şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • stratejide "hedef "ile "kaynak" arasındaki dengenin ne kadar önemli olduğunu en iyi gösteren olaylardan biri bu taarruzdur.
    - daha taarruzun başlangıcındaki hedeflere ulaşmak için bile gerekli olan yakıtın 1/5 'i birliklere dağıtılmıştı. kalan açığın panikle bozguna uğrayacak müttefik kaynaklarından kapatılması öngörülmekteydi ki bu durumda bile ancak ihtiyacın yarısı kadar toparlanabilecekti
    - üstelik bu kadarı da ancak ve ancak hareket çevresinden çok uzaklaşmadan sadece müttefiklere olabildiğince zaiyat verdirmeye yetecektir.
    - bunun yanında alman hafa kuvvetlerinin müttefik karşı saldırılarına karşı koyacak uçağı, pilotu v.s. olmadığı halde göring efendi "merak etmeyin o iş bende" demiş ama kimseyi inandıramamıştır elbette (en son stlalingrad'a lojistik ikmali için de aynısını demişti, alman askerleri açlıktan birbirlerini yediler)
    - tüm bu imkansızlıkla içinde dahi harekat hedefi sınırlı tutulsa müttefikleri ciddi anlamda yıpratabilir, almanlara belki masaya oturma şansı verebilirdi.
    - ama hitler "ben paris'i tekrar alacam aga, bu sefer eyfel'de eva yengenizle poz vermemiz lazım, bir kere söz verdik" diye diretince tanklar yakıtsızlıktan terk edilmek zorunda kaldı
    - zaten sonrasında müttefiklerin bastogne'da direnişi, havanın açılması, göring'in -elbette- çuvallaması ve müttefik hava kuvvetlerinin panzer ve piyadeyi keklik gibi avlaması derken alman ordusu kalan stratejik kuvvetlerini de muharebe meydanında bıraktı.