şükela:  tümü | bugün
  • jetgiller izlerken aklıma gelen bir teori.

    jetgiller, 2062 yılında geçiyor. teknolojinin oldukça ilerlediği, aynı oranla jetgiller evrenindeki insanların hayatına direkt entegre olmuş teknolojinin getirdiği kolaylıklar ve imkanlar dahilinde oluşan, ütopik bir topluluğu anlatıyor. birkaç bölümde dışında aşağıda ne olduğu gösterilmiyor, çizgi film daima yükseklikte geçiyor ve sanki geniş bir topluluktan ziyade kolonileşmiş gibi duruyorlar.

    yeryüzünde yaşamak istememelerini üç fikre indirdim:

    -dünyada daimi barışı tehdit eden sonlandırılamaz bir savaş çıktı

    -insanlığın baş edemeyeceği salgın bir hastalık

    -doğal felaketlerden korunmak adına yüksek zemini tercih etmeleri

    tüm bunlar bu yazıyı yazmamı gerektirecek şeyler değil, gayet akla mantığa yatan şeyler. evet, savaş çıkmıştır. jetgiller evrenindeki birtakım insanlar bu savaşta yer almak istemeyerek, tüm kaos ve yıkımdan uzak durmak için yukarıda yaşamaya karar vermişlerdir. baş edemeyecekleri bir virüs, salgın bir hastalık yayılmış olabilir ve yeri terk etmek zorunda kaldılar. yine, güvenliklerini düşünmek adına yukarı yüksek binalar inşa ederek deprem, tsunami, kasırga gibi felaketlerden kurtulmak istediler. dediğim gibi bunların hepsi mantıklı, yazıyı yazmaya yetecek şeyler değildi.

    ama daha sonra şöyle bir şey geldi aklıma: bu adamlar yeryüzünden neredeyse 1000 metre yüksekliğe bir düzen kurmuşlar, yeni bir şehir inşa etmişler.(bir bölümde yeni bir bina inşa edecekleri zaman en fazla bir binanın orbit city yasalarına göre 650 metre yükseklikten fazla olamayacağı söylenmişti. ayrıca yerden de bir o kadar yüksek olduklarını düşününce, bu da ortalama 1000-1200 metre yukarıda yaşadıklarını gösteriyor.) hatta adına da orbit city demişler, bu adamların yeryüzüne inmeyecek kadar dünya yüzeyinden korkmalarına bir şey neden olmuş olabilir? bu da nedir? dünya habitatının yaşanamaz derecede kötüleşmesi. ancak, bu öyle sıradan bir kötüleşme, atmosferik süreçle alakalı bir kötüleşme değil. jetgiller'de, çernobil benzeri bir nükleer kaza meydana gelmiştir.

    çizgi film 2062 yılında geçiyor. yukarı bir şehir inşa edecek kadar teknolojinin bir hayli gelişmesi, tekrar siyasi düzen ve ekonomik sistemi oturtmuş olmaları bize en azından yukarıda 30-35 senedir yaşadıklarını düşündürüyor. çünkü böyle bir şehri, düzeni, sistemi şak diye kuramazsınız. belli bir arge, fizibiliteden geçmesi gerekiyor. şimdi benim teorim devreye giriyor: demek ki bu patlama yaşanmadan önce zaten bunun bir çalışması yapılmış ve proje halindeydi. ancak, bunun o dönemki imkanlar ile gerçekleştirmek imkansız olduğu için, dünyasal kaynaklar aranmaya başlandı. aramalar devam ederken, dönemin hükümeti gizlice nükleer çalışmalarına devam etti, çünkü insanların yukarı taşınmasının nüfus popülasyonunu azaltacağını düşündü ve bu projenin rafa kaldırılması için çalışmalara başladı. diğer ülkelerdeki insanlar da bu projeden haberdar oldu ve yeryüzünde yaşamanın hamallık olduğu düşüncesi 7'den 70'e herkese empoze edildi. böylelikle tüm dünya ülkeleri global bir kriz ile karşı karşıya kaldı ve çıkarları doğrultusunda hepsi ortak bir paydada buluşarak insanları korkutmaya, bu fikirden vazgeçirmeye çalıştı. ancak başarılı olamadılar. korku, baskı insanları daha da perçinledi ve özgürlüklerine kavuşmak için yeri terk edip gökyüzüne yerleşme fikirlerine dört elle asıldılar. hatta dönemin bankaları, gökyüzüne taşınacaklar için ''gökyüzü kanatlandırır'' sloganıyla krediler vermeye, toki benzeri yapılar çoktan gökyüzündeki inşaat ihaleleri için birbirleriyle yarışmaya başladılar.

    bu da üretimi bitirme noktasına getirdi, çünkü herkes kendi işinden ayrılarak zemindeki evlerini, birikimlerini ellerinden çıkarmaya ve tüketmemeye başladı. tüm dünya üzerine çok ciddi bir ekonomik buhran çöktü. hatta insanların bazıları ''gelin size gökyüzündeki site evlerinden satacağız'' denilerek jet fadıl benzeri kişiler tarafından dolandırıldı. böylelikle de jet fadıl'ın isminin de nereden çıktığını bulmuş olduk. ahahaha. her neyse, hükümetler insanları bu fikirden vazgeçirmek, bu ütopik hayale ulaşmasını engellemek için askeri güce başvurdu. gökyüzüne inşa edilmek üzere temeli atılmış binaların inşatları durduruldu, kepçelerine kilit vuruldu. ancak tüm bu baskılar insanları yıldıramadı ve global kriz gittikçe global savaşa döndü. çünkü insanlar yerde yaşanmaya değecek bir şey olmadığını iyice anlamışlardı. ''yeryüzünde şehir projesi'ni'' sürdüren şirketler ise bunun altından kalkamayacaklarını anlayarak hepsi tek bir çatı altında toplanmaya karar verdiler. ancak, arz talebi karşılayamayınca çekiliş, kura mantığıyla bu projeye insanların dahil olmasına karar verdiler. nihayetinde, tüm baskılara, zorluklara rağmen proje legal olduğu için tamamlandı ve ilk insanlar gökyüzüne çıktılar. bu durumda gökyüzünde yaşamaya başlayan insanlar, gökyüzünün ne kadar ferah, kaostan uzak ve yozlaşmış eski toplumdan fersah fersah iyi olduğunu görünce yakınlarına sizler de gelseniz keşke diye yakınmaya başladı. yeni yeni halkı yatıştırmaya çalışan hükümetler tekrar bu döngü ile mücadele etmeye başladı..

    mücadelenin bir sonuç getirmeyeceğini anlayan hükümetler insanları korkutmanın bir çözüm olmadığını anlayarak yeni bir çözüm aramaya başladılar. çünkü herkes gökyüzüne gitmek istiyordu, kimseyi zorla tutamıyorlardı. bakın hepinizin hayatınızı kurtaracağız, daha iyi şartlarda yaşayacaksınız diyerek her yere nükleer santral kurduk fikrini ortaya attılar. ancak bu santraller o kadar fazla kuruldu ki önüne geçemeyecekleri, kontrolünü elinden kaybedecekleri kadar sayısızdı. ve en nihayetinde istenmeyen şey oldu ve hepsi birden patladı yeryüzünde yaşayan insanların hepsi yok oldu ve istenmeyen kazara bir soykırım gerçekleşti, insan ırkının soykırımı.

    şimdi sıra bu teoriyi jetgiller'deki olaylar ile sağlamlaştırmaya:

    -jetgiller'de birkaç bölümde yer gösteriliyor. ve yere indiklerinde genelde hemen yukarı çıkmak istiyorlar. ve bitkiler, kuşlar dışında hiçbir yaşam formu yok. tıpkı çernobil patlamasının meydana geldiği yer gibi.

    -yine bir bölümde yeryüzüne iniyorlardı. ve nefes alamadıklarını söylüyorlardı. jetgiller'in evi sel baskınına maruz kalıyordu, hatta geçmişe gidip gezegeni yaşanmaz hale getirdikleri için dava ediyorlardı hükümeti.

    -bir bölümde orbit city'nin merkezine lüks bir gökdelen inşa edeceklerdi. ancak, firmanın sahibi kesinlikle yeryüzüne değmesini istemediğini, sadece temelinin buraya atılmasını istemişti. demek ki yerde hatırlamak istemedikleri anıları var.

    -yine jane'in gençliğinin gösterildiği bir bölümde. insanlar mutlu ve yerde yaşıyorlardı. demek ki gökyüzünü benimsemeleri için daimi bir nedenleri var.

    tüm bu veriler hususunda: jetgiller, ilk gökyüzü kolonisinin devamı olan insanlardır. gökyüzünde yaşadıkları için yüksek rakımda yaşamaya alışmışlar. bu doğrultuda çok yüksek teknoloji kullanmalarına rağmen halen insan gücüne ihtiyaç duyulmasının nedeni de nüfusun azlığı. muhtemelen 2 bin -3 bin kişi yaşıyor ve üretimi tamamen teknolojiye devretmek hassas ekonomiyi yerle yeksan edecektir. ve bu 2 bin-3 bin kişi tesadüfen insan ırkının maruz kaldığı soykırımdan kurtulmuş şanslı insanlardır.

    arz ederim.
9 entry daha