şükela:  tümü | bugün
74 entry daha
  • şaşırıyorsunuz ama yıllardır yapılan bir vurgun türü bu. durun anlatayım.

    - mağazalardaki sistemlerin neredeyse hepsi yazılım tabanlı çalışır. genel itibariyle kasalarda öğlen x, kapanışta ise z raporu alınır. x raporu o zamana kadar yapılan satış miktarının kasada olan paraya göre oranını gösterir. sabahtan akşama kadar x raporu alabilirsiniz. (ara rapor diyenlerde var buna çok önemli değil.) hatta x raporu almasanız dahi o gün çok sıkıntı çıkmayabilir.

    - geldik z raporuna. z raporu dediğimiz şey ise kapanışa yakın alınan rapordur. gün içerisindeki bütün alışverişleri ve bunların ne ile yapıldığını gösterir ve bu raporu direk sisteme atar. alınması zorunludur. z raporu alındığı vakit, kasa o andan sonra yapılan bütün işlemleri öbür gün yapılmış gibi işlem yapar. yani anlayacağınız z raporu, bir günde yapılan ciroyu size gösterir. o rapor alındıktan sonra ise sistem artık işlemleri öbür gün yapılan işlemler olarak kabul eder. yanlışlıkla z raporu almak zordur ama eğer becerebilirseniz, sistemi tekrardan düzenlemek de zor oluyor.

    aşırı güvenilir bir ciro sistemi gibi gözüküyor değil mi? insan eli değmiyor. öyle adisyonlar, kafaya göre konulan fiyatlar bilmem neler, hiçbir şey yok değil mi? aslında bakarsanız gerçekten de öyle. yaptığınız satışları kasa ve pos makinesi üstünde görüntüleyip akşam z raporu vesilesi ile çıktısını alıyorsunuz. yapılan işlem belli, ürünlerin fiyatları belli, kasaya giren para ve pos fişleri belli, çıkan para üstleri belli her bok belli. buna göre kasanızı sayıp, açık veya fazlanızı rahatça anlayabiliyorsunuz. daha ne olsun?

    ama bir mevzu var ki evlere şenlik maalesef. bunun adına da fiş iptalleri ya da ürün iadeleri diyoruz.

    - nedir bu? müşteri belli bir bedel karşılığında ürün alır ve gider. sonra herhangi bir sebepten ötürü ürünü fişi ile birlikte iadeye getirir. (yanlış ürün, ürünün bozuk olması, fazla ürün alınması vs. bir ton sebep olabilir.) diyelim ki ürün 200 lira olsun. adam 200 lira verdi kasaya, sonra gitti ürünü iptal ettirdi ve 200 lirayı geri aldı. z raporlarında bunlar fiş iptalleri olarak gözükür ve +200 -200 birbirlerini götürürler. böylece sistemde gene bir sıkıntı çıkmaz. ya peki ürünü iadeye getiren kimse yoksa ne olur?

    - yani yanlışlıkla bir şekilde ürün iptali gerçekleşti ve o an mağazadaki müşteri kaosundan ötürü anlaşılamadı. (bu durumu yaşamak çok zor ama mağazada bazen öyle saatler oluyor ki düşman başına) böyle olunca da kasadan para çıkmamış oldu ama ürün iptal edildi. peki böyle bir durumda ne oluyor? ürünün bedeli x lira ise x lira kadar kasa fazla verir z raporunda. yani ürün 200 liraysa, gece z raporunda kasa 200 lira fazla verir. şimdi gelelim işin çakallığına. böyle bir mevzuda üç tür çakal kasiyer türü vardır.

    1. kendini çakal zanneden mal kasiyer

    - bunlar genel itibariyle hemen yakalanırlar. pahalı bir ürünün barkoduyla kasadan iptal geçerler ama ürün o gün hiç satılmamıştır. giderler o ürünün parasını kasadan türlü çakallıklarla alırlar (eğer almazlarsa kasa fazla verir.) ve öbür gün yakalanmayınca birkaç gün daha aynı çakallığa devam edip en sonunda bilgi işlem, muhasebe, iç denetim vs. ne boksa bir birime mutlaka takılırlar. (olmayan işlemin iptalini yaparsan gün içerisinde yakalanamayabilirsin. mağaza içerisinde günde binlerce işlem yapılıyor ama elbet yakın zamanda biri seni ağına düşürür.) kamera kayıtları incelenir, kasa işlemleri incelenir ve o parayı kuruşu kuruşuna kasiyerden tahsil ederler. bu mal olan versiyonuna girer.

    2. gerçekten çakal olup hırslarına yenik düşen kasiyer.

    - bunlar gerçekten çakaldır ama para hırsı bir zaman sonra akıllarını yener. nasıl oluyor anlatayım.

    - bu tip kasiyerler gün içinde satılan ürünlere iptal geçerler. hem meblağ olarak fazla hem de gün içinde en çok iadeye giden ürünler genel itibariyle bebek bezleri ve mamalar olduğu için bu tarz fiş iptalleri pek dikkat çekmezler. anneler kafaları çok dalgın değilse ya da aşırı acemi değillerse pek hata yapmazlar ama babalar var ya... abooooouv diyorum size.

    örn: kadın evde bebişe bakarken, fark eder ki bebek bezi ya bitmiş ya da azalmıştır. (bu bebek maması için de geçerlidir. bezde kilo aralığına göre numara varken, mamada yaş aralığına göre numara vardır.) hemen kocaya ulaşır ve ''eve gelirken çocuğa bez al'' der. bütün detayları da verir. şu markanın, şu modelinin, bu büyüklüğünde vs. diye ama biz erkekler olarak bu konuda mal olduğumuz için yüksek ihtimalle bunu unuturuz, sonra da ''ulan herhalde yanlış anlamadım'' deyip, eşimizin istediğini değil de kendi aklımızda kalan bebek bezini ya da bebek mamasını alırız. sonra eve geldiğimizde eşimizden yanlış ürünü aldığımız için fırça yeriz ve mağazaya geri dönüp ya iade ya da ürün değişimi yaptırırız. burada mevzu iadeden geçer. (bir de bu adamlar her saatte mağazaya gelip iade talep edebilirler. sabahın köründe aldığı bezi, gecenin köründe iade etmeye çalışan adam gördüm ben. hem de bezip açıp, çocuğa da takmaya çalışmış. gerçi 2 ay sonra iadeye getiren de var.)

    - çakal kasiyer bu durumu çok iyi bildiği için, o gün yapılan bez satışlarından birini iptale düşürür ama iptal fişleri, ayrı bir şekilde paketlenip merkeze yollanmaktadır. e kasiyer de mal değil tabii. ürünü satarken, çıkan fişin yanına hemen kopya fiş çıkarır ve adama kopyayı verir. sonuç itibariyle herkes fişle sevişmiyor sonuçta. adam fişte istediği tutarı gördükten sonra fiş aslıymış, kopyasıymış, fotokopisiymiş çok da umurunda olmuyor. neyse asli fişi de bir boşlukta müşteriden habersiz iptale düşürür ve parayı kasadan alır. iptal fişini de asli fiş ile birlikte bir güzel paketleyip merkeze yollar. parayı da kasadan alır, evine gider.

    - yani çok temiz bir işlem yöntemi bu. hiçbir şekilde yakalanmıyorsun çünkü gün içinde böyle zibilyar tane fiş iptal ediliyor. her şey kitabına uygun, müşteri ürünü gerçekten iadeye getirmediği sürece hiçbir problem çıkmıyor. getirse dahi bu kasiyer illa bir yolunu buluyor. sıkıntı yok.

    - peki bu kasiyeri ne yakıyor dersiniz? aç gözlülüğü yakıyor tabii. şimdi bezler, mamalar, yağlar (evet yağ da çok iadeye gelen bir üründür.) yüzlerce lira olduğu için, gün içerisinde haddinden fazla iadeye ürün yollarsanız bir zaman sonra sistemde dikkat çekmeye başlar. yani diyelim ki kasiyersiniz ve çakalsınız, bu işlemleri yaptınız ve yakalanmadınız. sonra şu oluyor... madem yakalanmıyorum o zaman daha çok bezi iadeye yollayayım. böylece ne oluyor? 2 - 3 günde bir yaptığınız çakallığı her güne çekiyorsunuz. yapılan bir iki iadeyi de günde 5 - 10 arası bir rakama getiriyorsunuz. böylece ya yazılım uyarı veriyor ya da merkezdeki biri illa ki belli bir düzeni fark edip tepenize çöküyor ama bunun süresi belli değil. belki 1 ayda yakalanabilir. belki de 10 yılda yakalanabilir. tam olarak süre vermek çok zor.

    3. kendi itiraf etmediği ya da siz şahsi olarak yakalamadığınız sürece yakayı ele vermeyen supreme hırsız kasiyerler.

    - bunu anlatmıyorum tabii ki arkadaşlar. belki özelden gelene yazabilirim ama şöyle söyleyeyim anlatsam bile çoğunuz beceremezsiniz çünkü bunlar hem sistemi yiyip bitirmişlerdir, hem de networking ve insan ilişkilerinde master degree seviyesindedirler. o kadar söylüyorum daha da başka bir şey demiyorum.

    daha da elli bin çeşit hırsızlık yöntemi var. bırakın günde, haftada, ayda 5 - 10 bin lirayı, 1 saat içerisinde mağazaların milyon dolarlık parasını iç edip yakalanmayan insanlar var.

    sözün özü bunlar mağazalarda aşırı sık yaşanır özellikle son 10 yılda mağazalar bu tarz durumlar için ayrı bir birim kurdular ama sistemi yapan insan, bug'ını bulan gene insan. ne yaparsanız yapın, birileri elbet ki sizin paranızı çalacak. ister 5 kuruş, ister 5 bin fark etmez.

    edit: eh be arkadaş ne mesaj aldım öyle? şaka bir yana bazı insanların aklında belli başlı sorular kaldı. onları cevaplayayım.

    1. e ürün iadeye gelince stokta fazlalık gözükmesi lazım ama eksik gözükecek çünkü ürünü alan kişi iadeye getirmemiş. bunlar ortaya çıkmıyor mu? çıkınca çalışanlardan kesilmiyor mu?

    el cevap: çıkıyor tabii ki ama koskoca market/mağaza orası. gün içerisinde bir ton hırsızlık olayı da yaşanıyor bir şekilde. e siz her stoktan düşen malı çalışanlardan çıkarmaya çalışırsanız (ki yasak bu durum ya neyse) mağazada çalışacak insan bulamazsınız. zaten kuş kadar maaş alıyorlar. bir de üstüne çalınan mal başına para kes, insanları borçlu çıkar. ahahahah

    2. sayım olduğunda ne oluyor?

    - arkadaşlar bizim ülkemizde cidden hakkıyla sayım yapabilen bir firma ben daha görmedim. en kurumsal şirketlerden tutun da mahalli şirketlere kadar fark etmez bizde sayımlar biraz allaha emanet yürür. zaten tek sayımda her şeyi tam tamına sayan görmedim. o rapor en az bir 5 defa daha yenilenir. en son birileri sayıları stoklara uydurup mevzuyu kapatır. eğer ki müşterilerin hırsızlığından ötürü bir şeyler eksik çıktıysa, benim bildiğim en fazla mağaza müdürlerinden savunma istenir. (normalde yasak olmasına rağmen kesinti yapan şirketler de var ama onlarda minimum yapıyorlar.) zaten firmaların çoğu eksiklerini kasiyerlerden kesiyorlar. ben daha maaşını eksiksiz alan kasiyer görmedim ya da hatırlamıyorum. (kasalarda bazı firmalar 5 - 40 lira arası eksiye ses çıkartmıyorlar ama yukarısını acımadan kesiyorlar söyleyeyim.) yani şunu anlatmaya çalışıyorum. eğer ki bütün eksikleri çalışanlardan kesmeye kalkarsanız mağaza da çalışacak insan kalmaz. adınız çıkar.

    3. e arkadaş bu kasiyerler nasıl kafasına göre iş yapabiliyorlar? müdür filan yok mu orada?

    - normalde kasiyerler bırakın iade almayı, müdürden habersiz ürün düzeltme bile yapamazlar. korktuklarından ötürü değil tabii ki kasaların bir çok tuşu çalışmaz. yani çalışmaz derken kasaların üstünde kilit mekanizması vardır. anahtar takılıp çevrilmesi lazım ki kasaya manuel olarak müdahale edebilesin. iade ve ürün düzeltme tuşları da bunlardan bazılarıdır. anahtar takmadan mümkün değil çalışmazlar. e anahtar da bilin bakalım kimde?

    - doğru cevap tabii ki müdürde ya da varsa kasa şefindedir.(ki kasa şefinde bile olsa anahtar, müdüre sormadan bu işlemleri yapamazlar. bir ürünün iade olup olmayacağına orada ''fiziki'' olarak karar veren kişi müdürdür.)

    - ama şöyle bir durum var. çoğu mağaza yok kur farkıdır, yok maliyetlerdir, yok az kardır yok bilmem nedir vs. bir çok sebep yüzünden aktif çalışan kişi sayısını azalttı. 40 - 50 bin liralık ciro yapan mağazalar bile totalde 3 - 4 kişiyle dönmeye başladı. e böyle olunca müdür; müdürlük mü yapsın, kasiyerlik mi yapsın, şarkütericilik mi yapsın, reyonculuk mu yapsın yoksa manavcılık mı yapsın? yani kaça bölünsün bu insanlar? böyle olunca müdürler asli işlerini yapamıyorlar. (organizasyon, yönetim, denetleme ve idare) ne yapıyorlar? çok güzel hamallık yapıp, mal açıyorlar. yani bir müdür aynı anda hem mal kabul yapıp, hem kasaya geçip, hem reyon dizip, hem çalışanlara laf anlatıp, hem de müşterilere yardım edemez ki. hal böyle olunca çoğu müdür ya anahtarı kasiyere verip geçiyor ya da kasiyere anahtarı verip sonra hengamede geri almayı unutuyor.

    ikinci edit: bu iş nasıl çözülür? diye soran arkadaşlara ithafen gelsin.

    1. yüksek maaş vermek işi çözer mi?

    el cevap: çözmez. yani çözebilir elbet ama bir yere kadar çözer. arkadaşlar böyle yerlerde çalışanların elinden devamlı yüksek miktarda sıcak para geçer. bu çalıştığınız yere göre, günlük 30 bin lira da olabilir, 200 bin lira da olabilir. yani bir şekilde birilerinin gözü kalıyor bu parada. o yüzden bu tarz eline yüksek meblağların geçtiği işlerde stabil kalmak zordur. asgari ücret versen de böyle, 10 bin lira maaş versen de böyle maalesef. sonuçta 10 bin lira maaş versen çalışanına, adamın eline günün sonunda yüz binlerce lira para geliyor ve o adam bu parayı kuzu kuzu teslim ediyor. bu işlerde çalışan insanlar, bir gerçeği çok iyi bilirler. güvenle iş olmaz. eğer işi güven esasına kurarsan altına giydiğin donu alırlar, haberin olmaz.

    2. en temiz yol nedir?

    - yani yapılabilecek en temiz yol, dışarıdan teftiş yapacak bir firmayı belirli zamanlarda denetime getirmektir. bizim patronlar bu tarz şeyleri pek sevmezler. çünkü hem kendi kirli işleri ortaya çıkar hem de şirketin bütün her şeyine hakim olur böyle firmalar ama en sağlam yol budur. adamlar ıncığına cıncığına varıncaya kadar bütün z raporlarını ve içindeki her naneyi inceliyorlar. yetmiyor, müşteri kılığında mağazalara girip, çalışanlarla kanka ayağı kurup, onları fark ettirmeden sorguya alıp öttürüyorlar. hatta ben birkaç kez rast geldim. aşırı komik oluyor böyle durumlar.

    3. para harcamadan yapılacak en temiz yol nedir?

    öyle bir şey yok tabii ki de. yani ihtimali en aza indirecek iki üç yöntem var.

    1. patron ve ortakları devamlı mağazaları birebir gezip, raporları inceleyecekler. (ki bu bilmem kaç mağazası olan şirketler için neredeyse imkansız)

    2. saf ve eğitimsiz kişiler yerine bilinçli ve eğitimli kişiler alacaklar. ( eğitimli kişiler hırsızlık yapmaz demiyorum. yaptıkları zaman dik alasını yaparlar ama ortalamaya vurduğunuz zaman gerçekten eğitimli ve eğitimsiz arasındaki fark oha denecek seviyede fazladır. gerçekten de bilinçli, eğitimli ve kültürlü kişiler, diğer insanlara göre hırsızlık yapma oranları inanılmaz derecede düşük ama bakın tekrar ediyorum eğitimli insanlar hırsızlık yapmaz demiyorum. eğitimsiz insanlara göre inanılmaz az hırsızlık yapıyorlar diyorum. iyi anlayın bu dediğimi. sonra eğitimli insanların yaptıkları hırsızlıkları, birebir mesaj olarak atmayın bana.)

    3. herkesin kasa kullanmasını bildiği bir sistem yaratacaklar. (özellikle bim ve a101 gibi az çalışanın olduğu mağazalarda herkes kasa bilir. aslında çalışandan kısmak için yapılan bir hamledir bu ama zaman içerisinde göstermiştir ki bütün herkesin kasa bildiği ve geçebildiği bir mağazada hırsızlık yapabilmek çok zordur. neden mi? aslında cevap kendi içinde gizli. çünkü herkes kasayı bilmektedir de ondan. bu sayede sistem kendi içinde kendisini denetler. herkes kasaya geçebildiği için, birisinin yaptığı çakallığı birileri hızlıca fark edebilir.

    4. müdürlerin gerçekten müdür olarak kullanılmasını sağlamak

    yani belli başlı alanlarda mağaza içi istihdamı arttırmak gerek. böylece müdürler asli işlerine dönebilirler. bu sayede de bütün çalışanlar denetlenir ve kasa anahtarı sıkıntılı anlar hariç devamlı müdürün cebinde durur. cebinde durmadığı vakitte kasa önünde kalıp, kasiyerlerin başına cehennem gibi çökebilirler.

    5. peki muhasebecisinden tut da en küçük çalışanına kadar herkes işin içindeyse ne olacak?

    dediğim gibi burada ilk maddeye geri dönüyoruz. o patron cebinden para çıkartıp, bir firmayla anlaşacak ve kurumunu denetlettirecek. bu sırada kendi boklu sırları da ortaya çıkacak. (hayali faturalar ve iadelerden ötürü yapılan vergiden düşme mevzuları vs. birçok yol daha var.) ama korkmayın çoğu özel firma, sizin ne bok yediğinizle ilgilenmiyor. öbür gün sabahleyin kapınıza polis dayanmaz yani tırsmayın bu kadar.
290 entry daha