin'in asıl rakibi abd diyebiliriz ama güney kore için aynı şey geçerli değil. üstelik güney kore'nin yaptığı ekonomik atılım çin gibi sadece üretime ve arge'ye dayalı da değil, koreli kardeşler kültürel alanda da japonya'nın bölgedeki hegemonyasına büyük zarar vermekle kalmayıp dünya çapında da kültürel hegemonik güçlerden biri haline gelmeye başladılar. kore dizileri, kore filmleri, k-pop akımı derken dünyada ciddi bir kore sempatisi başladı. japonya'da ise özellikle müzik sektörünün güney kore etkisi yüzünden çok kötü etkilendiği bilinen bir gerçek ve şu an için bu konuda da ellerinden bir şey gelmiyor. "müzikten, filmden ne olacak canım" diyebilirsiniz ama japonya'nın özellikle uzak asya'daki gücünün en büyük sebeplerinden biri bu "soft power" kartına sahip olması. japonların kültür alanındaki üretimleriyle yarattıkları bu kültürel "üstünlük" hissiyatı nedeniyle tayvan, filipinler, endonezya, tayland gibi ülkelerin halklarında japon hayranlığı epey yüksektir ki japonya'nın gücünü asıl sarsacak olan şey de bu "soft power" kartını kaybetmek olur. japonlar bu kartı kaybederlerse militarist ve agresif tarihleriyle yüzleşmemiş oldukları gerçeğiyle baş başa kalacaklardır ki bunu da asla yapmayacakları için kendilerine olan sempati çok büyük bir ihtimalle bir anda ters dönecektir. nitekim güney kore bu kartı japonya'nın elinden almak için epey mesafe almış gibi görünüyor. çin ise japonya'ya karşı bu açıdan bir tehdit yaratmıyor, ülkedeki rejimi düşününce de yaratacak gibi de görünmüyor. çin belli ki sovyetler birliği gibi herkesin korktuğu bir ekonomik ve askeri süper güç olarak kalacak, kültür alanında pek bir atılım yapamayacak. yani çin'den bir byung-chul han veya bong joon-ho çıkmayacak ki düşününce sovyetler birliği bile geçmişteki birikimiyle andrey tarkovski, sergey parajanov gibi isimleri çıkarabilmişti aslında. böyle bakınca çin'deki rejimin garipliği daha da iyi anlaşılmıştır herhalde.

    yani özet geçersem, japonların öyle ölüp bittikleri falan yok; japonya hala dünyanın en büyük güçlerinden biri ve uzun bir süre daha öyle kalacakları da kesin gibi görünüyor ama rakiplerine karşı son zamanlarda çok mevzi kaybettiler. eğer bu şekilde devam ederlerse de önümüzdeki yıllarda güç kaybına uğrayacakları kesin gibi bir şey olsa da öyle bir günde çökecek kadar zavallı bir durumda falan da değiller. 4,9 trilyon dolar gsmh boru değil arkadaşlar, tövbe deyin.
264 entry daha