şükela:  tümü | bugün
483 entry daha
  • aslında beklenecek bir karardı. ülkenin en kapitalist holdinginden gelmesi ise başlı başına bir gündem etkisi yarattı.

    kurumsal, daha doğrusu kurumsal demeyelim de çalışan sayısı itibarıyla 500 üzeri çalışanı olan şirketlerde gördüğümüz ve yaptığı iş tanımı gereği vasat seviyelerde olan birçok çalışanın uzun vadede işini kaybetmesiyle sonuçlanacaktır. hardcore mühendislikten uzaklaşıldıkça artacak şekilde birçok departman içinde bu tarz tipler de artan sayıda bulunur. böyle bir durumda en büyük azalmalar kanımca insan kaynakları departmanlarında yaşanacaktır.

    1) şirketlere olan etkileri:

    a) warren buffet'a atfedilen meşhur sözdür. sular çekildiğinde kimin mayosuz yüzdüğü ortaya çıkar. her ne kadar koç aşırı kapitalist bir şirket olsa da, orada bile adil dağılmayan iş yükü nedeniyle rahat çalışan personeller göze batacak ve uzun vadede yeni iş aramaya ya da kapasitesi elveriyorsa daha ağır çalışmaya mecbur kalacaktır.

    b) bina, ofis, servis gibi masraf kalemlerinden şirketleri kurtaracak da bir adımdır. şimdi mantık gereği uzaktan çalışabilecek olan personelin zaten belirli bir niteliği olacağını varsayarak özellikle niteliksiz işçiler için bir iş kapısının daha kapanacağını söylemekte de bir beis yoktur.

    2) çalışanlara olan etkileri:

    a) trafik başlı başına bir unsurdur. özellikle istanbul'da ortalama bir çalışan için günde 3 saatini yolda harcamak son derece sıradan bir eylemdir. bu vakit kayıp bir vakit olmakla beraber aynı zamanda yorucudur da.

    b) mesailerin uzamasından bahsedilmiş. şöyle ki eğer şirketiniz pandemiden önce de sizi mesaiye bırakıyorsa bu durum evden çalışmayla değişmeyecektir. bilgisayarınızın aktif olmasını tabii ki şart koşacaklardır ama öte yandan mesai saatleri de bellidir. eğer sizi manyakça mesaiye bırakan bir şirketse zaten evden çalışmasanız da değişen bir şey olmayacaktır.

    c) psikolojik etkilerden bahsedilmiş ama bu kişiye bağlı olarak değişebilen bir durumdur. şu an evlere tıkıldık bu nedenle bu fikir ilk başta çok cazip gelmeyebilir ama iş dışındaki sosyal hayatınız açısından aslında bu daha çok imkanınız olmasını da beraberinde getirir. çünkü hobiniz için mesai saati bittiği anda özgür olursunuz. eğer mesafe olarak evinize yakın ya da ev içinde bir hobi peşindeyseniz daha çok serbest zaman demektir.

    türkiye'de insanların pek hobi kültürü yok ve bu nedenle bu çoğu kişi için de işyerleri sosyalleşilen alanlar olarak kalıyor. bundaki en büyük pay ise düşük ücretler ve uzun mesai saatleridir. günde 9 saat resmi olarak çalışma süresi olan ülkede öğle arası ile 10 saat ve git gel ile de minimum 2 saat kaybediyorsunuz. ama belki mavi yaka için bir nebze doğru olsa da, beyaz yaka için 9 saat durmaksızın çalışabilmek zaten teorik olarak mümkün değil. bu nedenle de, kahve çay molaları ve geyikler iş hayatının vazgeçilmezi oldu bizde.

    çalışma saatlerinin daha az olduğu ülkelerde ise böyle bir durum yok. çünkü 15'er dakikalık 2 molayı eklersek günde 6-7 saat yüksek disiplinle gerçekten çalışılabilir. yine de psikolojik etkiler biraz kişiye bağlı olarak kalıyor.

    3) ekonomiye etkisi

    a) asıl filmin kopacağı yer burasıdır. şehir merkezlerine yakın olan birçok ofis ve sahipleri için aslında baya olumsuz bir haberdir bu. bu durum inşaatı bitirmez ama rantı ciddi düzeyde bitirebilir. şöyle ki, ticari gayrimenkuller yapacakları iş gereği sınıflandırılabilir. ofis olarak kiralanacak yerler için böyle bir durum söz konusudur ama her ticari işletme de uzaktan çalışılan işler için uygun değildir. mesela restoranlar, ya da özel hastaneler, mekanik üretimin olduğu organize sanayi bölgeleri bunlara örnektir ama şu meşhur plaza dediğimiz yapılar için tehlike çanlarının çaldığı da bir gerçektir.

    dar bir alana sıkışmış olan hizmet sektörü ülkenin geneline yayılabilir. konutlarda ise merkeze yakın gayrimenkullerin kira ve satış bedelleri düşebilir. bunun yerine merkeze uzak villalar daha çok talep görebilir. aynı inşaat kalitesine sahip iki konut arasında bugünküne nazaran daha düşük bir arsa payı nedenli fiyat farkı oluşacaktır. başta demek istediğim inşaatı değil ama rantı bitirebilir ifadesi bundandır.

    bunun etkileri hem istanbul içindeki semtler arasındaki rant farkında, hem de istanbul ile anadolu'nun farklı şehirleri arasındaki rant farkında düşüş olarak kendini gösterir. çünkü uzaktan çalışabilecek olan çalışan neden istanbul'da yaşamak istesin ki? aynı ücreti her türlü alacaksa, anadolu'da yaşamın ucuz olduğu bir şehirde daha çok para biriktirmek isteyebilir.

    mesela şu an datça'da uzaktan çalışan geniş bir kitle harıl harıl ev bakıyor sürekli. birçok tatil yöresinde de bu böyledir muhtemelen. bunun haricinde başka şehirlere de insanlar yönelebilir. bu bölgelerde de rant oluşacaktır bu doğru ama rantın özelliği ne kadar çok nüfusun yoğunlaşırsa o kadar artmasıdır. istanbul'dan kopan kitle homojenize olarak aynı yerde toplanmadıkça, ki hamdolsun 12 eylül ile emeğin örgütlülüğünü bitirdik nah toplanırlar, her şekilde toplamdaki rantta düşüş olacaktır.

    özellikle biraz daha niş işlerde çalışan beyaz yakaya büyükşehirlerdeki yüksek yaşam giderleri ve uzun trafik saatleri çok rahatsızlık veriyordu. bunda da işte rantın rolü büyüktü ama inşaatın bitmesi demek değil bu. farklı şehirlere yayılan bu kesim o şehirlerin hayatında farklı inşaat ve esnaf işlerini tetikleyecektir ama toplam rant kesinlikle düşecektir. bu da direkt olarak sermaye birikim rejimine bir tehdittir çünkü ücretli kesimin milli gelirden aldığı pay aynı bile kalsa tasarruf gücü artacaktır. bu da yeni maliye ve para politikalarının uygulanması demektir.

    servis, temizlik, güvenlik gibi niteliksiz işler özellikle büyükşehirlerde azalacaktır. metropollerin nüfuslarında gerilemeye bile yol açar. başta hizmet sektöründe istihdam kaybı yaratsa da, ilerledikçe hizmet istihdamını ülkeye daha homojen bir şekilde yayabilir.

    tek cümleyle özetlemek gerekirse, uber'in taksicilere yapamadığını bu kararla koç holding yapabilir ve bunun etkisi sanılanın çok ötesinde olacaktır.
219 entry daha